Puan vermedi·132 syf.····Okunma: 27 Eylül 2025 12:16 Kitap, tanımadığı birinden miras kalan devasa bir kitaplığın gölgesinde başlıyor: kahramana bırakılan kütüphane, yalnızca bir emanet değil, yıllar boyu biriken suskun anlatılar, okunmamış metinler ve bilinmezlikle örülü bir dünya haline gelir. Bu mekanla ilk karşılaşması, onun kitaplarla ve kütüphaneyle kurduğu ilişkinin sınandığı bir sahneye dönüşürken bizi de dünyasına davet eder...
Enis Batur’un bu eseri, dilinin ustalığını ve üslubunun derinliğini her satırda hissettiriyor. Yazarın, mirası bırakan beyefendiyi merak edişi gibi biz de okurken kendinden mi bahsettiğini yoksa bizi kurgusu ile ağına mı düşürdüğünü anlamaya çalışıyoruz. Sonra O'nun pes edip kendini kitaplara teslim ettiği gibi biz de kendimizi kitap-kütüphane-yazar-okur dörtgenine bırakıyoruz.
Ben de bu satırlar arasında kendi hayallerime düşüyorum. Her zaman kendime ait bir kütüphanem olsun istedmişimdir. Hayır hayır , bir duvarda yalnız başına duran kitaplıklar değil bahsettiğim,tüm duvarları veya tüm odaları dolduran kitaplar, belki kitaptaki gibi bir ev... Okuduklarım, her bakışta bana hissettirdiklerini hatırlatırken, okumadıklarım türlü vaatlerle göz kırpacaklar. Ben kütüphanemle her karşılaşmamda bir tedirginlik yaşayacağım ömrüm bunları okumaya yetecek mi diye, yine de liste yapmaya ve kitap almaya devam edeceğim.