Sezgi (Mantığın Ötesini Bilmek)

·
Okunma
·
Beğeni
·
1723
Gösterim
Adı:
Sezgi
Yazar:
Alt başlık:
Mantığın Ötesini Bilmek
Baskı tarihi:
2016
Sayfa sayısı:
172
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789758817009
Kitabın türü:
Orijinal adı:
İntuition
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ganj Yayınları
Sezgi'de zihin ile ruhsal alan arasındaki fark anlatılmaktadır. Mantık, zihnin gerçeği nasıl algıladığıyla, sezgi ise ruhun gerçeği nasıl algıladığıyla ilgilenmektedir. Osho'nun bu konular üzerindeki konuşmaları olağanüstü anlaşılır, bazen komik ve oldukça sürükleyicidir. Hepimizin doğal bir sezgi yeteneği vardır. Ancak toplumsal şartlandırma ve eğitim sistemleri, genelde bunun ortaya çıkmasını engeller. Bize içgüdülerimizi anlamak ve kişisel gelişimimiz için bir temel olarak kullanmak yerine, onlara sırt çevirmemiz öğretilir. Böyle olunca da, sezgi yoluyla içimizde filizlenecek olan bilgeliğin kökleri kurumuş olur.
Bu kitapta Osho, sezginin tam olarak ne olduğunu gösteriyor, onu kendi içimizde ve başkalarında nasıl tanıyabileceğimizin yollarını öğretiyor. Bize, gerçek sezgisel kavrayış ve iyimser düşünce arasında bulunan ve kolaylıkla hatalı seçimlere ya da istenmeyen sonuçlara yol açacak farkı nasıl ayırt edeceğimizi gösteriyor. Kendi bireysel ve doğal sezgi yeteneğimizi besleyecek ve destekleyecek çok sayıda egzersiz ve meditasyonları açık bir dille ifade ediyor.
118 syf.
·Puan vermedi
İsmi afilli olduğunu düşündüğüm,okuma hayatımda zaman zaman karşıma çıkan Osho ‘nun okuduğum ilk kitabı oldu Sezgi..
Kitabın bir kişişel gelişim kitabı olmasından çok felsefi yönü olduğunu düşünmeye gayret ettim ve o beklentiyle de sonuna kadar okudum.
Kitabın bana kazandırdığı şey ,ansiklopedik kitapları sevmemden olabilir deneyimlerini paylaşması ve benim ilgimi çekmesinden olabilir toplasam 118 sayfalık kitapta beni etkileyen iki paragraf ancak oluşturabilirim.
En ilgimi çeken deneyim dolu bilgilerin başında Hindistan daki rahiplerin güçlü bir zehire ihtiyaç duyarak dini deneyim kazanmak uğruna zehiri için kobra beslemeleri ve dillerini ısırtmaları..
Sovyetler’de yapılan hayvanlardaki sezgi deneyi..Kedi’nin yavrularını ayırarak denizin dibine indirmeleri,anne kediye cihazlar bağlamaları,her bir yavruyu öldürürken o esnada annenin nabzını değişmesi..
Burdan yola çıkarak insan annede sezginin bu kadar gelişmediği ve buna sebep olarak da,mantığını kullanmasını göstermesi..
Bir başka akılda kalıcı nokta ise ne kadar çok bilgi öğrenirsek sezgi yeteneğimizi kaybediyor olduğumuzu söylemesi..
Benim bu kitabı okuma sebebim adının Sezgi olması..
Sezgi denen duygunun benim hayatımdaki deneyimlerin bu başlıktaki bir kitabın içinde benzer şeylerden bahsedip bahsetmiyor olması..
Sonuç;evet tam da deneyimlerimden bahsediyor..
Kitabın kendisi kadar yazarı da ilgi çekici ve hakkında araştırma yapılması gereken bir yazar.
Osho kimdir ? diye merak edip araştırdığınızda çok popüler olması dışında oldukça sağlam hazırlanmış ve dikkate alınması gereken bilgilere rastlıyorsunuz.
Osho hakkında bir belgesel yapılmış adı da. “Wild Wild Country”....
