·624 syf.··Beğendi
···Okunma: 22 Eylül 2025 12:00 Jennifer L Armentrout kalemini Lux serisiyle tanımış o günden itibaren bütün kitaplarını severek okuduğum bir yazardır. Fantastik türünde en sevdiğim yazar.
Kan ve Külden serisini hayranlıkla okurken Ten ve Ateş serisi geldi ve bu seriyi ondan daha fazla sevdiğimi söyleyebilirim. Evet bir yerde Hawk bir yerde Nyktos karar vermek zor
Kan ve Külden evreninde geçen Ten ve Ateş serisinin üçüncü kitabı Ten ve Ateş yine harikaydı. Yazar öyle bir evren anlatıyor ki asla sıkılmıyor büyük bir merakla okuyorum.
Nyktos ve Sera artık bir aradadır fakat Kolis her zaman peşlerindedir. Sera'yı kaçırıp hapseden Kolis Nyktos'u da etkisiz hale getirip zindana atmıştı.
Kolis, Sera'yı yüz yıllardır beklediği, onun için her şeyi yaptığı büyük aşkı Sataria sanıyordu. Sera'nın bulunduğu kafes güçlü büyülerle korunurken, öldürülmesi imkansız olan Callum onun her anını takip eden dönendi.
Sera kafeste yaşamak da zorlansa da Nyktos'u kurtarmak için bazı şeyleri kabul ediyormuş gibi gözüküyordu. Kolis'den öğrendiği ufak bilgiler çok önemliydi.
Kitabın neredeyse 400 sayfası bu kafes ve Kolis'le geçiyor. Sera'dan çok ben artık Nyktos neredeysen gel demeye başladım Sonunda Sera'dan beklenen olur ve öfkesi içindeki kıvılcımları ortaya çıkarır.
Son 200 sayfa Nyktos ve Sera'nın aşklarını, mutluluklarını okumak çok güzeldi. Ortaya çıkanlar, tahmin ettiklerimin gerçekleşmesi derken yine soluksuz okuduğum bir kitap oldu. Jennifer Kan ve Külden serisiyle beni kendine hayran bırakmaya devam ediyor. Fantastik severler kesinlikle bu seriyi okumalısınız