Ego (Yanılsamadan Kurtulmak)

·
Okunma
·
Beğeni
·
6124
Gösterim
Adı:
Ego
Alt başlık:
Yanılsamadan Kurtulmak
Baskı tarihi:
Mart 2006
Sayfa sayısı:
374
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789758817344
Orijinal adı:
The Book of Ego
Çeviri:
Amrit Sangeet
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ganj Yayınları
Ego ve onun oyunları: Evlilik onun oyunudur, para onun oyunudur, iktidar onun oyunudur. Tüm oyunlar egonun oyunudur. Toplum şu ana kadar oyunlar oynar ve halde kalmıştır; bu, dünyanın her tarafında sürekli devam eden bir olimpiyattır. Herkes yukarıya doğru mücadele ediyor ve diğer herkes onu bacaklarından aşağı çekiyor çünkü Everest´in zirvesinde hepinizin duracağı kar yer yok.

Seçebilirsin: Ya hayal kırıklığı, acı, mutsuzluk; o zaman egoya tutunmaya, onu beslemeye devam et. Yahut huzur, sükünet, saadet... Fakat o zaman masumiyetini yeniden kazanmak zorundasın.

Egonu bir kenara fırlat. Tüm egoyu paramparça et. Egoyu yok ederek, kendi özünü keşfedeceksin. Ve bu keşif mümkün olan en muhteşem keşiftir çünkü o mutlak saadete doğru bütünüyle yeni ve kutsal bir yolculuktur..

Ego bir buzdağıdır; onu erit.

Onu, derin sevginin içinde erit, böylelikle o kaybolsun ve sen okyanusun parçası haline gel.
(Tanıtım Bülteninden)
374 syf.
·Puan vermedi
Hey ! Sen ! Bilader (:
İn bakalım artık Kaf Dağı’ndan…
Gerçeklere dönme vaktı :)

Kaf Dağı ile ilgili kısa bir bilgi sana ;

Kaf dağı, genellikle masallarda yer alan, dünyayı çevrelediğine inanılan, arkasında cinlerin, perilerin bulunduğu varsayılan, zümrütten yapılmış bir yerdir. Fars mitolojisine ait Zümrüd-ü Anka kuşunun bu dağda yaşadığı düşünüldüğünde Kaf dağının aynı kültüre ait bir efsane dağ olduğu anlaşılabilir. Vikipedi

Neymiş demek ki efsaneymiş… Yalan dolan yani (:
Gelelim konumuza.
Ama önce şu burnunu bi alalım Kaf Dağı-ndan.
Bilirsin şu meşhur lafı Burnu Kaf Dağı-nda olmak …
Kaf Dağı = EGO
Az önce Kaf Dağı-nın yalan dolan olduğunu öğrendiğimize göre EGO - DA tırı-vırı yani :D

Öyleyse napıyoruz ? Tırı-vırıyı bırakıyoruz.

Geliyoruz şimdiki an-a …
Geldiysen öncelikle Hoş-geldin…Beş-gittin
Yeter bu kadar geyik (:

Ulan -osho-yu sevin diye bu kadarda şebeklik yaptırılmaz ki insana ayıptır :))

Seni de anacağım deli kız Gamze (: Gamze Ö.
EGO-NU LEGO YAP iyi slogan :))

Öncelikle kitap beni de sıktı.
Eğer ilk bu kitapla başlasaydım -osho- okumaya ,bende lanetler yağdırırdım. Daha önceden birkaç kitabını okuduğum için osho-nun ne kadar iyi olduğunu biliyorum.Bu kitabın derlemesi sıkıcı yapılmış.İçindeki bilgiler aslında çok değerli ve gereksiz uzatılmış ve sıkıcı tekrara girmişler.
Eee diyeceksiniz neden inceleme yazıyosun ? Yazıyorum çünkü -osho-nun yanlış tanıtılması beni deli ediyor. Dediğim gibi kıymetli bilgiler var kitaplarında. Ama seçici olmak lazım.
Sizin için okuyup beğendiklerimi sırasıyla yazıyorum.
Sıralamaya göre okursanız bu adamı gerçekten anlarsınız.
*Aşk-özgürlük-tek başınalık
*Sevgi
*Beden ile zihni dengelemek
*Kadın
*Erkek
*Martıları Seven Adam
*Yaşam-sevgi-kahkaha