Osho kendisini yepyeni bir din kurucu olarak görüyor.Amerika nın ortasında minik bir kasabada tarikat kuruyorlar ve ayinlerle bir sürü nitelikli ama dünyevi zevklerden bıkmış müridler buluyor.Hepsi kırmızının tonunda giysiler giyiniyorlar.Osho nun tarikatında 93 tane rolls royce sahibi var.çok komikler yaa..Para ,zenginlik,lüx olmazsa olmaz yani..Din ve lüx birarada görüntülenince kafadan kaybediyor zaten sizin gözünüzde inandırıcılığını..Varlıklarını devam ettirebilmek için suikastler ,zehir imal etmeler filan..Sezgi kitabında da bahsediyor zaten.Evli iki insanın yolda giderken adamın ya da kadının başka biriyle ilgilenmesi birden yaydığı kimyasal kokudan kaynaklandığını söylüyor..Tarikatın ayinlerine baktığınızda özgür sex i savunması ve yer vermesi anlaşılır geliyor.Tabii burda kendi hayat görüşümden yola çıkarak insanların eşleri varken başka birilerine yönelmeleri ahlaksızlık yönünü bir kenara bırakırsak insan doğasının yol açtığı bişi..Ve burdan tüm dünyadaki evlilik ritüellerinde ‘seni daima seveceğim ve sadık kalacağım ‘sözü hava civa ..Burdan yola çıkarak erkeklerin bir çok kadın davranışında anlamadığı başla bir şeye de kendimce bir yorum getirmek isterim.Bazı kadınların sezgileri kuvvetli ve karşısındaki erkeğin güzelliğinden dolayı kendisini tercih ettiğinin farkında..Bu demek oluyorli adamın güzelliğe zaafı var ve güzellerin köküne kıran girmesini dilemekten başka kadının elinden bir şey gelmez..Hayatının bir döneminde muhakkak ki hissedecektirde ihanete uğradığını..İşte bu bazı kadınların aldatılıcam madem rahatım yerinde olsun mantığı ile hareket edip işi gücü yerinde varlıklı adamlarla evlenmeyi tercih ediyorlar.Kadınların bazılarının maddeci gibi görünmesinin derununda böyle bir etken yatıyor olabilir.İnsan çatışmayı seviyor hayatında..Tutulması çok zor sözler vermek hayatlarında elde etme tutkusunun nirvanası..
Sonuç olarak okumasanız hiçbir şey kaybetmeyeceğiniz bir kitap be malesef tavsiye edemiyorum.;)))
118 syf.
·9/10
Yeni bir yaşam serisi kitaplarından biridir kesinlikle okunması gerekir... ustaca anlatılan öyküler mesajlarını belirgin hale getirir yazarın, kimi yerde sayfanın en önemli sözü köşede asılı durur çerçeve içinde
118 syf.
Osho'nun anlatımlarından üretilmiş kitaplar içinde ilk üçe girer, diyebileceğim bir kitap 'Sezgi'.
"Akıl zaman alır. Ve sen düşünürken, artıları eksileri hesaplarken, o anı kaçırırsın. Hayat senin için beklemez. İnsanın artık yaşaması gerekiyor."
118 syf.
·1 günde·8/10
Osho'nun konuşmalarından derlenen bu kitap kendini keşfetmek isteyenler için bir kılavuz niteliğinde. Bana çok şey öğretti, eminim herkesin bu kitaptan öğrenecekleri vardır.
118 syf.
·Beğendi·10/10
Sezgi tam olarak anlaşılması ve farkındalık yaşanması gereken bir spiritüel. Doğru zamanlama.. İşte o an diye hayatın içinde yakaladığımız bir varoluş bilmecesi.
Bilinemeyecek olanın yarattığı his..Bilinmeyene ulaşmak isteyen herkesin okuması gereken bir kitap..
118 syf.
·10 günde·8/10
Batı dillerinde birçok şey ifade edilemez. Çünkü doğulu yaklaşımda gerçek, temelde, özünde çok farklı bir şeydir. Bazen aynı şeye, doğu ya da batı mantığıyla baktığında, yüzeyde sonuçlarının aynı göründüğünü düşünebilirsin. Ama olamazlar. Eğer biraz daha derine inersen, biraz daha derine kazarsan, çok büyük farklılıklar göreceksin. Sadece sıradan farklılıklar değil, olağanüstü farklılıklar.
