Gönderi

Bana beni geri ver
2/10
·512 syf.··
2025 90. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 23 Eylül 2025 23:19
Bu kitap elimde sürünmüş gibi görünüyor, değil mi? Ama işin aslı tam tersi dostlarım. Bu kitap beni boğdu boğdu duvara attı boğdu boğdu duvara attı çığlıklar yardım çığlıkları! İnceleme falan yazmayacağım, içimi dökeceğim. Spoiler da olacak. Öncelikle hepimizin bir noktada anlaştığı konudan başlayalım. Kurgusal erkek karakterler, özellikle ana erkek karakterler hani bir deneysellik söz konusu değilse âşık olalım diye yazılır. Hani böyle bir içimiz gitsin, okuyasımız gelsin falan diye. Hıh işte Efken Karaduman bunun için yazılmamış. Sorulmuş ki bu karakter yazılırken daha ne söyleyebilir de okur nefret edebilir ve sonuç Efken Karaduman. Bakın dikkat ederseniz bu arada "ne söyleyebilir" dedim çünkü adam bir şey yapmıyor, sadece bakıyor, iki adım atıyor ve duruyor. Bu. Bitti bu kadar. Efken belki çok iş yaptı çok koştu çok hareket etti ama bizim algıda seçici baş kadın karakterimiz Mahinev, onun uçurum gözlerini, kasıklarına inan damarların dalgalanmasını tasvir etmekten, yaptığı harekete sıra gelmedi. İyi ki de gelmedi. Allah esirgedi, çünkü attığı iki adımı anlatması bile üç sayfa sürdü. Yani bir sayfada adam ayağını kaldırıyor iki sayfa geçti aa Efken ayağını yere koydu. Aradaki iki sayfa sırf betimleme. Yok koyu renk gür saçlarım küçük omuzlarımın üzerinden cehennemin lav ateşlerinin günahkarların kemiklerini altına alışı gibi döküldü, yok uçurum gözleri benim iri kızıl başka kimsede olmayan kızıl renkli pardon babamda ve erkek kardeşlerimden birinde daha olan kızıl gözlerimin... Ne unuttum başını unuttum. Yok artık mı diyecekseniz kitabı okuyun :) Bakın betimleme iyidir, güzeldir, hoştur, yeni bir evren yeni bir dünya hani işe yarar. Ya da basit cümleleri kıralım, tempoyu artıralım ya da düşürelim diye uzun, betimlemesi bol cümleler kurulur ama bu kadarına gerek var mı. Kanımca hayır asla ama asla bu kadarına gerek yok. Size şunu söyleyeyim, fantastik kitap ya bu hani :) bir olay olmuş (dolunayın ışığı ilerlemiş bu iki kişinin üzerine) ben iki sayfa sonra o olayın aslında betimleme olmadığını, gerçekten yaşandığını anladım. Arkadaşım dolunayın ışığı nehir gibi akmış ben bunu umursamadım bile, başka bir betimleme daha dedim ve okumaya devam ettim, fantastik kitapta fantastik ögeyi yakalayamadım. Çünkü her şey ama her şey heeeerr şeeeey betimlemelerin altında can çekişiyor. Bir kuş uçmaya görsün, bir kar tanesi düşmeye görsün, hani kar tanesi yere düşene kadar diyor ki hay beni yoğuşturan ısıya kıran gireydi de fizik kuralları ters döneydi de ben var olmasaydım bulutumdan kopup yere süzülmeseydim. GINA GELDİ GINA. Betimlemeyi severim ben de yaparım ama bir mantığı olur, kurguya bir hizmeti olur, ne bileyim arkadaşım en azından birbirini bütünler. Nerdeeee???? sayfa başına para alan Rus yazarlar dönün de bu kitaba bir bakın istedim... Yani ben her metaforun kendi içinde örülmüş hikâyelerini takip etmekten asıl olayı kaçırdım kii asıl olay ne arkadaşım? Asıl olay ne? Ne yaşandı beş yüz sayfa boyunca? Efken'in Mahinev'i ikide bir aşağılayıp bunu da ben kötüyüm karanlığım biraz çirkinim (tövbe haşa) triplerine sığınmasından başka... Her