Gelelim -ego- konusuna.
Dört yıldır kişisel gelişimle ilgili çok şey okudum.Son bir yıldır kendi içime döndüm.Yoluma çıkan gerek insanlar gerekse kitaplar bana çok şey kattılar katmaya da devam ediyorlar.
Ben de -ego-ları çok yüksek biriydim ki hala da törpülemeye çalışıyorum.Hiç bir zaman oldum dememeli insan.
Çok şımarık büyütüldüm yalan yok (: Doğal olarak evin prensesi olunca -ego-lar tavan oluyor :))
Ama kendi çocuğumu asla böyle büyütmem.Neyse çok uzatıp sizi sıkmak istemem.
Hayat çok kısa.Bunu hepimiz biliyoruz. Kitaptan da yaptığım bazı alıntıları okuduysanız farketmişsinizdir bu lanet ego insana zarardan başka bişey vermiyor. Sürekli en iyi olma hırsı zamanınızdan çalıyor.Kimi vaktinde uyanıyor ve düzeltmek için çabalıyor kimi uyandığında herşeye geç kalmış oluyor. Gönül ister ki herkes vaktinde uyansın. Şimdi çok pişmanım mesela.Vaktinde çok insan çıktı yoluma beni uyandırmaya çalıştılar tabi ben uyanamadım. Uyanmaktan kastım şu kendinin ve yaşadığın hayatın farkına varmak.
Ben son bir yıldır herşeyin farkındayım açıkçası.
Bir yıl öncesine baktığımda Jessy hakkaten sen mal-mışsın diyorum.:)) Boşa geçen onca zaman…
Ne içindi ? Para kazanma hırsım,iyi giyinme,iyi gözükme,iyi yerlerde takılma,karşı cinse kendini beğendirme çabaları vs bir sürü tırı vırı işte. Örnekleri siz çoğaltın. Robot gibi yaşıyormuşum.Tıpkı herkesin yaşadığı gibi.Yaşadığını zannettiği gibi…
Sonra bigün hatta bu spor salonunda oldu.Bir an herşey durdu.Garip bir boşluğa girdi herşey.Hani filmlerde karekter yerinde durur etrafı ağır ağır ilerler karekter bi balonun içinde gibidir vs çok hatırlayamıcam şimdi :) zaten çalışmışım akşama kadar yorgunluktan geberiyorum sırf birileri okusun hayatını değiştirsin iyi olsun diye bu cümleleri kurmaya çalışıyorum yaaa :)
Ne diyodum hee durdu herşey. Aklıma ilk şu soru geldi lan dedim benim burda ne işim var ? Kas-mas yapıyosun eee ? Ne için ? Kim için ? Mutlu musun ? Hayır. Başlarım dedim böyle hayata :) vsvs ve başladı bende değişim.
Sonra herşeyi herkesi gözlemlemeye başladım.İnsanların telaşla hergün ordan oraya koşturduklarına şahit oldum.Herkes mutsuz kurulmuş robot misali.
Kimse yaşadığı an-ın farkında değildi.
Carpe-diem diye bir slogan var.Herkesin yanlış tasvir ettiği.Gelsin biri gitsin biri ye iç gez hayat boş eğlen coş misali :)))))
Aslında öyle değil işte.An var ya o kadar kıymetli ve güzel ki sen yaşamak iste yeterki :)
Lan içtiğim kahve bile artık bir başka güzel valla bak :D
Ki ben agresif suratsızın önde gideniydim.
Sabah annemler beni erken uyandırırlarsa burunlarından getirirdim. Sonra babam bi hastalandı gördüm ebemi tabiri caizse :) Çok şükür ki sağlıklı şuan (şimdi sorarsınız diye parantez açtım). :))
Yaa benim hikayem çok uzun… Konu dan çok sapmak istemiyorum.Ben garantici bir tipimdir.Çıktığım bu yolda denklemlerin çok sağlamasını yaptım ve hep tuttu.
O sebeple okuyun şu adamı vallah hayatınıza bakış açınız değişecek.Bakış açınızı değiştirmekte zamanla hayatınızı değiştirecek.
Bırak ego-nu… Sen sen ol ve kendini sev,kendinle mutlu ol..
Ali çok zenginmiş-veli doktormuş-bilmem kim çok yakışıklı biriyle evlenmiş-diğeri jeep almış….bıdı bıdı hepsi…
Uyan…
Hayat bunlardan ibaret değil…
Hayat yediğin güzel yemekler,içtiğin su,kahve,kokladığın bir çiçek,keyifle okuduğun bir kitap,izlediğin film…vsvs…
Tamam yaşamak için para da önemli ama buraya dikkat amaç değil araç yapabilirseniz parayı mutlu olursunuz!!!
Hırslarını bırak,ego-nu bırak….kalp kırma…sev daima sev…
Ama en çok kendini sev...
Sen değerlisin,unutma ;)
Öyle işte buda böyle bir inceleme olsun :)))

Vallah olduğu gibi paylaşıcam.Bir kişinin bile hayatı değişse kar kar-dır :)))

Sevgilerrr :)))
Jessy
374 syf.
İncelemeyi geç görecekler için not: Oruçlu iken okunması tavsiye edilmez!