Daha geçen gün, büyük Zen ustası Basho'nun ünlü Haiku'larını okuyordum. Batı zihni ya da batı tipi eğitim görmüş bir zihin için çok güzel şiirlere benzemiyor. Artık bütün dünya batı tipi eğitim alıyor. Doğu ile Batı arasındaki fark, eğitim söz konusu olduğunda ortadan kalkmıştır.
Onu sessizce dinle. Çünkü senin harika şiir dediğin bir şey değil. Ancak derin bir anlamı var ve bu çok daha önemli. İnanılmaz bir şiirselliği var. Ama bunu hissetmek için çok ince olman gerekir. Onu entelektüel olarak anlayamazsın. Ancak sezgiyle anlaşılabilir. İşte Haiku şu:
Dikkatle baktığım zaman
Çitin yanında yeşeren bir Nazunya görüyorum!
Şimdi ortada büyük bir şiirsellik gözükmüyor. Ama biraz daha sempatik bakalım. Çünkü Basho başka bir dile çevrilmiştir. Kendi dilinde tamamen farklı bir doku ve lezzete sahiptir.
Nazunya sıradan bir çiçektir. Yolların kenarında kendiliğinden büyüyen bir otsu çiçektir. O kadar sıradandır ki, kimse bakmaz bile. O değerli bir gül değildir. Nadir bulunan bir lotus değildir. Bir göl üstünde yüzen, nadir bir lotusun güzelliğini görmek kolaydır. Bir mavi lotusu nasıl göremezsin? Bir an için onun güzelliğine kapılmaya mahkûmsun. Ya da güneş altında, rüzgarla dans eden güzel bir gül. Bir an için sana sahip olur. Olağanüstüdür. Ama Nazunya sıradan, adi bir çiçektir. Bakıma ya da bahçıvana ihtiyaç duymaz. Her yerde kendi kendine büyür. Bir Nazunya'ya dikkatle bakmak için, bir meditasyoncu gerekir. İnce bir bilinç gerekir. Aksi halde onu kaçırırsın. Görünür bir güzelliği yoktur. Onun güzelliği derindedir. Onun güzelliği sıradandır. Ancak o sıradanlık, olağanüstülüğü barındırır. Nazunya'da bile. Ona kalbinle bakmadığın sürece göremezsin.
Basho'yu ilk okuduğun zaman, "Çitin yanında yeşeren Nazunya'nın şiire konu olacak ne önemi var? " diye düşünürsün.
Basho'nun Japonca şiirindeki son hece olan "Kana" ancak bir ünlem işareti ile çevrilebilmiştir. Çünkü onu çevirmenin başka bir yolu yoktur. Kana'nın anlamı, "Hayret ettim" dir. Şimdi, güzellik nereden geliyor? Nazunya'dan mı geliyor? Binlerce insan o çitin yanından yürüyüp geçmiş ve kimse dönüp o küçük çiçeğe bakmamıştır. Basho ise, onun güzelliğinden büyüleniyor ve başka bir dünyaya ışınlanıyor. Ne oldu?
Burada etken Nazunya değil. Yoksa herkes onu fark ederdi. Asıl etken Basho'nun görüşüdür. Açık kalbidir. Empatik vizyonudur. Meditasyona hazır olmasıdır. Meditasyon, simyadır. Herhangi bir metali altına çevirir. Bir Nazunya'yı Lotus çiçeğine dönüştürür.
Dikkatle baktığım zaman....
Dikkatle kelimesinin anlamı; farkındalıkla, tüm varlıkla, meditasyonla, sevgiyle, duyarlılıkla demektir. Biri umarsızca bakabilir. Ve o zaman bütün olayı kaçırır. Dikkatlice sözcüğü, bütün anlamlarıyla hatırlanmalıdır. Ancak asıl kökeni, meditasyonladır. Bir şeyi meditasyonla görmek ne demektir? Zihin olmadan bakmak! Zihinsiz bakmak! Bilincinin üzerinde hiçbir düşünce bulutu olmadan bakmak. Ne gelip geçen bir anı, ne de bir arzu. Hiçbir şey. Tam bir boşlukla.
