·72 syf.····Okunma: 17 Eylül 2025 18:36 Bir taşra kasabasındaki hastanenin ek binası olan akıl hastalarının kaldığı koğuştaki beş kişiyi tanıtarak başlıyor kitap. Hastalardan biri, İvan Dmitriç, öne çıkıyor diğerlerinin arasında. Onun hayatını okuduktan sonra hastanedeki doktorun hayatını ve yaşamını nasıl sürdürdüğünü okuyoruz kısaca.
Sistemin kötülüğü, insanların cahilliği derken hayatla ilgili ve felsefik konular da dahil çok güzel yerlere değiniliyor.
Puan kırdığım yer olay örgüsünün eksik hissettirmesi oldu. Ancak hayatında zorluklar yaşamış, bilgili ve zeki biri olan İvan Dmitriç ve deyimi yerindeyse el bebek gül bebek olarak büyümüş Doktor Andrey Yefimıç arasındaki konuşmaları gerçekten çok sevdim.
Ve yine kendi düşüncelerimi gördüğüm insanların kendini beğenmişliği, kendilerini çok şey sanıp da aslında akıl hastası dediği insanlardan farklı olmadığı, hatta aptal ve bunun farkında olmayan insanlar olduğu konusunu okumayı sevdim. Hani şey olur ya, kendini çok zeki sanan, bilmiş bilmiş ve sıfır alçakgönüllülük belirtisi ile konuşan, en bilgili ve kendini farklı sanan insanları tanıyınca aslında ne kadar içi boş olduğunu görürsünüz. Kitaptakiler de öyleydi işte. Sözde doktor, sağlık görevlisi ve daha birçok mertebedeler ama 'akıl hastasıyla' konuştuğun için seni akıl hastası sayıp, yılda kaç gün olduğuna varana kadar aptal yerine koyulan sorular soruyorlar. Daha fazla şey söylemek istemem kitapla ilgili. Önerimdir, kısa zaten, çabuk biter. Hem kim bilir, belki siz de çevrenizde ya da sosyal mecralarda gördüğünüz kendini uçuran insanlardan parçalarla karşılaşırsınız kitapta :)