·344 syf.··Beğendi
···Okunma: 22 Eylül 2025 16:33 Fârâbî’nin Aristo ve Platon felsefesini İslam inanışıyla yoğurması neticesinde kendine has bir düşünce sistemi ortaya çıkmış. Ona “ikinci öğretmen” denmesi de bu sebepten.
Fârâbî,Müslüman dünyasında felsefenin kurucularından. Özellikle epistemolojik ve ontolojik görüşlerinde metafiziği/Yaratıcı’yı (İlk Sebep yahut el-Evvel) “sudur” teorisiyle felsefi düşünce sistemine sokması felsefe-din ilişkisi bakımından oldukça önemli. Bugün dahi din-düşünce ekseninde onun fikirleri üzerine bina ediliyor birçok düşünce. Bu manada onu aşabilen bir düşünce yokluğu içerisinde olduğumuz bugün dahi söylenebilir.
“Sudur” teorisine göre önce ilk akıl(Allah) vardır ve var olan her şey O’ndan taşarak mertebelerine ve liyakatlerine göre sınıflanır. Aristoteles’in teorisine benzer olarak Ay üstü alemi ve Ay altı alemi yine Fârâbî’de benzer niteliklere sahip olarak beklemektedir. Ay üstü alemde Yaratıcı’dan sudur eden mükemmel varlıklar bulunurken ay altı alem içinde insanın da bulunduğu alemdir. Sınıflanma eksiksiz olandan noksan olana doğrudur.
Eserde Fârâbî’nin eserleri üzerinden onun düşünce sistemi aktarılmaya çalışılmış. Kitapta birçok makale bulunuyor. Alanında uzman olan akademisyenlerce yazılan bu makalelerin birkaçı ne yazık ki dili itibariyle oldukça sorunlu. Yapısal bozukluk bulunan cümleler,çok defa tekrarlanan yazım hataları,akademik düzeyde(!) çalışma olduğuna okuyucuyu ikna etmek için olsa gerek yerli yersiz kullanılan felsefi terimler okumanın akışını sekteye uğratıyor. Bu kadar güzel bir kitapta bahsettiğim birkaç makalede göze çarpan hataların bulunmaması gerekirdi.
Cilt kalitesi,kâğıt ve baskı oldukça nitelikli.Bu konuda hakkını vermek gerek.