Böyle bir zihinsizlik haliyle baktığın zaman, bir Nazunya bile başka bir dünyaya dönüşür. Cennetin bir lotus çiçeği olur. Artık bu dünyanın bir parçası değildir. Sıradanlığın içinde olağanüstülük bulunmuştur. Ve bu, Buddha'nın yoludur. Sıradanlığın içinde olağanüstülüğü bulmak! Her şeyi o an içinde bulmak! Bütünü, Guatam Buddha'nın ifadesiyle Tathata'da bulmak!
Basho'nun Haiku'su, bir Tathata şiiridir. Bu Nazunya'ya, sevgiyle, kalpten gelen bir duyarlılıkla, perdelenmemiş bilinçle, bir zihinsizlik haliyle baktığın zaman, insan şaşkınlığa uğruyor. Hayrete düşüyor. Büyük bir hayranlık oluşuyor. Bu nasıl mümkün olabilir? Bu bir Nazunya,... Ve eğer bir Nazunya mümkünse, her şey mümkündür. Eğer bir Nazunya bu kadar güzel olabilirse, Basho bir Buddha olabilir. Eğer bir Nazunya böyle bir şiirsellik içerebilirse, o zaman her taş bir mücevher olabilir.
Dikkatle baktığım zaman çitin yanında yeşeren bir Nazunya görüyorum!
Kana! Hayret! Şaşkınlığa uğradım. Güzelliğini kelimelere dökemiyorum. Ancak işaret edebiliyorum.
Bir Haiku, sadece ima eder. Sadece dolaylı yoldan işaret eder.
Benzer bir durum, Tennyson'ın ünlü şiirinde görülür. Bu ikisinin karşılaştırılması sana çok yardımcı olacak. Basho sezgiyi temsil eder, Tennyson ise aklı. Basho doğuyu temsil eder, Tennyson ise batıyı. Basho meditasyonu, Tennyson ise zihni. Birbirine benzeyebilirler. Ve bazen Tennyson'un şiiri, daha şiirsel görünebilir. Çünkü Basho'ya oranla daha doğrudan ve belirgin anlatır.
Çatlamış duvardaki çiçek
Seni o çatlaktan koparıyorum
Burada, elimde, kökün ve her şeyinle tutuyorum
Küçük çiçek, ama eğer seni bir anlayabilsem
Kökünle ve her şeyinle ne olduğunu bilsem.
O zaman Tann'yı da ve insanı da bilirim.
Güzel bir şiir. Ama Basho ile kıyaslanamaz. Tennyson'ın nerede farklılaştığını görelim.
İlk olarak: Çatlamış duvardaki çiçek. Seni o çatlaktan koparıyorum.
Basho çiçeğe sadece bakıyor, onu koparmıyor. Basho'nunki pasif bir farkındalık. Tennyson ise aktif ve vahşi. Sonuçta eğer bir çiçek seni etkilemişse, onu koparamazsın. Eğer bir çiçek kalbine ulaştıysa, onu nasıl koparırsın? Koparmak onu yok etmek, öldürmek demektir. Bu bir cinayettir. Kimse Tennyson'ın şiirini bir cinayet olarak görmez, ama öyledir. Bu kadar güzel bir şeyi nasıl yok edebilirsin?
Ama zihnin böyle işler. Her zaman yıkıcıdır. Sahip olmak istiyor. Ve sahip olmak sadece yıkımla mümkündür.
Unutma, ne zaman bir şeye ya da bir kişiye sahip olursan, o şeyi ya da kişiyi yok edersin. Bir kadına sahip mi oluyorsun, onun güzelliğini, ruhunu yok ediyorsun. Bir erkeğe mi sahipsin, o artık bir insan değildir. Onu işine yarayan bir nesneye çevirmişsindir.
Basho, dikkatle bakıyor. Sadece bakıyor, yoğunlaşmış bir şekilde incelemiyor; sadece yumuşak, kadınsı bir bakış. Sanki Nazunya'yı incitmekten korkarmış gibi.
Tennyson, onu çatlaktan koparıyor ve...
Burada, elimde, kökünle ve her şeyinle tutuyorum. Küçük çiçek,...
