·160 syf.··Beğendi
···Okunma: 25 Eylül 2025 17:21 Kitabı okurken garip bir şekilde Tutunamayanlar esintisi var gibi hissettim. Kitap bittikten sonra tesadüfen Oğuz Atay'ın Tutunamayanları bu kitaptaki şu pasajdan esinlenerek yazdığını öğrendim:
“Dünyada hepimiz sallantılı, korkuluksuz bir köprüde yürür gibiyiz. Tutunacak bir şey olmadı mı insan yuvarlanır. Tramvaydaki tutamaklar gibi. Uzanır tutunurlar. Kimi zenginliğine tutunur, kimi müdürlüğüne, kimi işine, sanatına. Çocuklarına tutunanlar vardır. Herkes kendi tutmağının en iyi, en yüksek olduğuna inanır. Gülünçlüğünü fark etmez... Ben, toplumdaki değerlerin ikiyüzlülüğünü, sahteliğini, gülünçlüğünü göreli beri, gülünç olmayan tek tutamağı arıyorum: Gerçek sevgiyi! bir kadın. Birbirimize yeteceğimiz, benimle birlik düşünen, duyan, seven bir kadın!”
(Oğuz atay roman bittikten sonra, ilk olarak Yusuf Atılgan'a göndermiş kitabı, Atılgan bir dönüş yapmayınca kırılmış. Çünkü kendi yazdığı 10-15 cümlelik bir pasajdan 700 sayfalık bir dünya sunmuş yusuf atılgan'a ve hiçbir geri dönüş alamamış. yakın çevresindeki bir arkadaşına "kitabımla ilgilenmedi" demiş.
Yusuf Atılgan bunu Oğuz Atay'ın vefatının ardından öğrenmiş:
"tutunamayanlar'ı çok beğenmiştim ama böyle bir kitabı yazan birinin benim yorumuma ihtiyacı olmadığını düşünmüştüm. Keşke hayatta olsaydı da bunu kendisine söyleyebilseydim" demiş sonrasında.)
Belki 1 yıldır rafta duran ön yargıyla okumadığım bu kitabı, tutunamayanları okuduktan sonra okumam gerekiyormuş..
Kitabı sonuna kadar okuduğumda ismini bile açıklamayan, Atılgan'ın 'C' olarak adlandırdığı ana karakterin aslında çocukluğunda meydana gelen "fiksasyonun" onun ileride insan ilişkilerinde kaçıngan bağlanmasına, sevdiklerine sevgisini göstermekte sorunlar yaşamasına sebep olduğunu fark ettim.
Büyüyüp yetiştiğimizde sergilediğimiz pek çok davranışı çocukluğumuzdaki yaşantılarımız şekillendiriyor. Forrest Carter "Çocuk yetiştirmek için bir köy gerekir." der "Küçük Ağacın Eğitimi" kitabında. Gerçekten de çocuk yetiştirmek büyük bir itina ister. En ufak bir hata çocukta büyük travmalara sebebiyet verebilir.
Karakter çocukluğunda gördüğü baba figürü yüzünden yetişkinliğinde hep yalnız hissediyor, 'insanın bir tutamağı olmalı' diyor, tutunacak bir şeyi, çocuğu, işi, sanatı gibi... Tutunacak bir dal arıyor. Bir sevgi! Ancak içindeki korku, kaygı ve takıntılar yüzünden bulduğu sevgiden hep kaçıyor. Bu arayış sırasında toplumsal dayatmalara da isyan ediyor.
Karakterin bir arayış peşinde geçen iç konuşmalarıyla başlayıp sonunda duygusal bir boşluğa iten sürükleyici bir eser..