Şunu baştan belirtmek isterim ki kendine Osho diyen yazarı hiçbir şekilde araştırmadım, kimdir necidir diye.. Çünkü bir kişi kendini en iyi yazdığı kitapta gösterir (yazılmış değil konuşmalarından derlenmişi de aynı kapıya çıkar), etki altında kalmadan yazar hakkında düşüncelerim kendi kendine oluşsun, sonradan araştırma yaparak üzerine katarım, yanlışların üzerini çizip doğruları da pekiştiririm dedim. Dolayısıyla yazar ile ilgili tüm görüşlerim yanlış da olabilir, eksik de. Ama bu kendisine lafları döşememe engel mi? Hayıııııırrr…

İncelemeye bir fıkra ile girişeyim:

Bir kadın Osho nun yanına gelir. Güzel, alımlı, şık...

- Osho pirim, hep hayatta birinci olmaya, herkesi geçmeye çalıştım, her şeyin en iyisi benim olsun istedim ve hepsi oldu. Ama çok mutsuzum..

- egon seni dünya ile savaştırmış, mutlu olacak halin kalmamış. Egonu yok et, lego yap onu sonra da vur kır parçala!!

- nasıl yapacağım onu?
- sevişmen lazım.
- ayy kimle?
- bu ruhani yolculukta sana rehberlik ederim balım.

Eveeet, böyle bir fıkra yok, bunu ben uydurdum. (Osho’nun uydurduklarının yanında bu ne ki?) Tabii gerçeklerden yola çıkarak uydurdum. Neymiş efendim ego sevişirken aktif olmazmış. Uykuda bilinçsizce kurtuluyormuşsun sevişirken ise bilinçli.. Bu yüzden özellikle ikincisi üzerinde o kadar çok durdu ve din adamlarına laf atarak savundu ki bu durumu "erkek zihniyeti işte, kadın avlama(!) nın bu yöntemini bulmuşlar" diye düşünmekten kendimi alamadım.

Tabi ego uyurken, tehlike anında gibi zamanlarda da kaybolurmuş ama o maddelerin Osho ya faydası yok!

Adam kısaca egoyla savaşma, egosuz seviş diyii.. Yerseeen!

Egodan kurtulmak için çizdiği reçete: önce tam bir egoist olacaksın, tüm dünya benim için yaratıldı falan filan sonra egoyu tamamen yok edeceksin. Ego hayatta kalmak için gereklidir diyor, bebekte ego olmazsa acıkınca ağlamaz ve ölür diyor. Belli bir zamana göre ego şart sonra parçala, yak at! Her iki uç da aşırılık bence, insan ne çok fazla egolu olmalı, ne de tamamen egosuz kalmalı. Burada ayrılıyoruz senle Osho.

Aslında çoğu tespiti yerinde.. Egonun insanlar üzerindeki yıkıcı boyutlara ulaşan etkileri, dış dünya kaynaklı oluşması ve yönlendirilmesi konusunda dediklerine katılıyorum. Fakat bunları fonda egzotik mistik müzik eşliğinde konuşuyormuş gibi "egonu yııh, akışına bıraah, savaşma sevüüşş" diyerekten artıı yoga, buda, barhma, parvati, bilmem ne segehati zımbırtıları ile soslayınca orada benim şirazem kayıyor, kimse kusura bakmasın. Din adamlarıyla kavgalı gibi durup durup onlara laf atıyor kitap boyunca, haklı mı? Sonuna kadar.. Peki kendisinin yaptığının din adamlarının yaptığından bir farkı var mı? Bence yok! İkisi de çaresizleri, mağdurları umut beklentisi ile ezme, "dediğimi yap, kendini bana bırak, ben bilirim" havalarında.. Fark Osho bunu yumuşak sözcüklerle söylüyor, "hiçlik güzeldir, huzurlu hissedeceksin, paranın başarının önemi yok, iç dünyana dön senin gücün orada" falan diyor. Din adamı "Benim dediğimi yapmazsan cehennemde yanarsın, yılanlara yem olursun" diyor.

