·544 syf.··Beğendi
···Okunma: 24 Eylül 2025 22:51 Merhametin ve Acımasızlığın Savaşı, Aşk Nefret, Tutku, Acı ve Ölümün hikayesi. O kadar akıl almaz oyunlarla kurulmuş bir kitap ki, ney ne zaman oldu aklımda tutamadım. Tek hatırladığım her bölüm karşılıklı oynanılan oyunlardan ağzımın açık kaldığıydı.
İlk defa bu tarz bir kitap okudum, açıkçası sahte kimlikle ortaya çıkma konusu beni biraz itse de kitabı beklentimin çok üstündeydi.
Bazı yerlerde ‘ya ne yapıyor bu’ (hem Savaş hemde Derin için)desem de her hamlesinde Derin’i fazlasıyla anladım. Bu hikayede en masumu, hayatı elinden alınan oydu, intikam için böyle bir işe başvursa da aslında kendisini Kumsal olarak tanıtması başına en büyük belalardan birini yani Savaş Andaç’ı getirdi. Üzümlü kekim Derin her ne kadar Kocaeli’nin tanınmış kötü kadının yani Kumsal Karam’ın rolüne bürünmeye çalışsa da, Savaşın onu Kumsal sanarak yaptığı kötülükleri bile empati kurarak anlamaya çalıştı.
Gelelim Nefretten doğan aşkımıza. Nefreti doya doya okusak da Aşkı ilk kitapta çok fazla okumadık. Ama Savaş ve Derin arasında o yavaş gelişen duyguları fazlasıyla şahitlik ettik.
İlk korkularımdan biri; aslında bakarsak Savaş’ın bu durumda Derin, Kumsalın kişiliğine büründüğü için Derine değil de Kumsala aşık olmasıydı. Ama Derin gerçekten Kumsalın tam tersi bir karakter ve Savaş ne kadar başta Kumsal’ı görse de aslında Derin’in kişiliği ve karakterine yavaş yavaş duygu beslemeye başladı. Bu ayrıntıyı bize böylesine detaylı sunduğu için yazara teşekkür ederim, böylesi okuma zevkimi ikiye katladı.
Yine de artık Savaş’ın Derin’in kim olduğunu öğrenmesini okumak istiyorum, bunu hatta birinci kitapta okumak isterdim daha çok. Yanı sıra zorlukların arasında yeşertecekleri aşklarını okumayı beklediğim için hız kesmeden ikinci kitaba başlıyorum.