·288 syf.··Beğendi
···Okunma: 25 Eylül 2025 20:47 "Sabahları hasta uyanmanı istiyorum. Çünkü hastaysan yaşıyorsun demektir."
Bir babaya bu satırları yazdırdı hayat... Sizi 16 yıllık bir hayatın acı dolu kaderini yaşayan Burçak, annesi ve babasının dilinden; hayatı, sevgiyi ve yaşamı tekrar tanımaya davet ediyorum.
Her şeyin güllük gülistanlık olduğu hayatınızın ölümle arasındaki çizgisinin birden inceldiğini düşünün. Hayatınızdaki renklerin birden solduğunu... Ehemmiyet verdiğiniz çoğu uğraşın boş, önemsediğiniz çoğu değerin sağlıktan önemli olmadığını... Minik yaşta hayata dair nice umutları olan, en büyük hayali Amerika'da güzellik yarışmasına katılmak isteyen bir kız çocuğunun, lösemi ile yitirdiği ümitleri, kemoterapi ile döktüğü saçları düşünün.
Burçak, 79 doğumlu bir kız çocuğu, 10'lu yaşlara geldiğinde sırt ağrılarıyla başlayan bir hastalığa yakalanıp, uzun süren tedavisi sonrası 16 yaşında hayatını kaybediyor. O yıllarda "Burçak" adı televizyon programları ve gazetelerde fazlaca yer almış. Savaş Ay'ın programlarına konu olup, hakkında yürütülen tedavi kampanyasına ünlü sanatçılar ve iş insanları seferber olmuş. Minicik kalbi bir aşka tutunup hayata sarılsa da hayata olan yazgısı 16 yaşında noktalanmış.
"Hayattaki en önemli şey sağlık ve mutluluk ... Onların haricinde hiçbir şey önemli değil ..." diyor Burçak. Yaşadığımız "küçük dert etmelerin" yitirilen sağlığın yanında hiç olduğunu tekrar anlatan bir eser.
Bir gün "Anne Frank'ın Günlüğü" nü okuyup "Keşke ben de öldükten sonra bu günlükle ünlü olsam." dediği günlüğü, onun hatırasını yaşatmak için kitaplaştırmış ailesi. Ben eseri okunacak biyografik eserleri araştırırken farketmiş, hatta sizlerle paylaşmıştım. Okumaya ise anca fırsat buldum. Ama iyi ki okudum. Bir çocuğun kaleminden olduğu için edebi yönüne hiç bakmadığım eserin okurda bıraktığı his yeter bence. Bazı kitapların ruhu vardır derler ya, öyle nir eser...