karaktere ayrı irrite oldum. Komple kitaba irrite oldum (içim bayıldı). Bir de şunu da diyemedim vay anasını cümleyi öyle bir eğip bükmüş ki betimleme tat veriyor. O da yok. Türkçe dilimiz güzeldir, eğilir bükülür yeni yeni şekiller alır, vermesini bilirsen. Yani... Bir cümlede bir sembol mü var bir kelime yeni bir hayalde mi kullanılacak Hıh işte o kelime cümle içinde üç beş kez tekrar ediyor. Ve hayal devam edecek ya "O kalbim", "O yangın", "O parça", "O kız çocuğu..." biliyorum biliyorum okudum takip edebiliyorum. Devam et. Hayır ısrarla anlatması ikna etmesi bir o açıdan bir bu açıdan göstermesi gerek ki ya okur malsa ve anlamıyorsa. Örnekler... Sayfa 140. "Ona bakan gözlerim, ilk kez gördüğü bir renge bakıyormuş gibi yabancı bakıyordu." Sayfa 141. "Onunla yalnız kaldığımızda kalbimin derinliklerine ulaşan korku hissinin köklerinin kalbimin içinde ilerlediğini ve tamamen kalbimi sararak orada filizlenmeye başladığını hissettim." sayfa 341. "Şeytanın kanatlarımı koparırken tırnaklarının içine dolan kan, benim kanımdı. Şimdi şeytan, kalbimin derinliklerinde kanatlarını ardına kadar açmış, koyu renk kanatları beni gölgesinin altına alırken, sırtımdan sicim gibi akan kanlarla onun beni korumasını hayretler içerisinde izliyordum." sayfa 363. "Uçurum mavisi gözlerinin dibinde daha önce hiç duymadığım bir dilde, bildiğim bir alfabeye bile ait olmayan harflerle yazılmış uzun, anlamının içimi yakacağını bildiğim bir metin yazılıydı sanki." sayfa 366 "Zaman, Efken'in uçurum mavisi gözlerinin dibinden yükselen bir girdaba dönüştüğünde, saniyeler o girdaba takılarak ölüme sürüklenen bedenler gibiydi ve dakikalar var oldukça, o bedenlerden dökülen yardım çığlıkları saatlere uzanıyordu." sayfa 373 "bacaklarının arasına sıkıştırdığı şişeyi ıslanan bacaklarının arasından çıkararak bana uzattı." Sayfa 398. "sigaranın ucunu zipposundan fırlayan ateşin gazabıyla tutuşturdu ve mahşeri tadan tütün kavrularak turuncu bir ışık şeklinde yanmaya başladı." Sayfa 428. "Varlığı içimi deşen bir hissin içinden çıkıp gitmeye çalışıyordum ama sorun şuydu ki, onun içinden çıkıp gidemezdim çünkü o benim içimdeydi." Sayfa 436. "O an onun kelimelerine maruz kalmadım ama bakışları tüm kelimeleri sırtlanmış bir hamal gibiydi ve o hamal tüm yükünü kalbimin içinde yere serip açmıştı; kelimeler kalbimin içine saçılmıştı. Dağınık bir oda gibiydi şimdi kalbim. O dağınıklığı oluşturan her parça ise onun kelimeleriydi. Gözlerinde gördüğüm kelimeler... " Bu örnekleri tek tek okuyunca pek bir anlam ifade etmiyor ama şimdi 500 sayfanın 450sinin böyle olduğunu düşünün. Kabul ediyorum bazı hayaller (klasik edebiyatta bir beyite sığdırılan küçük bir dünya gibi, önemli olan tüm metnin bütünlüğü değil de parça güzelliğidir hani onun gibi), metafor ve benzetmeler gerçekten çok güzel ama o kadar çok var o kadar çok var ki denk gelişle elde edilen bir icat olduğunu düşündürüyor. Bunun yanı sıra cümlelerin dolambaçlığı, hayalin karmaşıklığından kaynaklamıyor asla, dilin işlenmemesinden kaynaklanıyor. Nereden biliyorsun diye sormayın, okuyorum... Bazen sadece sigarasını yaktı demek yeter, alengirli cümlelerden katbekat etkili olur hatta. Bu kadar çok betimleme kitabı kelime salatasına çevirmekten başka ne yazık ki