Uzun zamadır öykü ve roman okuyamayan ben bana o döngüyü kırdırmış yazar. Bu coğrafyadan çok uzaklarda genelde doğup, büyüdüğü irlanda kırsalına dair öyküleri anlatıyor. Kendisini tanımlama sebep olan #emanetçocuk iddialı, ağdalı tasvirlerden, betimlemelerden uzak hikayenin içinde hissettiren dupduru bir anlatım dili var, psikolojik tahlilleri bir o kadar isabetli kesinlikle vakit kaybı olmayan, zamanın ötesinde bir yazar.
1980lerin İrlanda kırsalında, küçük bir kız çocuğunun daha önce görmediği bir aileye geçici olarak emanet verilişini ve çocuk içinde bulunduğu durumu en iyi özetleyen cümle belki de bu. Ne oldum ile ne olacağım arasindayim.
…konusu aile kurumunun ve aidiyet kavramının kırılgan noktalarına bir çocuğun deneyimleriyle ışık tutuyor. Satırları okurken, aidiyet hissinin oluşabilmesi için asıl önemli olanın biyolojik bağlar mı olduğunu yoksa kişinin kendisini rahat ve güvende hissetmesi, yuva sıcaklığını görebilmesi mi olduğunu sorgulamaya başlıyoruz.
Çocuk dünyasının kaygılarını, korkularını, umudunu ve sadakat hissini İrlanda'nın pastoral manzarası eşliğinde okuyucuya hissettiriyor.