O, ayrı duruyor. Gözlemci ve gözlemlenen hiçbir şekilde birleşmiyor, bütünleşmiyor. Bu bir aşk ilişkisi değil. Tennyson çiçeğe saldırıyor. Onu köküyle birlikte söküyor ve elinde tutuyor.
Zihin sahip olduğu, kontrol ettiği, tuttuğu zaman rahat eder. Meditasyon bilinci hali, sahip olmakla, tutmakla ilgilenmez. Çünkü bütün bunlar, şiddet zihninin birer ürünüdür.
Ve Tennyson, küçük çiçek diyor. Çiçek küçük olarak kalıyor. Kendisi çok daha üst bir basamakta. O bir erkek, büyük bir entelektüel, harika bir şair. Hâlâ egosunun içinde. Küçük çiçek!
Basho için ortada bir karşılaştırma sorunu yok. Sanki orada değilmiş gibi kendisi hakkında hiçbir şey söylemiyor. Hiçbir gözlemci yok. Burada güzellik her şeyin ötesine geçiyor. Nazunya çiçeği orada, çitin yanında yeşeriyor. Hayret! Ve Basho, sadece tüm varlığıyla hayrete düşmüş durumda. Güzellik onu eziyor. Çiçeğe sahip olmak yerine, çiçek ona sahip olmuş durumda. Çiçeğin güzelliğine, o anın güzelliğine, tamamen teslim olmuş durumda.
"Küçük çiçek, ama eğer seni bir anlayabilsem" diyor, Tennyson.
Anlama saplantısı. Takdir yeterli olmuyor. Sevgi yeterli olmuyor. Onu anlamak önemli. Bilginin üretilmesi önemli. O bilgiye ulaşılmadığı sürece, Tennyson rahat olamaz. Çiçek bir soru işaretine dönüşmüştür. Tennyson için bir soru işareti. Basho için bir ünlem.
Arada çok büyük bir fark var. Soru işareti ve ünlem. Basho için sevgi yeterlidir. Sevgi, anlayıştır. Bundan daha anlamlı bir şey olabilir mi? Ama Tennyson, sevgiden tamamen mahrum. Zihni, orada bilgi açlığı çekiyor.
Seni bir anlayabilsem?
Kökünle ve her şeyinle ne olduğunu bilsem...
Zihin, mükemmellik saplantısına sahiptir. Hiçbir şey bilinmeyen olarak kalamaz. Hiçbir şey bilinmeyen ve gizemli olarak kalamaz. Köküyle, sapıyla, her şeyiyle anlaşılmalıdır. Zihin her şeyi bilmediği sürece korkar. Çünkü bilgi güç verir. Eğer gizemli bir şey varsa, hemen korkarsın. Çünkü gizemli şeyler kontrol edilemez. O gizemli şeyin içinde neyin gizli olduğunu kim bilebilir? Belki düşman! Belki tehlike! Belki güvensizlik! Kim bilir sana neler yapar. O, bir şey yapmadan önce anlaşılmak zorundadır. Her şeyiyle bilinmelidir. Hiçbir şey gizemli olarak kalamaz.
Ama o zaman bütün şiirsellik kayboluyor. Bütün sevgi, bütün gizem, bütün harikalık kayboluyor. Ruh yok oluyor. Şarkı yok oluyor. Coşku yok oluyor. Her şey bilindiği için hiçbir şeyin değeri kalmıyor. Her şey iliniyor. Hiçbir şeyin değeri yok. Her şey biliniyor. O zaman hayatın bir anlamı, önemi yok.
İkilemi görüyor musun? Zihin önce "her şeyi bil" diyor. Ve her şeyi bildikten sonra, zihin dönüp; "hayatın bir anlamı yok" diyor.
Anlamı sen yok ettin ve şimdi anlam için aranıyorsun. Zihin, anlamın yıkımıdır çünkü her şeyin bilinmesinde ısrar eder. Üçüncü kategori olan bilinemeyene izin veremez. Bilinemeyen, sonsuza dek bilinemez kalacaktır. Ve o bilinemeyen, hayatın anlamıdır.
