Puan vermedi·303 syf.····Okunma: 18 Eylül 2025 14:45 Uzun zamandır ana karakterinden bu kadar nefret ettiğim, hiçbir şekilde empati kuramadığım bir kitap okudum mu inanın hatırlamıyorum.
Dur artık kadın dur!!! diyorsunuz ama durmuyor. Bir noktada dıracak mı? Onu da okuyup görmeniz gerekiyor.
Bilmeyenler için konudan bahsedeyim;
June Hayward ve Athena Liu kitapları yayımlanmış iki arkadaş. Çinli-Amerikalı Athena'nın kitapları çok satanlar listesinden asla inmiyor, çok haneli rakamlara film anlaşmaları yapıyor.
Beyaz Amerikalı olan June ise kitabını zar zor bastırabilmiş. Ve Athena'yı içten içe kıskanıyor.
Bu ikili Athena'nın Netflix anlaşmasını kutlarken popüler yazarımız talihsiz bir kazada ölüyor.
Ve o gece yanındaki tek kişi June ise Athena'nın evinden ayrılırken onun yeni kitabının taslaklarını da alıveriyor...
Ana konunun bir kısmı intihal bir kısmını da ırkçılık oluşturuyor. Çünkü çaldığı notlardaki kitap; 1.Dünya Savaşı'nda Çinli işçi taburları ile ilgili. Ve kitabın (yeni) yazarı Beyaz Amerikalı June.
Bu da sahip olmadığın kültürün ve deneyimin yazarı olmanın meşruluğunu sorguluyor ve sorgulatıyor.
R.F. Kuang'ın da Asyalı yazarların sadece kendi kültürleri üzerinden yazması gerektiğinin düşünüldüğünü, diğer konuların Beyaz Amerikalılara bırakılmasının istendiğini söyleyip sektörü defalarca eleştirmişti.
Bu kitapla bunu yazılı hale getirdi ve ters köşe ile Beyaz Amerikalı bir kadının Asyalı yazarlardan beklenen bir konuya sahip çıkıp popüler olmasını anlattı.
Kendi adıma R.F. Kuang'a hayranlığımı artıran bir okuma oldu. Her anlamda kitabı çok sevdim ve bence Kuang'ın tam da istediği gibi kitapta eleştirilen her şeyden nefret ettim. Kitabın hiciv yönü o kadar yüksek ki istemesenizde sizi de peşinden sürüklüyor.
June Hayward; kesinlikle iğrenç bir kadın ve ruhsal problemlerinin içinde boğulsun istiyorum.
Ahlak kavramlarının tamamını bu karakter üzerinden sorgulayabilir ama hiçbirinin karsiligini bulamazsınız.
Tam da bu yüzden kitabın çok başarılı olduğunu düşünüyorum.
Yaşamdaki doğru- yanlış olgusu, özgünlük, esinlenme(!) ile taklit etme arasındaki fark, yayıncılık sektörü, sosyal medyanın yaşamımızdaki yeri, linç kültürü gibi birçok kavramı sorgulamaya sizi mecbur ediyor.