bir işe yaramaz. Bir anlamı kalmaz bulunan hayallerin, yapılan kelime oyunlarınn. Bunu en iyi anladığım kitap da bu. Sevdiğin hiç mi bir yer olmadı, olmuştur ama hatırlamıyorum ki :) kan içme sahnesi... Vampir kurgularına bayılırım (Kitap vampir kurgusu falan değil, bir şey anlatmaya çalışıyorum). Kan içme beslenme sahnelerini çok severim (saftirik vampiri kitabı vardı o hariç) kitap film fark etmez. Burda da Mahinev'in Efken'in kanını içtiği bir sahne vardı, tiksindim. Evet kan içmeyi benim gözümde mahvetti, imkansız demeyin sadece bu ikilinin yapmasını bekleyin. Mantık hatalarını (nigin bağı varsa mı evren değiştiriyorlar, evren değiştirince mi nigin bağıyla bağlanıyorlar?), karakterlerin saçma davranışlarını (Mahinev gidecek bir yerin yok, burası bildiğin bir yer değil kaçma kuzum gitme yavrum evi terk etme bacım), diyalogların yapaylığını, karakterlerin duygu durum takibinin yapılmamasını (Mahinev şok olmuş Efken inanılmaz Hot biri wow, şokum devam etsin @_@) vs geçiyorum. Mahinev'in Efken'i tarif ederken kullandığı cümlelere bakalım. Tetikleyici mi evet şiddet içerikli mi evet romantikleştirme var mı evet o yüzden siniri dayanmayacak okurlar geçsin Sayfa 76. Mahinev "Nedense onu hiç tanımıyor olsam bile kafamda netleşmiş bir düşünce vardı: Bu adamın eline kan yakışırdı." Sayfa 89. Mahinev "Kafamı gövdemden tek bir hareketle çok rahatça ayırabilirmiş gibi görünüyordu." Sayfa 126. Efken. "Aptal bakire tavırlarına bürünmeden önce söyleyeyim... (...) asilik yapmayı sürdürürsen duvarda resmini çıkarırım." Sayfa 129. Efken "Kafanı avuçlarımın arasında ezdiğimde boş olup olmadığını anlarsın." Sayfa 133. Mahinev "Bu fısıltı onun içindeki öfke ateşini harlayacak ve uzun, güçlü parmakları boğazımı saracak sanmıştım." Sayfa 141. Mahinev "Gözlerinde kalbimi yerinden sökerken bile bana aynı gözlerle bakabileceğini hissettiren vahşi bir sakinlik vardı." Sayfa 147. Efken "O hem bir kadın hem bir çocuk." Sayfa 148. Efken "Biliyor musun Medusa, bana cevap vermediğin için kafanı bedeninden ayırmak istiyorum." Sayfa 154. Efken "Ben de saçından sürükleyerek götürürüm seni. (...) kaldır koca kıçını. (...) kazan kadar kıçın var." Sayfa 174. Efken "Öylece yanımda dur ve hiç konuşma. Hatta o kadar konuşma ki senin bir dilsiz olduğunu düşünsün." Sayfa 199. Mahinev "Bana terslenmesi, boynumu avucunun içine aldığı anda hiç zorlanmadan kırabilecek kadar öfkeli bakması o an beni..." Sayfa 200. Mahinev "Biraz daha susarsam beni boğacaktı." Sayfa 202. Mahinev "Ne yaparsın? Kafamı boynumdan mı ayırırsın?" Sayfa 203. Efken "Gittiğimiz yerde de aptal saptal konuşma. Kimseyle konuşmayacaksın." Yoruldum ama neye dikkat çekmek istediğim anlaşıldı sanırım. Bir erkeğin güçlü olduğunu anlatmanın binlerce yolu vardır, bir kadın (psikolojik ve fiziksel) üzerinde çok basit bir şekilde hakimiyet kurabilecek olması, buna muktedir yansıtılması o yollardan biri olmamalı. Kanımca. Sadece kadına şiddet değil, genel olarak şiddet ile güç güzellemesi yapılmasına karşıyım. Bununla birlikte bir insanın "masum/saf oluşunun" anlatılması için de çocukla özdeşleştirilmesine karşıyım. Genç bir kadının fiziğinin, davranışlarının vs vs "çocuk gibi bebek gibi" benzetmeleriyle anlatılmasını hiçbir kitapta hoş