Kitap Evi

·
Okunma
·
Beğeni
·
2867
Gösterim
Adı:
Kitap Evi
Baskı tarihi:
Mayıs 2014
Sayfa sayısı:
132
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755706733
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Sel Yayıncılık
Hayatım kitapların arasında, ortasında geçti. Birkaçını yazdım, birçoğunu yaptım, daha çoğunu okudum, okumak için edindim, edinmek için elledim, sayfalarını karıştırdım, evimin duvarlarını kaplamalarından zamanla bir tür güvence duygusu yonttum. Neredeyse bütün düşüncelerimin, duyularımı harekete geçiren kıvılcımların kaynağında, kökünde, kuyusunda yer aldı kitaplar. Korktumsa, en çok onlardandır; şüpheler içinde kendi kendimi ve başkalarını kemirdiysem, onlardan.
(Tanıtım Bülteninden)
132 syf.
·5/10
"Yaşı alabildiğine genç de olsa, kitapseverin yolu çok geçmeden kitapçı dükkânlarına çıkardı.Çemberin içine bir kez düşülmeye görsün, kısıtlı gelirine,dar olanaklarına bakmaz,ucundan köşesinden kişisel kitaplığını kurmaya yönelirdi kitap tutkunu..Arasıra 'sosyal davranış' icabı kitapevlerini kolaçan eden,gündemdeki başlıklardan ötesine pek ilgi duymayan insanların uğradığı,içeri girenin anonim müşteri kimliğinde kalmaya yazgılı olduğu dükkânlardan uzak durulur, tam tersine, kapıdan bir gireni ikinci seferde teşhis etmeyi bilen, içeride ne kadar uzun kalırsa o kadar sevindiği her halinden belli olan, "size nasıl yardımcı olabilirim?" soru-cümlesini kurmaktan kaçınan kitabevi sahibinin, çalışanının havayı denetlediği dükkânlar yeğlenirdi."

.
..
.Aslında kitap güzel başlamıştı, farklı konusu ile de heyecanlandırmıştı ama ne yazıkki aynı heyecanla devam etmedi benim için..Fazlasıyla seveni vardır eminim çok da güzel tespitler var içerisinde ama çok büyük beklenti içerisindemiydim bilmem sevemedim.. Yer yer bunaldım atladım incecik bir kitap dağ oldu sanki..Belki daha sakin daha anlayabileceğim bir zamanda yeniden elime alırım bilemiyorum..
132 syf.
·3 günde·6/10
Hiç tanımadığınız birinden zengin mi zengin kitaplarla dolu bir kitap evi size miras olarak bırakılsaydı ne hissederdiniz? Hayali bile son derece heyecan verici bana kalırsa. İşte Enis Batur eserinde tam da böyle bir durumdan söz ediyor. Bizzat kendisine hiç tanımadığı ve adının dahi söylenmediģi birinden miras olarak kalan kitaplarla dolu bir ev, yakınında da küçük bir okuma kulubesiyle karşılaşınca hissettiklerini, kararsızlıklarını ve yaşadığı güzelliklerin yanında sorunları paylaşıyor eserinde okuyucuyla.

Kitap Evi, sadece iki kelime ama içinde ne zenginlikler barındırıyor sevgili okur. Hele ki bu kitap evi sağlam bir koleksiyoncu tarafından uzun bir süreç içinde oluşturulmuş nadide baskıları barındırıyorsa bünyesinde. Kitap Evi'ndeki zenginliklerin yanı sıra okumak ve okuyucu unsurlarına dair birtakım ayırt edici özelliklere de yer verilmiş. Kitabın sayfalarını çevirirken her sayfada ben olsam ne yapardım diye düşünmekten alamadim kendimi. Zira böylesine kıymetli bir emaneti yere göğe sığdıramaz insan. Bunun yanı sıra, ilim aşkıyla tutuşan ve kendisine kalan mirasla bir sürü kitap satın alan Kâtip Çelebi geldi aklıma. Kitap sevgisi nelere kâdir! :)