Politikacılar da nasibini bol bol alıyor Osho dan. Politika kirli, gereksiz bir şeydir evet. Tek dünya hükümeti savunması tam bir saçmalık! 6 aylığına her ülkeden başkan çıkınca sorun olmazmış. Pardon ülke denen şeyi de ortadan kaldırmak istiyordu arkadaş. Milyarlarca insanın arasından ise 1 kişiyi seçmenin mümkün olduğunu düşünüyor ki saçmalığın daniskası bence.

Osho egodan da zihinden de kurtulmayı doğru görüyor. Zihinle ne derdi var onu anlamadım? Sanırım mantığını kullanan hiçbir insanın kendisini dinlemeyeceği korkusundan kaynaklanıyor.

Tespitlerine bazı bazı katılıyorum Osho'nun fakat daha sonra söyledikleri insanlar onu takip etsin diye söylenmiş zırvalar olarak geliyor bana. Mesela iktidar konusu.. Bir İngiliz felsefecisinin sözü "iktidar insanı çürütür" e katılmıyormuş, çürük olan insanın kendisiymiş. Sırf bu cümleyi okuyunca insana doğru geliyor. 'Yav insanoğlu çiğ süt emmiştir, kanı bozuktur, çürüktür' düşüncesi mantıklı geliyor. Tabii sonraki cümlelere kadar. Neemiş Buda doğuştan iktidar sahibiymiş de, anlamsızlığını görünce ondan vazgeçmiş de -bana pek vazgeçmiş gelmedi-, o çürük değilmiş de, onun gibi insanlar elinde iktidar çürümezmiş de yükselirmiş, bu tür insanların elinde kutsama gibi bir şeymiş de bla bla bla.. Şimdi ben bunlardan ne anlıyorum? Adam kendine yol yapıyor, net!!
Bir de tutturmuş buda da buda diye.. Budizmden yürüyüp kendine mezhep mi yaratacan hacı? İnsan Buda'laşmalıymış ona göre, meditasyonlarla neyin. Ben niye buda oluyorum ki yav, herkes kendi olsun, ben diyor muyum Buda Gamze olsun?

Osho'nun arada konuyu destekleme amaçlı hikayeleri, yaşanmış anekdotları oluyor kiii çoğunun doğruluğundan şüpheliyim. Özellikle Nasrettin Hoca hakkında bir fıkrasına şerhimi koyarım nokta net! Çocukken fıkralarla ilgili kitaplar okumuş, internetten de araştırmıştım ve şunu söyleyebilirim ki öyle bir fıkra yok Osho!!

Kendisi bana pek samimi gelmedi ve okurken çok sıkıldım.. Hem Musa, İsa, Muhammed isimlerini dilinden düşürmüyor, (iyi insanlardı bilmem ne) hem de yok din adamları şöyledir, din kitapları böyledir, ölen ölmüştür onu dinlemeyin kalan sağlar bizimdir diyor. İsimlerin önemi yokmuş, karışıklık olmasın diye herkesin ismi varmış diyor ama bakıyorum kendi ismini akılda kalıcı olsun diye kısaltıp değiştirmiş.. Pehh yanee...

Ya kişisel gelişim bana göre bir tür olmadığından, ya konuşmalardan derlenmiş kitap olduğu için okuması zevkli gelmediğinden yada katıksız halis mulis egoist insanın teki olduğumdan ve biricik egomu yok etmemi salık veren ifadeler içermesi işime gelmediğinden kitabı beğenmedim. Osho ile yıldızlarımız pek kaynaşmadı, belki de ben yanlış kitaptan başladım onu bilemem. Ama bir süre kitaplarından uzak kalacağım kesin! Özellikle okunacak daha iyi kitaplarım varken..
374 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Niçin kadınlar, erkeklerin cinsel arzularına karşı öfke de duysalar onlara çekici olmaya çalışırlar?

Bunda politik bir strateji vardır. Kadınlar çekici olmaktan hoşlanır çünkü bu onlara iktidar hissi verir; ne kadar çekicilerse erkekler üzerinde o kadar güçlü olur. Ve kim güçlü olmak istemez ki? Tüm hayatları boyunca insanlar güç için mücadele ediyor.

Niçin parayı arzuluyorsun? O güç verir. Niçin ülkenin başbakanı yahut cumhurbaşkanı olmak istiyorsun? O güç verir. Niçin saygınlık, prestij istiyorsun? O güç verir. Niçin bir aziz olmak istiyorsun? O güç verir.

