Lucy bir ailenin sıcaklığına muhtaç bir kadın. Annesini küçük yaşta kaybettiği için kayınvalidesini kendi annesi, kayınpederini de babası yerine koyar. Eksikliğini duyduğu sevgiyi, bu yeni ailenin içinde büyütmek ister. Onun bu sıcak yaklaşımı, duvarları yıkmak değil, köprüleri örmek. Fakat ne yaparsa yapsın kayınvalidesini memnun edemez. Ta ki bir sabah polis kapısını çalana dek.
Kitap, kayınvalide Diana ile gelini Lucy arasında gidip geliyor. Okurken sürekli kendimizi gizemin bir parçasında görüyor, sorular sorarak iki kadının açığını bulmak istiyoruz. Bu iki kadından hangisi doğruyu söylüyor? Diana neden gelinine karşı hep soğuk ve mesafeli? Lucy neden onun karşısında sürekli eksik kalıyormuş gibi hissediyor? Ve o kişi neden öldü sorusu zihnimizde dönüp duruyor.
Kitapta her ne kadar şüpheli bir ölüm olsa da, kurgunun asıl odak noktası aile ilişkileri. Aile içindeki çatışmalar, ilişkilerin yıpratıcı yönleri ön planda. Bu nedenle psikolojik gerilim arayanlar biraz hayal kırıklığına uğrayabilir. Ayrıca kapağa yazılan “Kimi aile sırları asla gömülü kalmaz.” cümlesi de yanıltıcı olmuş çünkü ortada saklanan bir sır da yok.
Ama okuttu mu? Evet, okuttu. Üstelik son derece akıcıydı. Ben keyifle okudum.