Enis Batur'u ilk kez okuyan biri olarak tarzına hayran kaldıgımı söyleyemem. Konunun gerçekçi olması ve bu doğrultuda ele alınması güzel bir yön fakat cümlelerin çoğunlukla uzun ve karmaşık bir şekilde sunulması zihni bulandırıyor. Ayrıca Kitap Evi'ne dair pek çok sorunun cevapsız kalması ve eserin sonunun da fazlasıyla müphem bırakılması hoşuma gitmedi. Böylesine güzel bir malzeme çok daha farklı unsurlarla zenginleştirilebilirdi. Umarım hepimize bu tarz güzel miraslar kalır diyerek keyifli okumalar diliyorum. :)
132 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
Farklı bir roman okuma deneyimi yaşatan, sıradan olmayan, kitaplarla ve kitapseverlerin dünyasına ilişkin tespitlerle beni yakalayan, içine dahil eden ama bazen dışarıdan bir izleyici gibi seyre daldıran, farklı bir lezzet gibi geldi bana. Farklı okuma deneyimlerini seven kitap severler için okunası...
132 syf.
·1 günde·Beğendi·6/10
Kitap meraklısı zengin bir adam ölür. Ölen bu meçhul adam, bir korunun içinde bulunan 38644 kitaplık kütüphaneyi romanın kahramanına bırakır. Hikâye böyle ilginç başlasa da sonu açıkta kalmış; sonda ne olduğu okuyucuya bırakılmış. Kitap, kütüphane, okuyucu ve merak unsurlarının yer aldığı roman, farklı dili, sıra dışı kelime kullanımlarıyla Enis Batur'un tarzını yansıtıyor.
132 syf.
·4 günde·Beğendi·5/10
Kitaba nasıl bir inceleme yazacağımı bilemiyorum, ne anlatabilirim, nelerden bahsedebilirim. Kitabı alırken içeriğine dair hiçbir fikrim yoktu, sadece isminin "Kitap Evi" olması ve tabii ki kapağının siyah () olması çekti beni. Kitapta, çok fazla kitaplarla ilgili ya da okurlarla ilgili şeyler okuyoruz bu yönden çok sevdim, sanki bir kitapseverle sohbet ediyormuşum gibi hissettiğim bölümler oldu.

Kitabın konusuna gelirsek: Bir yazarımız var ve bir gün bir avukat bu adama gelip, birisinin ona bir miras bıraktığını -mirasta tabi ki kitap evi- haber veriyor ama bu kişinin kim olduğunu ve neden böyle bir şey yaptığını söylemiyor sadece ona böyle bir emir verildiğini söylüyor. Tabii ki bu gizemli kişinin adını bilmiyoruz sadece onu "Beyefendi" olarak tanıyoruz. Yazarımız çok düşünüyor bu kişinin kim olduğunu, neden kendisinin seçildiğini, acaba gerçek mi yoksa bi olaylar mi dönüyor, kabul mu etmeli yoksa red mi etmeli miyim diye. 1.kısım da daha çok bunu okuyoruz diyebilirim, 2.kısımdaysa karar verdikten sonra neler oluyor ve o kitap evinde ki kitapların neler olduğunu okuyoruz ve sanırım ben 2.kısımdan biraz daha fazla zevk aldım diyebilirim. Kitabı okurken bende çok düşündüm bir gün birisi böyle bir teklifle gelse ne yapardım acaba diye ve sanırım hiç düşünmeden evet derdim :D koskocaman bir kitap evi düşünsenize, ne büyük bir kitaplık, ne bir kütüphane tam anlamıyla kitap evi içinde binlerce kitabın olduğu bir kitap evi.