karşılamıyorum. Zaten bu kitapta yapılan mantıklı da değil. Yaren, Mahinev'den yapı itibariyle zayıf bir insan görünümde. Mahinev de etine dolgun, uzun boylu bir insan şeklinde çizildi. Hemen matematik dersine gidiyoruz, oran orantı. Böyle bir insanın ayakları da büyüktür elleri de net. Hani Mahinev'in Yaren'in postallarını giydiği her an "Bana büyük gelen postallar, ayakkalarıma bir iki beden büyük olan ayakkabılar" bilgisi vermesinin altında mantıklı bir neden bulamıyorum, aramam da. İncelemeyi uzatabilirim ama ne gerek var. Efken'in durup dururken Mahinev'i bir yerle kendi vücudu arasına sıkıştırmasını, aşağılayıp durmasını, tehdit etmesini sonra kafamı karıştırıyorsun herkes gibi değilsin demesini, Mahinev'in mantıksız hareketlerini ve düşünce akışını, Mahinev'in kar yağışını dolunay ışığıyla gölge oluşturmasından takip ettiğini, son bölümlerde Efken'in elindeki kanın bir türlü bitip tükenmemesini, Efken'in adam öldürdükten sonra gidip piyano çalmasını anlatmasam da olur. Okuduğum zamana zaten yazık oldu. Hani bazı kitaplar vardır, "hafızam silinse de tekrar okusam keşke" dersiniz. Bu kitap bana "hafızam silinse keşke" dedirtti. Bu kadar bitti. Hafızam silinse keşke ve ben bu kitabı unutsam. Seriye devam etmeyeceğim.
1000Kitap
İçi̇nde Bi̇r Sen - 1Binnur Şafak Nigiz · Dokuz Yayınları · 20203,960 okunma
·
732 Gösterim
4 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Ay salata dedin canım salata çekti cndbdb Ya ama olamaz ya. 76 en sevdiğim sayı ve o nasıl cümle. Yani, kanın ona yakışması sana s*ksi gibi birşey mi geliyor? djdjdj Duvarda... resmini, ne!? Evet bu adam vahşi bak doğru noktaya değindin (141) djdjdjdj Ayy yok ben okumaya devam edemedim 😖 Çocuğa benzetmek... Böyle birşeyin kurgusunu bile yapmak, yani erkek karakteri böyle yazan yazarı hiç okumam. Ama maalesef, aynı yazardan cep boy şeklinde olan, Yangın Mavisi serisini aldım 😑 İlk kitabı bitirene kadar can çekiştim resmen. Eğer ilk kitabı çizmeseydim filan, tüm seriyi hemen satardım ama yok, satamam. Kitaplığımda durması sinirime gidiyor. Ayy bi fikrin var mı böyle sevmediğimiz kitaplara ne yapabiliriz? Aynen dostum aynen, adam öldürmeden sonra, piyanoda iyi gelicek xjdndndn Yorumun için teşekkürler, bende bu kitap vardı 1-2 yıldır durdu da durdu. Bakıyordum ama okumaya gelince yok. Keşke hediye verdiğim kişiye vermeden önce iycene araştırsaymışım😔 Demek istemiyorum ama, söyliycem. Bazı Wattpad yazarları cidden sorunlu anlaşılan. Sosyal medyada görüyorum, hani nasıl ve neden bu kadar seviyorsunuz diye soruyorum kendi kendime. Çok yazık ya, vaktine yazık olmuş
Demet Yılmaz
Gönderi Sahibi
Ben bu tarz kitapları kitaplığımın en arka kuytu köşelerine koyuyorum. Ve ben de o deli divane olan kitle yüzünden çok kaliteli bir şey okuyacağım sandım ama karşılaştığım manzarayı görüyorsun 🧍🏻‍♀️
Kesinlikle aşırrrrı katılıyorummm asla abartıldığı kadar iyi değil abartılmadığı kadar kötü
Demet Yılmaz
Gönderi Sahibi
Mel şükür ki çileniz bitmiş 🤲🏻
Ablam o kadar nefret etmişsin ki vazgeçtim okumaktan
Demet Yılmaz
Gönderi Sahibi
Seni ateşlerden kurtardığım için çok mutluyum şu an
Harika anlatmışsın özellikle başlarını kahkaha atarak okudum daha iyi anlatılamazdı xloxlddldmd
Demet Yılmaz
Gönderi Sahibi
Teşekkürler 😌😌😌