Puan vermedi·470 syf.····Okunma: 03 Ağustos 2025 01:12 #Spoiler İçerir#
“Derken parça parça, lokma lokma bu acı da akıp gitti. Gitti dedimse lafın gelişi, yoksa insanın içinde ne de olsa bir şeyler kalır…”
“Akşamları rüzgâr camları döverken, lambayı yakıp ateşin karşısına geçip bir kitap okumak kadar hoş şey var mıdır?”
“İnsanın kendine güveni, bulunduğu yere göre değişir.”
Kitap, Charles Bovary’nin Emma Bovary ile evlenmesini konu alıyor. Evlilik deyince herkesin aklına mutlu bir aile geliyor ancak Bovary ailesinde mutluluk tek taraflı. Emma, beklentileri yüksek, balolara ve zengin partilere aşık, kendini hep daha iyi yerlerde görmek isteyen, zengin bir yaşamın hayalini kuran, kendisine her an ilgi duyulmasını ve herkesin onunla ilgilenmesini bekleyen aslında ruhen hasta birisi. Eşi Doktor Charles kendi halinde yaşayan, işten eve, evden işe giden Emma’ya göre hiçbir anlamda yeterli olmayan biri. Bu ailenin tek mutlu kişisi Charles, karısını çok seven ve onun da kendisini sevdiğini sanan aslında olması gerektiği gibi biri. Emma’nın onu bu tekdüzelikten kurtaran Rodolphe ile yasak bir aşk yaşamasıyla her şey değişiyor.
“İnsan neyi arzularsa, neyi isterse onun esiridir” sözü Emma için yazılmış gibi. Ah Emma, hep çok şey bekledi, hep daha fazlasını istedi, hayatına giren herkes onu çok sevsin istedi ama maalesef hayattan beklediğini hiç alamadı ya da beklentileri hayata hiç uygun değildi. Gerçek yaşamdan hep kaçtığı için sorumluluklarını unuttu, yaşadığı şeyi aşk sandı sevildiğini sandı ama bir bataklık gibi çırpındıkça battı.
Kitap tahlili ve yorumun devamı için link profilde