Genel anlamda kitabı sevdim; sadece dili biraz farklı geldi ve daha çok yazarın içsel konuşmalarını okuduğumuz için bazı kısımlar bana sanki bir deneme yazıyormuş hissi verdi ve kitap bir sona bağlanmadı bu beni üzdü.

"Kaç yıl daha vardı ömrümüzde? Kaç kitaba, elimizdekilerin kaçta kaçına yetecekti kalan ömrümüz?"
"Nasıl geçerdi günler, aylar, yollar, kitapsız? İpin ucunu kaçırmaz, hastalanmaz, yanmaz mıydık?" (Syf:118)
132 syf.
·Beğendi·10/10
"Bütün evren kenarda durur, okurken.Bir kitabın sayfaları arasına daldığınızda,ötekiler, sesleri ve sözleriyle kaybolurlar. Aydınlık, ılıman, korunaklı bir diyardasınızdır;karanlık,sert ürkütücü bir yazının harfleri gözünüzün önünden akıyor olsa bile.Ondandır, ışığı söndürüp başınızı yastığa koyduğunuzda, sizi kuşatan gerçek dünyanın yerini daha gerçek bir dünyanın alacağını bilirsiniz.Böyle okumamışsanız hiç,siz henüz yaşamamışsınız demektir."
.
.
Sizde yukarıda giriş olarak yazdığım o hissi yaşayanlardan mısınız? Okuduğunuz o kitap içinde ki karakterin yerinde olmak istediniz mi.?
O karakter gibi şanslı onun kadar mutlu ve huzurlu...Yada konumuzundan memnun o hayali bi karakter diyip,sadece bunun romanlarda olacağına inanmak mı tercihiniz..Bu kitap size belki bu karamsarlığı yaşatabilir...
Size miras olarak bırakılmış ~38644~ kitap bunların kimisinin artık baskısı olmayan,kimisinin ilk kopyası.Hayali heyecanlandıran, sorumluluğu tedirgin eden cinsten..Bana böyle bi kütüphane bırakacak biri galiba ~Türkiye'de hatta Dünya'da ~ yok Olsada zaten herhalde haberi ilk aldığımda kalp krizi falan geçirip veladalin amin olurum
.
.
Konusu Tahminimce yani dahası anladığım kadarıyla bu kitabın şu yada bu adda bi karakteri yok..! Yazar kendi üzerinden anlatmış.. Bir seyahat sonrası kendisi ile görüşmek isteyen Avukat Rıza bey ile bir görüşme sonrası adı belli olmayan bir beyefendi tarafından Dragos açıklarında bi alanda miras olarak bırakılmış içinde 38644 kitap bulunan bir ~Kitap Evi ~ ve buranın sorumluluğu ve bu sorumluluk karşısında yapılacak hayaller yaşayacaklarının anlatıldığı bi kitap.
.
.
Tarz olarak #enisbatur 'u #mustafakutlu 'ya benzettim diyebilirim..Keyifli olduğu kadar düşündürücü ve bol hayal kurmalı bir kitap.
132 syf.
·1/10
Maalesef ki dilini ve kitabin ic rengini sevemedim :( uzgunum ayrica neden sevemedigime dair butun yorumlar gayet acik sekilde youtube kanalda aciklamis bulunmaktayim sikayet etmek isteyen sahis etmeden once bi baksin lutfen https://youtu.be/vQIC6spku1Q bohem_kizi kanalindan
132 syf.
·5 günde·8/10
Kendisine gizemli biri tarafından miras bırakılan kütüphane ile ne yapacağına bir türlü karar veremeyen kitapsever bir adamın hikayesi.. Özellikle Adamın iç dünyası, iç konuşmalarına yer veriliyor. Bu arada kitapların da hangileri olduğunu öğreniyorsunuz.
132 syf.
·8/10
Hani bir hediye aldığınızda sevinirsiniz ve açmaya başladığınızda zihninizden binlerce düşünce geçer ya. İşte zaman sınırını aşar insan oğlu ve zaman kavramı sessiz bir patlama yapar kendi içinde, hız sınırını aşan uçağın yaptığı gibi fakat sessizdir zaman sınırını aşmak. Birden saatler akıp geçer ve hediyenin tüm tatlarını almadan bırakmak istemezsiniz yapacak onca işinize rağmen. Kitap meraklısı için işte kitap da böyle bir hediyedir. Aldığınız zaman bitirmek istersiniz, o vakitten sonra zamanın bir önemi yoktur artık.Kitaplara, kütüphanelere, sahaflara, kitap evlerine zaten zaafı vardır böyle bir kişinin. Uyumadan önce gözlerinin yorulması gerekir yazılarla. Tatlı bir yorgunluktur bu. Peki böyle bir kitap tutkunu tanımadığı bir kişiden "Kitap Evi" hediyesi alırsa hayatı ne yönde değişir acaba? Binlerce kitap, binlerce anı binlerce yazı. Hediyeyi açmanın bedeli ise koca bir ömür.
132 syf.
·5/10
Büyük bir merakla başladım okumaya, ilk sayfadan son sayfaya kadarda gitti bu merakım ama sonunda bu merakımın gitmemesi biraz üzdü beni. İnsanı düşündüren cümleler geçiyordu içinde evet ama çok önemli miydi bu kitap benim için hayır. Kitaplar hakkında çoğu düşüncemi cümlelere dökmüştü Enis Batur ama sonlara doğru e artık çıksın çıkanda bitsin hissini kaptırdı bana şu küçücük kitap -.-
Deneme arası roman: Kitap Evi

