"Adımda doğmakta olan insanlığı taşıyorum, ama ben nesli giderek tükenen insanlığa aidim..."
Kitabımız, adı direkt olarak geçmese de Lübnan'da yaşandığı anlaşılan, iç savaş sebebiyle birbirinden kopan ve yıllar sonra tekrar bir araya gelen arkadaşların, hüzünlü ve gerek ahlaki gerek sosyolojik bir çok konuda okuyucuyu düşündürdüğu tatlı sert bir hikaye.
Kitap Adam karakterinin, geçmişteki yakın arkadaşının ölmek üzere olmasını öğrenmesiyle yolunun uzun zaman sonra; doğup büyüdüğü, okuduğu, anılarının, ailesinin, dostlarının olduğu ülkesine gitmesiyle başlıyor. Bu görevi yerine getirdikten sonra hemen geri döneceğini düşünen karakterimizin ülkesine bunca zaman sonra gelmesiyle işler umduğu gibi gitmiyor ve yeniden, tıpkı kendisi gibi Doğu'dan Uzakta kalan eski dostlarıyla buluşabilmek için bir organizasyon düzenlemeye çalışıyor. Bunu yaparken tüm eski dostlarıyla iletişime geçiyor, ve bu konuşmalarda da önceki yaşamlarının, bazı soruların ve cevapların üzerine farklı insanlar olarak yeniden düşünme ve tartışma imkanı buluyorlar. Konuşmalar arasında ve karakterlerimiz anılara dalmışken; itiraflar, suçlamalar, anılar hepsinde farklı duygu yoğunlukları da bizi içine çekiyor. Birbirinden çok farklı ve ayrı ayrı değerlere sahip olmalarına rağmen dostluk kurabilen bu arkadaşların hikayesi oldukça akıcı ve etkileyiciydi bana göre.
Karakterlerin genelinde kendi iç çatışmaları var. Ancak baş karakterimiz belki de hiç bir yere ait olamayan Adam, işte o gerçekten arafta kalıyor..
Kitap aslında tüm okuma boyunca, farklı din ve düşüncelere sahip olan bu arkadaşları bir arada tutan şeyin ne olduğunu sorgulatıyor.
Tarihi atmosferini hissedebileceğiniz bu güzel kitabı okumanızı mutlaka tavsiye ederim. İyi okumalar...
Doğu'dan UzaktaAmin Maalouf