Her şey düşünceyle başladı.
Birileri yok oluyordu, birileri var oluyordu. Birileri tutsaktı, birileri özgür. Kimi bin bedel ödeyerek kimi gelişigüzel yaşıyordu. Umut ve umutsuzluğun en göreceli zamanında varlığıyla yaşamı sevenler vardı. Varlığıyla yaşamı köreltenler olduğu gibi. İnsanın kendini en anlamlı bulduğu anlarda varlığıyla yaşamı seven birileri. Bugün birileri vardı, dünde çok kişi kaldı, yarınlarda da birileri olacak. Yaşamın ve ölümün ucunda dönen döngünün içinde kendi yaşamının gerçekliğini var eden, edemeyen herkes mutlak sonsuzluğun sonunda bir hikâyeden ibaret olarak kalacaktı. Ya da bir hikâye bile olamayacaktı. İnsan kendini var etme yolunda nasıl olur da kendinden haberdar olmadan kendini arayabiliyordu? Oysa ki aradığı güç tam da içindeydi ve insan bundan habersizdi, kendini kendiyle aramak, tanımlamak yerine kendinde olmayı arıyordu.
https://1000kitap.com/yazar/i93232mayMayra
'Her şey insanda başlar ve yine insanda nihayete erer.'
Bir toplumun en elzem görevi, kültürel belleğini koruyan, empatisini yitirmemiş ve özgüveni yüksek bireyler yetiştirmektir.
Gelecek; kadim değerlerini koruma cesaretine sahip olan ve bu değerleri modern dünyanın rasyonel zekasıyla harmanlayabilen "bilge ve doğru insan"ın olacaktır.
Bu, bir tercihten öte, insan kalabilmenin yegâne şartıdır."
"İnsan kendi için ne isterse yaşamında eyleme geçirdiği
olaylar ve olguların karşılığınca istediğine ulaşacaktır.
Şükran Demirhan