Kitapseverlerin, sevdikleri nesne üzerine olan kitapları da ilgiyle okuyacaklarını düşünmüşümdür hep. Örneğin, Alberto Manguel’in eserleri… Dilimize (Sevin Okyay tarafından) şimdilik en son çevrilen kitabı “Okumalar Okuması”na, “Hemen hemen diğer bütün kitaplarımın olduğu gibi, bu kitabın konusu da okumak…” diye girer Manguel. Bu yazının amacı olan romanın konusu da farklı değil: Enis Batur’un yeni romanı Kitap Evi’nden* söz edeceğim…

Orta yaşlarda, sorunlu bir evliliği olan anlatıcının mesleği, yazarlık ve yayıncılık. Saraybosna ziyareti dönüşünde, avukat Rıza Bey diye birinin kendisini görmek istediği haberini alır yardımcısından. Nitekim görüşürler de… Normal şartlarda tuhaf karşılanacak; fakat mevzubahis Enis Batur’un romanı olduğu için benim hiç yadırgamadığım bir haber verir Rıza Bey: Kimliğini öğrenemediği(miz) “Beyefendi” nâmındaki biri, yazara, kitap evini miras bırakmıştır. Yazarın da tanımadığı bu Beyefendi’nin kitap evi, satış dükkânı olmayıp; Dragos sırtlarındaki evinin yanında, özel bir tasarımla inşa edilmiş -sırçadan- seçkin bir şahıs kütüphanesidir: Yüz bini aşkın kitaptan otuz dört bine düşürülmüş bir seçkinliktir bu… (Bu özen, anlatıcının –Enis Batur’un- kriterini çağrıştırdı bana: “…kitaplarını insanları oyalamak, kandırmak, sıkıntılardan uzaklaştırmak için yazan hiçbir yazarı kütüphaneme sokmadım.” [s.48])

İlkin tereddütle karşılaşa da bu tuhafın tuhafı durumu, giderek merakına mağlûb olacak ve Dragos’un yolunu tutacaktır. İşte roman, bu mekânın; yazarın, mekânla ve doğal olarak kitaplarla ilişkisinin romanıdır. Deneme-roman diye tanımlıyorum Kitap Evi’ni. Şundan: Anlatıcı-karakterin kitaplara dair düşüncelerini, bu denemeler sayesinde öğreniyoruz. Deneme denilen o haşarı türün romana galebe çalma pahasına; -bu bir paha ise elbette…

