D. H. Lawrence'ın üç büyük novellasından biri olan Tilki - diğerleri Uğurböceği ve Yüzbaşının Bebeği - yazarın edebiyatını, öykü anlayışını ortaya koyan tipik bir öyküdür. Kadın ve erkek arasındaki güç ilişkilerini, cinsel arzunun karşı konulmaz çekim gücünü ve insanların karanlık taraflarını ustaca işlemiştir Lawrence.
Doğa karşısında kadınların çaresizliğinden yararlanarak çiftliğe sığınan ve kendini kabul ettiren genç erkeğin, birbirine bağlı bu iki kadından birini seçerek eninde sonunda elde etmesini anlatır. Daha genç ve erkeksi kızı elde etmek için çiftliğe dadanan tilkiyi öldürerek bir anlamda onun yerine geçen genç asker eninde sonunda diğer kadını ortadan kaldırmayı başarır ve görünürde hedefine ulaşır.
Genç asker istediği kadını elde eder ama kadında bir tamamlanmamışlık, ruhunda bir eksiklik vardır. Eşini mutlu etmek ister ama bunu bir türlü başaramadığını hisseder. Mutluluğu kovalar, onu elde etmek için her şeyi yapar ama yakalayamaz, mutluluk kaçar. Elde kalan boşluktur, hiçliktir. Mutluluk için çabalamak mutluluğun garantisi olmayacağı için sonunda hiçliğe kadar gider.
Arkadaşının ölümüne üzülmüştür ama ömür boyu onunla yaşayamayacağının da bilincindedir. Şimdi kocası olan genç asker de bu durumu görür ve üzülür. Ancak İngiltere'yi terk ederlerse aradıkları mutluluğu tam anlamıyla elde edeceklerine inanır. Uçurumun ötesi okyanusun diğer ucu mutluluğu getirecektir belki de. İngiltere'nin savaş sonrası umutsuzluk yıllarını fazlasıyla yansıtan bir sondur bu durum. Mutluluğu uzak ülkelerde aramak da bunu gösterir.
Lawrence dünya öykücülüğünün büyük ustalarından biri. Onun felsefi, psikolojik derinliği olan cümlelerini okumak zevk verici. Dozunda betinlemeleriyle metin akıcı ve zevkli. Tüm öykülerini okumayı düşünüyorum.