İnsanlar farklı şekillerde güç arayışı içerisindedir. Kadınlara başka bir güçlü olma kaynağı bırakmadın, sadece tek bir çıkış var: Bedenleri. Bu nedenle onlar sürekli olarak daha çok ve daha çok çekici olmakla ilgileniyorlar.

Bunu hiç gözlemlemedin mi: Modern kadın çok da fazla çekici olmakla ilgilenmez. Niçin? Çünkü o diğer türden güç politikalarına girmektedir. Kadın eski esaretinin dışına çıkıyor. Üniversitelerde akademik unvanlar için
erkeklerle savaşacak; o iş hayatında rekabet edecek; siyasette rekabet edecek. Onun pek de çekici görünmek için endişelenmeye ihtiyacı yok.

Erkek hiçbir zaman çekici olmayı fazla umursamamıştır. Niçin? Bu tamamen kadına bırakılmıştır. Kadın için bu birazcık güç elde etmek için yegâne kaynaktı. Ve erkekler için o kadar çok başka kaynak vardı ki çekici görünmek biraz kadınsı, dişil gelmiştir. Bu kadınlara göre bir şeydir.

Bu her zaman böyle olmamıştır. Geçmişte kadınların erkekler kadar özgür olduğu bir dönem vardı. O zamanlar erkekler çekici olmakla kadınlar kadar ilgiliydi. Krishna'ya, onun güzel ipekten elbiseler içindeki, flütü, her çeşidinden takıları, küpeleri, tavus kuşu tüylerinden taçları olan resimlerine bak. Ona bir bak! O ne kadar güzel görünüyor.

O günler, erkeklerin ve kadınların canları ne isterse yapmak için mutlak özgürlüğe sahip olduğu günlerdi.

Sonra kadınların bastırıldığı çok, çok uzun bir karanlık çağ geldi. Bu, din adamları ve senin sözde azizlerin yüzünden böyle oldu. Senin azizlerin her zaman kadınlardan korkmuştur çünkü kadın çok güçlü görünür; kadın o kadar güçlü görünür ki azizin azizliğini dakikalar içinde yok edebilir.

Bir annenin oğlunu akıllandırabilmesi için yirmi beş yıl çabaladığı ama bir kadının gelip birkaç dakika içerisinde onu bir aptala çevirdiği söylenir. Bu yüzden anneler asla gelinlerini affedemezler. Asla! Zavallı yaşlı kadıncağızın bu adama birazcık zekâ verebilmesi yirmi beş yıl aldı ve birkaç dakika içerisinde uçup gitmiştir! Bu kadını nasıl affedebilsin?

Senin azizlerin yüzünden kadınlar kötülenmiştir; onlar kadınlardan korktular. Kadın bastırılmak zorundadır. Ve kadınlar bastırılmış olduğu için, hayattaki tüm rekabet etme kaynakları, hayata akışları ellerinden alınmıştır. O

zaman tek bir şey kalır: Bedenleri.

Bana soruyorsun: "Niçin kadınlar, erkeklere çekici olmaya çalışırlar?" Bu yüzden; bu onların yegâne gücüdür.

Ve kim güçlü olmak istemez ki? Gücün sadece mutsuzluk getirdiğini, gücün tahripkâr, saldırgan olduğunu anlamadığın sürece; anlayışın sayesinde güç arzusu ortadan kalkmadığı sürece, kim güçlü olmak istemez?

Ve, "...fakat kadınlar niçin erkeklerin cinsel arzularına karşı öfke de duysalar onlara çekici olmaya çalışırlar?"

diye soruyorsun.

Aynı nedenden. Kadın sadece senin önündeki bir havuç gibi asılı durduğu sürece —asla kendini sunmadan ve her zaman kendini sunarak, çok yakın ve çok uzak olarak— güçlü kalır. Sadece o zaman güçlüdür. Şayet hemen dizlerine kapanırsa, o zaman güç kaybolur. Bir kez onu kullandığında, bir kez onu sömürdüğünde işi bitmiştir, artık senin üzerinde bir iktidarı yoktur. O yüzden o seni cezp eder ve senden uzakta durur. Seni cezp eder, seni kışkırtır, seni baştan çıkarır ve ona yaklaştığındaysa basitçe hayır der!

