Her ne kadar kitap için bu puanı vermiş olsam da genel olarak kitabın üzerimde çokta bir etkisi olmadı. Bunun sebebinin son üç hikâye olduğunu düşünüyorum. Her bölümü 1 puan üzerinden değerlendirip toplam olarak bu puanı elde ettim. (Sıfır verdiğim bölüm de oldu.)
Gelelim kitaba. Kitap on farklı hikâyeden oluşuyor. İlk beş hikâyeyi gerçekten beğendim. Merak uyandırıcı ve ters köşeleri oldukça iyiydi. Hatta hepsi için ayrı ayrı kitap yazılabilirmiş. Ayrıca ilk dört hikâyede Sarı Kral (1895) diye bir kitaptan bahsediliyor. Daha sonra merak edip araştırdım. Yazarın meğerse böyle bir kitabı varmış. Okurken Sarı Kral kitabına karşı da bir merak uyanmıyor değil. Alıp almamak konusunda şimdilik kararsızım.
Ve altıncı hikâye… Altıncı hikâyeden (Kaninin Cenneti) hiçbir şey anlamadım. Gerçekten hiçbir şey anlamadım! Okuyup anlayan varsa lütfen ne anlatmak istediğini yazsın.
Yedinci hikâye benim için altıncı hikâyeden daha iyi ama ilk beş hikâye kadar değil. Sadece bunu söyleyebilirim.
Son üç hikâye ise diğerlerine göre daha uzun tutulmuş. Nereye bağlanacak acaba diye düşündüm (okuduğumuz her kitapta olduğu gibi) ama beni diğer bölümler kadar etkilemedi.
Son iki hikâyede aynı karakterler var. Tabii başroller değişiyor. Birde şunu merak ediyorum. Son iki hikâyede korkmamız veya gerilmemiz gereken olay/lar neredeydi? Sanırım yazar kitabın konusunu bir anlığına unutmuş.
Fakat kitabı okurken beni en çok sinirlendiren ise çeviri ve yazım yanlışlarıydı. Özellikle de yazım yanlışları! Bazı kelimeler için yanlış mı yazılmış yoksa böyle bir kelime var mı diye düşünüp durdum. Yani bu kadar da hata yapılmaz ki! Çeviriyi yapan kişinin özellikle de düzelteme (şapka) işaretinden bir haber olduğunu düşünüyorum.
Genel olarak çokta bayılmadığım ama beş bölümünde hakkını yiyemeyeceğim bir kitap. Ha birde okumak için tavsiye edeceğim bir kitap değil. Sevindiğim tek taraf ise üniversite yılarında oldukça ucuza almış olmam. Böylelikle her psikolojik gerilim kitabına sazan gibi atlamamam gerektiğini öğrenmiş oldum.