Gazze’den yükselen feryat, yalnızca oradaki birkaç ailenin değil; ümmetin tamamının kalbine dokunan bir çağrıdır. Yıkıntılar arasında yankılanan ağlayış, aslında bütün müminlere yöneltilmiş bir sorumluluk hatırlatmasıdır. Çünkü kardeşlik, sadece sevinçleri paylaşmak değil; acıya omuz vermek, yalnızlığı bölüşmek demektir.
Resûlullah’ın (s.a.v.) buyurduğu gibi: “Müminler birbirlerini sevmekte, birbirlerine merhamet ve şefkat göstermekte bir vücut gibidirler. Vücudun herhangi bir uzvu rahatsızlandığında, diğer uzuvlar da uykusuzluk ve ateş ile bu acıya ortak olur.” (Buhârî, Edeb 27; Müslim, Birr 66). Gazze’de akan her gözyaşı, bu ümmetin bedeninde bir sızı; yıkılan her ev, hepimizin kalbinde bir yara olmalıdır.
Bugün ümmetin görevi sadece dua ile yetinmek değil; sözüyle, kalemiyle, malıyla, duasıyla ve gayretiyle kardeşinin yükünü paylaşmaktır. Çünkü suskunluk zalimin cesaretini, mazlumun ise yalnızlığını büyütür.
İmtihan ağır olsa da, Rabbimiz kardeşliğin hakkını verenleri asla zayi etmez. Kalpler birleştiğinde, diller tekbirle buluştuğunda ve omuzlar birbirine yaslandığında, karanlık mutlaka dağılır. Ümmetin gerçek gücü işte bu kardeşlikte saklıdır.