Şimdi, bu basit bir mantık. Eğer evet derse onu bir mekanizmaya indirgersin; onu kullanırsın. Ve hiç kimse kullanılmak istemez. Bu aynı güç oyununun diğer yüzüdür. Güç diğerini kullanabilme kapasitesi demektir ve birisi seni kullandığında senin gücün gitmiş demektir, sen güçsüzleştirilmişsindir.

Bu yüzden hiçbir kadın kullanılmak istemez. Ve sen bunu asırlardır yapmaktasın. Aşk çirkin bir şey halini almıştır. O en yüksek onur olmalıdır ama değildir çünkü erkek kadını kullanmıştır ve kadın buna öfkelidir, buna direnir doğal olarak. O bir nesneye indirgenmek istemez.

Bu yüzden karılarının etrafında kuyruğunu sallayarak dolanan kocaları ve tüm bu saçmalıkların üzerindeymiş

gibi —senden daha kutsalım— bir tavra sahip karılarını göreceksin. Karıları sanki seksle, çirkin seksle ilgili değillermiş gibi rol yapmaya devam eder. Onlar senin ilgilendiğin kadar ilgililer ama problem şudur: Onlar ilgilerini gösteremezler aksi taktirde sen onları hemen bir nesneye indirgersin, onları kullanmaya başlarsın. Bu yüzden onlar başka her şeyle ilgilidirler, sana son derece çekici olurlar ve sonra seni reddederler. Gücün tadı buradadır. Seni çeker —ve sen neredeyse iplerle çekiliyormuş gibi çekilirsin— ve sonra da sana hayır diyerek seni mutlak güçsüzlüğe düşürür. Ve sen ise bir köpek gibi kuyruğunu sallıyorsun; o zaman kadın keyif alır.

Bu çirkin bir durumdur. Bu böyle olmamalıdır. Bu çirkin bir durumdur çünkü aşk bir güç oyununa indirgenmiştir. Bu değişmek zorundadır. Aşkın güçle hiç alakasının olmadığı yeni bir insanlık ve yeni bir dünya yaratmak zorundayız. En azından aşkı güç politikalarının dışına çıkart; parayı, politikayı orada bırak: Her şeyi orada bırak ama aşkı oradan çıkart.

Aşk muazzam değere sahip bir şeydir; onu pazar yerine ait bir şey yapma. Ancak bu olmuştur.

Acemi asker çöldeki yabancı lejyon kampına yeni varmıştı. Komutanı olan onbaşıya adamların eğlence için ne yaptığını sordu.

Onbaşı bilgece gülümseyerek, "göreceksin" dedi.

Genç adamın kafası karışmıştı. "Bu üstte yüzden fazla adam var ve tek bir kadın bile göremiyorum."

"Göreceksin," diye onbaşı tekrar etti.

O öğleden sonra üç yüz tane deve ahırın içinde toplandı. Bir sinyal verildikten sonra adamlar çıldırdı. Ahırın içine daldılar ve develerle sevişmeye başladılar.

Acemi er onbaşıyı acele ederken gördü ve kolundan yakaladı. "Ne demek istediğini anlıyorum ama anlayamadığım şey şu: Üç yüz tane kadar deve olmalı ve biz ise yüz kişiyiz. Niye herkes acele ediyor. Yavaşça yapılamaz mı?" diye sordu.

"Ne?" diye çığlık attı onbaşı irkilerek. "Ve çirkin bir tanesine mi kalayım?"

Hiç kimse çirkin birisine —bir deve bile olsa— takılıp kalmak istemez. O yüzden kim çirkin bir kadına takılıp kalmak ister. Kadın her şekilde güzel olmaya çalışır; en azından güzel görünmeye. Ve bir kez sen onun cazibesinin tuzağına düştün mü, senden kaçmaya başlar çünkü tüm oyun budur. Eğer ondan kaçmaya başlarsan sana yakınlaşacaktır. Sen onun peşinden koşmaya başladığın an o kaçmaya başlayacaktır. Bu oyundur. Bu sevgi değildir: Bu insanca değildir. Ancak asırlardır olmuş olan şey budur.

Buna dikkat et! Her insanın muazzam bir haysiyeti vardır ve hiç kimse asla bir nesneye indirgenemez, bir şeye indirgenemez. Erkeklere saygı duy, kadınlara saygı duy; onlar ilahidir.

Ve erkeğin kadınla seviştiği eskimiş fikri unut; bu çok aptalcadır. Bu sanki erkek yapıp edenmiş kadın ise bir şey yapılmak üzere oradaymış gibi hissettirir. Dilde bile aşk yapan erkektir, eylemde bulunan taraf odur; sadece orada, pasif alıcı olarak kadın vardır. Bu doğru değildir.

