Kafamda Bir Tuhaflık
Spoiler içerir.
Kitap boza satıcısı Mevlüt Karataş'ın hayatı, maceraları, hayalleri ve arkadaşlarının hikayesi ve 1969 ile 2012 yılları arasında İstanbul hayatının pek çok kişinin gözünden anlatan Orhan Pamuk'un ilk kez okuduğum romanı. Beni okumaya çeken şey kitap isminin dikkatimi çekmesi. Bozacı Mevlütümüzde kendisini anlayıncaya kadar sürekli yürüyor ve bence bu yüzden boza mesleğini seviyor. Kitabı açar açmaz dikkatimi çeken şey yüzyıllık yalnızlık kitabında olduğu gibi aile soy ağacına yer verilmesi ama bence buna pek gerek yoktu. (Yüzyıllık Yalnızlıkta kesinlikle ihtiyaç vardı tabi :) Ayrıca kitabın arkasında oldukça detaylı bir dizin oluşturulmuş. Kitabımızın içeriğine gelecek olursak romanın en çarpıcı ve bence en etkili yanı çoklu perspektifin kullanılış olması.Kitabın ilk yüz sayfasından sonra hikâyeye kapılıp gidiyorsunuz. Dönemin yaşanan olaylarlarına da yer yer değiniliyor. ( -60 darbesi
-71 darbesi
-adnan menderes'in idamı
- 6-7 eylül olayları
-varlık vergisi
-sağ sol çatışmaları
-maraş katliamı
-80 darbesi
-dincilerin ve cemaatlerin yükselişi
-sivas katliamı
-Erdoğanın belediye başkanlığı
-gölcük depremi
-falkland savaşı
-bosna savaşı
-çernobil faciası
-11 eylül
-ak parti ikdidarı)
Kendimi zaman zaman bir an kurgusal değilde yaşanılmış gerçek bir hikâyeyi mi okuyorum? diye düşünmeden alamadım. Kitabı okudukça kitaptaki karakterler gibi bende aptal ergen aşıklar gibi olmak istedim. :)) İlk kez bir kitap karakterinin yüzünü aşırı merak ettim ve eski İstanbul sokaklarında aşırı gezme isteği doğdu içimde. Kitabın ortalarına doğru ölen Mevlütün Rayihasının ölümü beni ağlatacak kadar etkiledi :'( Ama her şeye rağmen okumaktan zevk aldığım güzel bir romandı.