8/10
·535 syf.··
2025 40. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 25 Eylül 2025 03:40
1830’lu yıllarda veba salgınının kasıp kavurduğu, insanların çaresizlikten ölümleri şeytanla işbirliğiyle bağdaştırdığı bir dönemde Anna’nın hikayesine tanık oluyoruz. Annesini bu hastalıkta kaybetmiş babası ve abisi de aynı dertten mustarip. Babası büyükbabasına bir mektup yazarak durumu bildiriyor ve kısa süre sonra vefat ediyor. Ardından abisi de ölünce ölüm döşeğindeki Anna’yı kurtarmaya büyükbabası yetişiyor. Fakat büyükbabasının sırrı var. O bir vampir. Anna’yı da vampir yaparak yaşamasını sağlıyor. Fakat bu vampirler bildiğimiz klasik türden değil. Önce ölüyor, gömülüyor ve birkaç ritüelden sonra yeniden doğuyorlar. Ayrıca kana susamış yaratıklar gibi değil hayvan kanıyla besleniyorlar. Anna büyükbabasına öfke duysa da, aldığı cevap etkileyici: “Senin güçlü olduğuna, hem kendin hem de dünya için bir şeyler yapabileceğine inandım. Ama yanlış yaptıysam şimdiden özür dilerim.” Sizce bu yeterince geçerli bir sebep mi? Hikaye daha sonra 1984 yılına sıçrıyor. Kimliğini sürekli değiştirmek zorunda kalan Anna sahte diplomalarla hayatına devam ediyor ve okul öncesi öğretmenliği yapıyor. (Çocuklara olan ilgisi muhteşemdi)Kitap geçmiş ve şimdi arasında bölüm bölüm gidip geliyor. Geçmişte ise Anna çoğunlukla insanlardan uzak, yalnız bir yaşam sürüyor. Sürekli “Sonların Tanrısı” Czernobog’un hissiyatı ile tedirginlik içinde. Ben Czernobog’u araştırdım.Slav mitolojisinde kötülüğü ve yıkımı temsil eden bir figür. Ona zıt olarak Belobog ise iyiliğin Tanrısı. Aslında kitapta vampir temasının ötesinde iyilik ve kötülük kavramları üzerine yapılan çıkarımlar daha baskın. Bu türde okumalar ilginizi çekiyorsa tam size göre bir kitap. Keyifli okumalar.
Sonların TanrısıJacqueline Holland · Nemesis Kitap · 20257 okunma
·
73 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.