Martin Eden, işçi sınıfından gelen yoksul bir gençtir. Tesadüfen tanıştığı burjuva (zengin, kültürlü) bir aileye mensup olan Ruth’a âşık olur. Onun dünyasına girebilmek için kendini geliştirmeye, büyük bir yazar olmaya karar verir.
Başlarda eğitimsizliği ve sınıfsal kökeni nedeniyle küçümsense de, yılmadan çalışır; kitaplar okur, yazılar yazar, defalarca reddedilse bile pes etmez. Yıllar süren mücadelenin sonunda şöhrete kavuşur ve eserleri değer görmeye başlar.
Ancak başarıya ulaştığında fark eder ki:
Onu küçümseyen insanlar, şimdi sadece şöhreti için yanında olmak istemektedir.
Ruth dâhil, sevdiği kadın bile onun gerçek mücadelesini ve ruhunu anlamamıştır.
Şöhret ve para, hayalini kurduğu içsel doyumu getirmemiştir.
Martin’in yükselişi, aynı zamanda içsel bir yalnızlığa ve umutsuzluğa doğru inişine dönüşür. Roman, bireyin toplumdaki yerini, sınıf farklarını, aşkın gerçekliğini ve sanat–hayat çatışmasını sert bir şekilde ele alır.
Temalar
Sınıf Çatışması (yoksul işçi → zengin burjuva karşıtlığı)
Bireysel Mücadele ve Kendini Yaratma
Sanat ve Şöhretin Bedeli
Aşkın İdealizasyonu ve Hayal Kırıklığı
Varoluşsal Yalnızlık ve Anlamsızlık
Romanın sonunda Martin Eden’in trajik kırılma noktası gelir:
Başarıya, şöhrete ve paraya kavuşmasına rağmen hayalini kurduğu doyuma ulaşamaz. Sevdiği kadın Ruth’un ona geri dönmek istemesi bile artık anlamını yitirmiştir. Çünkü Martin, tüm mücadelesinin sonunda, insanların samimiyetsizliğini, sevgilerin çoğunun çıkar ilişkisine bağlı olduğunu ve toplumun aslında değerleri içtenlikle yaşamadığını fark eder.
Bu büyük hayal kırıklığı onu derin bir varoluşsal boşluğa sürükler. Ruhundaki yalnızlık, hayatın anlamsızlığı duygusu ve yorgunluğu dayanılmaz hâle gelir. Sonunda Pasifik Okyanusu’na açılır ve denize girerek intihar eder.