Her iki taraf da birbiri ile aşk yapıyor, her ikisi de yapandır, her ikisi de katılımcıdır. Kadın kendi tarzıyla yapar.
Alıcı olmak onun katılma şeklidir. Fakat katılım erkeğinki kadardır.

Ve sadece senin kadına bir şey yaptığını düşünme: O da sana bir şey yapıyor. Her ikiniz de birbiriniz için son derece değerli bir şey yapıyorsunuz. İkiniz de kendinizi birbirinize sunuyorsunuz; enerjilerinizi birbiriniz ile paylaşıyorsunuz. Her ikiniz de kendinizi aşkın tapınağında, aşkın ve Tanrı'nın tapınağında birbirinize sunuyorsunuz. Her ikinizi de ele geçiren şey aşkın tanrısıdır. Bu çok kutsal bir andır. Kutsal bir mekânda yürüyorsun. Ve o zaman insanların davranışında bütünüyle farklı bir nitelik olacaktır.
374 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Osho'nun kalemiyle ilk defa tanışıyorum merak ediyordum aslinda ama nedense her kitapciya gidisimde kitaplarina sadece dokunup birakiyordum bana onu soğuk gösteren bir şeyler vardı. Okuduğumda kendisine soğuk bakmamın nedenini daha çok anladı.Kimi savunduğu görüşleri esneklikten yoksun buldum, çoğusuna da katılmadım fakat Osho'nun kalemi; kişisel dönüşüm üzerine yazan diğer kalemlerin sıradanlığı gibi değil. Tam aksine gerçekliği tokat gibi çarpıyor okuyanın yüzüne. Düşüncelerini örneklerle açıklaması çok hoşuma gitti özellikle de verdiği örnekleri çok beğendim yalnız bir tarafım hep hayır semra bu olamaz dedi. Açıkça belirtmem gerekir ki dini hassasiyeti olanlara hitap etmiyor.
374 syf.
·Beğendi·10/10
İçinde sevgiyi büyüt .Ve sevgi aşıla... bu dünyayı kirletenler kendini her kesin her şeyin üstünde tutan yaratıklardır .................................. .........................
374 syf.
·Beğendi·10/10
Osho.Osho.Osho...Ne dene bilir ki, kendinizi ve özgürlüğünüzü ANLAYACAĞINIZ bir kitap... Her insanevladının okuması gerekli...
374 syf.
·17 günde·Beğendi·Puan vermedi
Öncelikle sizi ikna etmeye yönelik bir kitap olduğunu söyleyeyim, dili akıcı değil her cümlenin sonunda durup düşünmeniz gerekiyor .



Osho hakkında kısa bir biyografi paylaşmak istedim .
Ne söylemek isteyipde söylemediğimi bilmenizi istemedim.



Chandɾa Mohan Jain (d. 11 Aɾalık 1931 ' ö. 19 Ocak 1990), 1960'laɾdan itibaɾen Achaɾya Rajneesh, 1970'leɾde ve 1980'leɾde Bhagwan Shɾee Rajneesh ve 1989'dan sonɾa Osho olaɾak bilinen, Hint mistik guɾu ve spiɾitüel.

Hindistan'ın Madhya Pɾadesh adlı eyaletinde 11 Aɾalık 1931 yılında dünyaya gelen Osho, biɾ öğɾeti insanıdıɾ. Çocukluk yıllaɾından itibaɾen felsefeye ve özellikle 'ben' duygusu üzeɾine yoğunlaşan Osho, başkalaɾının veɾdiği bilgiye ve öğɾetileɾe değil; kendi iςinden doğan bilgiye ve öğɾetiye itibaɾ etmek geɾektiği kanaati ile asi biɾ ɾuh seɾgilemiştiɾ.
Osho, yazar değildir. Bilim adamı değildir. Ancak, felsefe alanında önemli bir kitleye hitaρ edebilmiş, belirli bir öğreti oluşturabilmiş, kendine has bir öğreti adamıdır. Hindistan'da kurmuş olduğu komünü dünyanın en büyük ve en çok ziyaret çeken ruhsal gelişim merkezi olarak halen faaliyetine devam etmektedir.

