Merhaba herkese :) yine bir kitap incelemesiyle buradayım:)
Okurken hani "hayret etme duygusu" deriz ya, işte o duygudan yaşadım o satırlarda.
Bir kitabın bana bu duyguyu yaşatması, beni her zaman çok etkilemiştir.
Nitekim aldığım o tatlı" hayret" duygusu ile bunun devamını başka bir kitapta okumak gibi bir istek geldi bana:)
Buradan iç sesime duyurulur :)
İç sesim derken," işte kitabın ana konusu da bu zaten:)
Yazar Osho bize "sezgi"den bahsetmiş.
Aklımız bilinmeyene çalışır, ama sezgi bilinemeyene çalışır.
Demiş ki;
"Her şey bilindiği zaman hiçbir heyecan kalmaz, bıkar ve sıkılırsın.
Bunun sırrı bilinemeyendir.."
Bunu böyle düz okuyunca idrak etmek biraz zor ama, yazarımız Osho bize bunu daha iyi anlayabilmeniz için farklı örnekler ile anlatmış.
Düşünmeyi bırakıp sezgimizle hareket edebilirsek, gerçeği görebileceğiz! Hem de kendi gözlerimizle.
İçimizdeki o muhteşem bilgelik meydana çıkacak.
Tam da buraya şu alıntıyı bırakayım;
"Dünyanın büyük bir isyana ihtiyacı var.
Aklın ötesine geçip, sezginin dinginliğine ulaşmak için..."
İşte tam da bu !
Ayrıca kitapta başka konulara da değinmiş.
Mesela, kadınlar ve erkekler üzerine farklı tespitler, aşk, sevgi, zihin yolculuğu vs...
Birçok konuyu samimi ve kolay cümleler ile anlatmış.
Bu anlatımdan, İnsanın kendi iç rehberine güvenebilmesinin ne kadar kıymetli bir şey olduğunu daha iyi anladım.
Son olarak ,kısa ve öz açıklamak gerekirse;"Kalbinle verdiğin karar her zaman doğrudur."
Aklın girdi mi işin içine, ön yargılar devreye girer yanlış kararlar verirsin. Arka plandaki asıl gerçeği göremezsin..
Hani bir söz var ya"Herkes kendi kalbinin ekmeğini yer" hakikaten de öyle.
Kitapta, yazara Osho tek katılamadığım nokta,"din" konusuydu. Onun haricinde büyük bir ilgiyle okudum.
Bu yüzden de haddim olmayarak bir puan kırdım:)
Yazara Osho selam olsun.
Keyifli okumalar dilerim.