Bütün büyük değerler; güzellik, sevgi, Tanrı, dua; önemli olan her şey, hayatı yaşanır kılan her şey, üçüncü kategori olan bilinemeyene aittir. Bilinemeyen, Tanrının bir başka ismidir. Gizemli ve mucizevinin bir başka adıdır. Onsuz kalbinde bir merak uyanamaz. Ve meraksız bir kalp, bir kalp değildir. İçinde hayret olmadığı zamanlar, çok değerli bir şey kaybediyorsun. O zaman, gözlerin tozla doludur. Berraklığını yitirirler. O zaman kuş ötmeye devam eder ama sen etkilenmezsin. Kalbin heyecanlanmaz çünkü açıklamasını biliyorsundur.
Ağaçlar yeşildir. Ancak yeşillik seni bir dansçıya, bir şarkıcıya dönüştürmez. Varlığında bir şiiri tetiklemez. Çünkü açıklamasını biliyorsundur. Ağaçları yeşil yapan klorofildir. O yüzden ortada şiir kalmaz. Açıklama orada olduğu zaman, şiir kaybolur. Bütün açıklamalar birer araçtır, amaç değil.
Eğer bilinemeyene güvenmiyorsan, bir gülün güzel olduğunu nasıl söylersin? Güzellik nerede? Gülün kimyasal bir parçası değil. Gülü istediğin kadar analiz et, içinde bir güzellik bulamazsın. Eğer bilinemeyene inanmıyorsan, bir insana otopsi yapabilirsin ama ruh bulamazsın. Tanrıyı arayabilirsin ve onu hiçbir yerde bulamazsın. Çünkü o her yerdedir. Zihin onu ıskalayacaktır. Çünkü zihin, onun bir nesne olmasını ister ve Tanrı bir nesne değildir.
Tanrı bir titreyiştir. Eğer varoluşun sessiz sesi ile uyum içindeysen, tek elin alkışıyla uyum içindeysen, o zaman Hintli mistiklerin, ana hat dediği şey ile uyum içindesin. Varlığın müziğiyle. Eğer gizemlerle uyum içindeysen, o zaman Tanrının varolduğunu bilirsin. Hepsi bu! O zaman Tanrı, varoluşla aynı anlama gelir.
Ama bu şeyler anlaşılamaz. Bu şeyler bilgiye indirgenemez. Ve o noktada Tennyson, can alıcı noktayı kaçırıyor. Ne diyordu?
Küçük çiçek, ama eğer seni bir anlayabilsem
Kökünle ve her şeyinle ne olduğunu bilsem
O zaman Tanrı’yı da, insanı da bilirim.
Ama hepsi bu kadar. Ama ve eğer!
Basho, Tanrının ve insanın, o ünlemin içinde olduğunu biliyor. Kana! "Şaşkınım. Hayretler içindeyim. Çitin yanında Nazunya yeşeriyor!"
Belki dolunayda, belki sabah gün doğarken, Basho'nun yol kenarında sanki nefesi kesilmiş gibi, kımıldaman durduğunu görüyorum. Bir Nazunya! Ne kadar da güzel! Bütün geçmiş yok olmuştur. Bütün gelecek kaybolmuştur. Aklında hiçbir soru işareti yoktur. Sadece saf bir hayret. Basho, bir çocuk olmuştur. Bir çocuğun masum gözleriyle, Nazunya'ya sevgiyle bakmaktadır. Ve o sevgi, o duyarlılık içinde, tamamen farklı bir anlayış vardır. Entelektüel ya da analitik değil. Tennyson, bütün olguyu akla taşıyarak güzelliğini yok ediyor.
Tennyson, batıyı temsil ediyor. Basho ise doğuyu. Tennyson, erkek zihni temsil ediyor. Basho ise kadın zihni. Tennyson, zihni temsil ediyor. Basho zihinsizliği!
Dnalxkxlslznxlckdşdşxkxnzlzlzşzözş, mxmxmdndkspsşzşzmnxnzlzğdpdıdıdkzşzşöxmxözözşzşdöşdlkvo ppdğsğdpdosmxmzçşzşzöx xözözçzözöçzçzçzöxözşzçzçzçzmmdşzşzçzçzşzççzlxşzçzçzçzçzçşzçzçzmzçzçzçzçöz
Bir kadına aşık oluyorsun ya da kadın sana aşık oluyor. Bunu harika bir şey olarak görüyorsun. Bunun hiçbir tarafı harika değil. Bu tamamen içgüdüsel bir çekim. Hormonların karşı hormonlarla çekim yaşaması. Sen doğanın elinde sadece birer oyuncaksın.