"Başka birisinin etkisi altında olmak demek psikolojik olarak bir köle olmak demektir. Ve hayat kölelik için değildir. O özgürlüğün tadına bakmak içindir".
374 syf.
·Beğendi·10/10
Kitap okurken, okuduğumuz hikaye veya kesitlerden bir öz, anlam çıkarmaya çalışırız. Kitabın bize verebileceği mesajı almaya odaklanır ve duyumsarız.Bu mesaj genellikle üstü kapalı veyahut açık olabilmektedir ama bu eserde yazılan her cümle birer anlam ifade ediyor.Kitabın içeriğindeki mesajlar öz değil tam tersi kitabın kendisi insan özü içeriyor. İçinde çok hassas ve yaşadığımız hayatı birebir ilgilendirecek sorular ve cevapları var. Verilen her cevabın veya sorunun bir anlamı var. Çok derin, basit, doğal ve insanların olması gerektiği gibi yaşamasına inandıran bir kitap.Kendin hakkında bildiğin herşey ego'nun etrafında merkezlenmiş, şekillenmiş zihnindir.Ego'nun içinde olmamak Tanrı'nın içinde olmaktır....

Sana mutluluk veren şey yegane ahlaktır.
Seni mutsuz yapan şey yegane günahtır.
Seni kendinden uzaklaştıran şey kaçınılması gereken yegane şeydir.
374 syf.
·11 günde·Beğendi·10/10
İçsel yolculuğa önem verenlerin okuması okuması okuması içselleştirmesi ve hazmetmesi gereken bir anlatı.............................................................................
374 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Spiritüel zeka, bu başka bir şey... Belki de aradığımız ve okuduğumuzda işte bu dedirten düşünceler. Ne kadar tehlikeli olsa da insan düşünmeden yapamıyor. Denemeden yaşayamıyor. Velhasıl herşey mümkün.
Tanrı asla tekrar etmez. Fakat sana her zaman için başka birisi olman öğretildi. "Başka birisi ol; komşunun oğlu… Komşunun oğlu gibi ol. Bak ne kadar zeki. Bak... Şu kız ne kadar zarif şekilde yürüyor. Böyle ol!" sana her zaman başka birisi gibi olman öğretilmiştir. Hiç kimse sana kendin ol ve varlığına saygı duy, o Tanrı’nın bir armağanıdır dememiştir.
Dünya senin dışında değildir; dünya sensin. Bu yüzden nereye gidersen git beraberinde dünyanı da götürürsün.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ego
Alt başlık:
Yanılsamadan Kurtulmak
Baskı tarihi:
Mart 2006
Sayfa sayısı:
374
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789758817344
Orijinal adı:
The Book of Ego
Çeviri:
Amrit Sangeet
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ganj Yayınları
Ego ve onun oyunları: Evlilik onun oyunudur, para onun oyunudur, iktidar onun oyunudur. Tüm oyunlar egonun oyunudur. Toplum şu ana kadar oyunlar oynar ve halde kalmıştır; bu, dünyanın her tarafında sürekli devam eden bir olimpiyattır. Herkes yukarıya doğru mücadele ediyor ve diğer herkes onu bacaklarından aşağı çekiyor çünkü Everest´in zirvesinde hepinizin duracağı kar yer yok.

Seçebilirsin: Ya hayal kırıklığı, acı, mutsuzluk; o zaman egoya tutunmaya, onu beslemeye devam et. Yahut huzur, sükünet, saadet... Fakat o zaman masumiyetini yeniden kazanmak zorundasın.

Egonu bir kenara fırlat. Tüm egoyu paramparça et. Egoyu yok ederek, kendi özünü keşfedeceksin. Ve bu keşif mümkün olan en muhteşem keşiftir çünkü o mutlak saadete doğru bütünüyle yeni ve kutsal bir yolculuktur..

Ego bir buzdağıdır; onu erit.

Onu, derin sevginin içinde erit, böylelikle o kaybolsun ve sen okyanusun parçası haline gel.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 239 okur

  • Şilan yılmaz
  • Gamze
  • Coskun Bektaş
  • Ayşe Açıkgöz
  • Yasemin Kurt Kurt
  • mustafa e
  • Zekiye Özel
  • Zekiye İpekci
  • önder sayar
  • Burhan

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%2.9
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%14.3
25-34 Yaş
%42.9
35-44 Yaş
%34.3
45-54 Yaş
%5.7
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%53.5
Erkek
%46.5

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%27.6 (16)
9
%25.9 (15)
8
%17.2 (10)
7
%17.2 (10)
6
%1.7 (1)
5
%0
4
%0
3
%5.2 (3)
2
%0
1
%5.2 (3)