·216 syf.····Okunma: 21 Eylül 2025 11:22 Hikâyemiz bir cenaze evinde başlıyor. Babasını kaybeden Melike’nin duyguları, yaşadıklarını anlamlandırma çabası ve ev ortamındaki gözlemleriyle onun dünyasına adım atıyoruz. Cenazenin ağır havası bir anda Melike’nin zeki ve sivri düşünceleriyle dağılıyor, yerini kahkahalara bırakıyor. Böylece kitap, hüzünle eğlenceyi aynı potada eriten bir dille ilerliyor.
Ben bu satırların arasına girerken, Unutursam Geçer Belki’nin adının düşündürdüğü şeyle yüzleştim: Gerçekten unutursak geçer mi? Aslında geçmiyor. Derinde açılan yaralar kapanmıyor, sadece üzerini örten anılarla biraz olsun hafifliyor. İşte bu yüzden kitap, okurken hem hüzünlendiriyor hem de bir anda gülümsetebiliyor.
Melike’nin laf cambazlığı, yaşından büyük sözleri çoğu zaman içimizde tuttuğumuz duyguları dışa vuruyor. Okurken kendimden parçalar buldum, birçok bölümde gözlerim doldu; ama Melike öyle bir karakter ki o hüzünlü anları bile tatlı bir tebessüme dönüştürüyor. Çok samimi, çok bizden, çok gerçek…
Küsurat Yayınları’nın güçlü kalemlerinden çıkan bu eser, bana göre sadece bir hikâye değil; aynı zamanda “unutmanın mümkün olup olmadığını” sorgulatan bir yolculuk… Ben kitabı okurken hem kendi içimde dolaştım hem de Melike’nin gözlerinden dünyaya baktım.
Kısacası Unutursam Geçer Belki, kolay kolay unutulmayacak kitaplardan biri benim için
Unutursam geçer belki… Ama belki de asıl mesele unutmak değil, hatırlayarak yaşamayı öğrenmektir.