Osho
Sayfa 15
Bir kadın bebek doğurabilir.Bir erkek bunu yapamaz.Erkeğin daha alt olduğu kesin, anne olamıyor.Doğa, erkeklerin daha aşağı düzeyde olduğunu bildiği için ona böyle bir sorumluluk vermemiştir.Sorumluluk,her zaman daha üst düzeyde olanda bulunur.Doğa erkeğe bir rahim vermemiştir.Hatta erkeğin doğum olayındaki işlevi,küçük bir enjeksiyondan başka bir şey değildir,küçük anlık bir işlev.
Osho
Sayfa 46
Etrafına bir bak. İnsanların hayatları kafaları tarafından zehirlenmiş durumdadır. Hiçbir şey hissetmezler. Hiçbir şeye duyarlı değillerdir. Hiçbir şey onlara heyecan vermez. Güneş doğar ama onların içinde hiçbir şey doğmaz. Güneşin doğuşuna boş gözlerle bakarlar. Gökyüzü yıldızlarla dolar. Olağanüstü gizemlerle dolar. Ama kalplerinde hiçbir şey kıpırdamaz. Hiçbir şarkı doğmaz. Kuşlar şarkı söyler, insan ise şarkı söylemeyi unutmuştur. Bulutlar gökyüzüne doluşur ve sülünler dans eder. İnsan nasıl dans edeceğini bilmez. O artık sakattır. Ağaçlar çiçek açar; insan düşünür, asla hissetmez. Ve duygu olmadan da çiçek açması mümkün değildir.
Bilinemeyen sayesinde hayatın bir anlamı vardır. Her şey bilindiği zaman hiçbir heyecan kalmaz, bıkar ve sıkılırsın.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Sezgi
Yazar:
Alt başlık:
Mantığın Ötesini Bilmek
Baskı tarihi:
2016
Sayfa sayısı:
172
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789758817009
Kitabın türü:
Orijinal adı:
İntuition
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ganj Yayınları
Sezgi'de zihin ile ruhsal alan arasındaki fark anlatılmaktadır. Mantık, zihnin gerçeği nasıl algıladığıyla, sezgi ise ruhun gerçeği nasıl algıladığıyla ilgilenmektedir. Osho'nun bu konular üzerindeki konuşmaları olağanüstü anlaşılır, bazen komik ve oldukça sürükleyicidir. Hepimizin doğal bir sezgi yeteneği vardır. Ancak toplumsal şartlandırma ve eğitim sistemleri, genelde bunun ortaya çıkmasını engeller. Bize içgüdülerimizi anlamak ve kişisel gelişimimiz için bir temel olarak kullanmak yerine, onlara sırt çevirmemiz öğretilir. Böyle olunca da, sezgi yoluyla içimizde filizlenecek olan bilgeliğin kökleri kurumuş olur.
Bu kitapta Osho, sezginin tam olarak ne olduğunu gösteriyor, onu kendi içimizde ve başkalarında nasıl tanıyabileceğimizin yollarını öğretiyor. Bize, gerçek sezgisel kavrayış ve iyimser düşünce arasında bulunan ve kolaylıkla hatalı seçimlere ya da istenmeyen sonuçlara yol açacak farkı nasıl ayırt edeceğimizi gösteriyor. Kendi bireysel ve doğal sezgi yeteneğimizi besleyecek ve destekleyecek çok sayıda egzersiz ve meditasyonları açık bir dille ifade ediyor.

Kitabı okuyanlar 79 okur

  • Suzan
  • ᙏE̷̷RVE̷̷ ̷̷
  • Zekiye İpekci
  • önder sayar
  • Baycu
  • Abdulkadir Demirci
  • Betül BAYDAŞ
  • Özlem dalkilic
  • Akif Demirsoy
  • Gökhan

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%0
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%16.7
25-34 Yaş
%41.7
35-44 Yaş
%41.7
45-54 Yaş
%0
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%53.3
Erkek
%46.7

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%39.1 (9)
9
%13 (3)
8
%34.8 (8)
7
%4.3 (1)
6
%8.7 (2)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0