·176 syf.··Beğendi
···Okunma: 23 Eylül 2025 22:24 Rovelli yine bir şaheser yaratmış. “Zamanın Düzeni”nde zaman, burada da kuantum… Benim için kitabın görevi: bilgi vermek; düşündürmek ve yazmak için akla fikirler getirmek; ve evreni anlama yolunda bir adım attırmaktır. Bu kitapta hepsi var.
Helgoland Almanya’ya ait Kuzey Denizi’ndeki bir adanın ismi. Werner Heisenberg’in ilk kuantum mekaniğini düşleyeceği sanctum sanctorumu.
Beynimin aldığı kadarıyla, klasik fizikteki elektronların hareketini açıklayan yörüngeler, Heisenberg’de bir olasılık tablosuna (matris) dönüşüyor. Hareket sırasında salınan ışığın frekansı ve genliği ölçülünce nereden nereye gittiği olasılığını hesaplayabiliyoruz. (?)
Schrödinger ile Ψ (psi) parçacık dalgasını görüyoruz: “Lazer ışını aslında çok uzaklarda uzayda dağılır gider. Bir ışık ışınının rotasının çizdiği kesin hat yalnızca bu dağılmayı göz ardı eden yaklaşık bir değerlendirmedir.”. Burada dalga aslında ihtimal bulutları, püskürtülen her bir nokta bir olası varış noktası. (?)
Sen mi haklısın ben mi derken ikisinin de kullanılabilir hesaplar olduğunu görüyoruz.
Belirsizlik, süper pozisyon ve dolanıklık nasıl dudak uçuklatıyor onu anlatmış yazar. Ve Rovelli’yi en çok etkileyen: şeylerin etkileşimi (örn. gözlemci gibi). Aslında her şey birbirinin gözlemcisi, etkileşimcisidir.
Burada yazarın holizmine (bütüncülük) dönüyoruz. Rasyonelliğinden şüphe duymasam da benim için bir tutam metafizik kokan katılmadığım tarafı: “Bütün, birden fazlasıdır.”. Nasıl gözlemci elektronun hareketine etki ediyorsa, varlıklar da birbirinin nasıl “olduklarına”, yani nasıl tanımlandıklarına, nasıl davrandıklarına karar verir.
Öncelikle yazar gözlemcinin bir şeyi değiştirmediğini, zaten etkileşime göre bir sonuç çıkmasının normalliğini söylüyor. Gözlemci kendi durumuna göre hesap ettiği için kendi sonucunu bulur. Kuantuma ek olarak belirttiği etkileşim felsefesini ben de kabul edebilirim. Uzay olmasa hareket olmaz, ki yön yoktur; kütle (cisim) olmasa zaman olmaz… Yani şeyler etkileşime geçtiğiniz tarzda “vardırlar”. Kuantumun açıklanamazları da bu görecelilikle ilgili olabilir, diyor. Mantıklı.
Rovelli zamanı da bu tarz bir görecelilikle açıkladığında mutlu olmuştum: “her yerin kendine has zamanı vardır”.
İtiraz sayılırsa tek itirazım indirgenebilirliğe olan kesin inancımla ilgili olurdu. Bana göre her şeyin tanımı kendisinde yatar, her şey tekil ve kalanı yanılsamadır. “Hiçbir şey yoktur” görüşüm de belki Rovelli’nin “varlık sadece etkileşimle vardır” teziyle uyum içindedir. Çünkü bana göre tek var olan, her şeyin en indirgenmiş tanımlanamayan maddesel özüdür; o da varlıkta etkileşimsiz bir hiç olduğundan, hiçbir şey yoktur diyebiliriz. Bu ontolojiye giriyor ve varlık bir kere anlaşıldıktan sonra, yani “ne olduğu” sorgulandıktan sonra “nasıl olmaya devam ettiği” beni ilgilendirmiyor, et sic, etkileşim yasaları uygundur (decorum).
Velhasıl bir beyin fırtınası kitabıydı, bana bir şeyler kattı.
Alıntıyla bitirelim: "Evren değişimdir, yaşam kanıdır, der Demokritos. Evren etkileşimdir, yaşam göreli bilgiyi düzenler. Biz, bugün anladığımız kadarıyla gerçekliği meydana getiren ilişki ağının zarif ve karmaşık danteliyiz."