Anlatıcının kimliği

Selim İleri, “Kitap Evi alışılagelmişin dışında bir roman. Özyaşamdan esinli mi, pek karar veremiyorsunuz. Anlatıcı doğrudan doğruya Enis Batur mu, yoksa roman kişisine dönüştürülmüş bir Enis Batur mu, bellisiz.” diye yazmıştı. Haklı bir soruydu bu. Benim kanaatim, anlatıcının ‘doğrudan doğruya’ Enis Batur olduğudur. Öyle ki, bu kitap isimsiz bir hâlde yayımlansaydı, okurları, yazarın (hem yazan’ın hem de anlatıcı olan’ın) Enis Batur olduğunu dakikasında anlayacaklardı: İyi tanıyanlar üslûbundan (ki, bu bir yazarın kimliğidir ve söylemek gereksiz, elbette başarıdır), daha az tanıyanlarsa, anlatıcının yazdığını söylediği kitapların isimlerinden: Kütüphane: Başka Bir Labirent Öyküsü, Ayna, Bekçi gibi…

Türler arası bir kitap

Kitap hakkında yazanlar (Asuman Kafaoğlu Büke, Selim İleri, Eray Ak, Ömer Erdem, Metin Celâl, Azra İnci…), tür konusuna da değindiler haklı olarak: Kitap, bâriz olarak türler-arası olduğunu söylüyor çünkü. Bana göre, deneme-roman bu. Dikkat, ‘roman denemesi’ demiyorum; -Enis Batur gibi bir yazarın roman denemesi yazmasına gerek olmadığını düşünürüm. Alıştığımız anlamda romanlar çıkarmıyorsa, öyle yapmamayı tercih ettiği içindir…

Kitap Evi’ni romandan ayıran, en az yarısının, deneme olmasıdır. Romana yaklaştıran da diğer yarısı oluyor hâliyle… Başkası yazsa belki sıkılırdım bu durumdan; fakat denemelerini severek okuduğum yazarın kaleminden çıkması, severek okumamı sağladı.

Tespitleriyle düşündürecek, (“Evet, kitap kalıcı bir virüstü.” [s.18]; Harf İnkılâbı’nın buruk sonucu: s.100), belki de kızdıracak (“Kitap… eril dünyanın nesnesidir.” [s.60]) bu güzel deneme-roman, kitaplara tutkun olan (‘çemberin içine bir kez düşen’ [s.40]; yani, hurufî bir hayat süren[s.46]) hiçbir okuru pişman etmeyecektir.
“Dünyayı yerinden oynatmak için bir dayanak noktası dileyen adam haklıydı. Bizim gibiler, çok genç yaştan başlayarak kendilerini yazının tılsımına inandıranlar, kitaplardan oluşan bir dayanak noktası yaratmıştık kendimize, ondan bir biçimde yoksun kalsak sonsuz bir boşluğa yuvarlanacak, uzayda kaybolan astronotlara dönüşecektik. Nasıl geçerdi günler, aylar, yıllar, kitapsız? İpin ucunu kaçırmaz, hastalanmaz, yanmaz mıydık?”
"Yaşı alabildiğine genç de olsa, kitapseverin yolu çok geçmeden kitapçı dükkanına çıkardı. Çemberin içine bir kez düşülmeye görsün, kısıtlı gelirine, dar olanaklarına bakmaz, ucundan köşesinden kişisel kitaplığını kurmaya yönelirdi kitap tutkunu. Ara sıra “sosyal davranış” icabı kitapevlerini kolaçan eden, gündemdeki başlıklardan ötesine pek ilgi duymayan insanların uğradığı, içeri girenin anonim müşteri kimliğinde kalmaya yazgılı olduğu dükkanlardan uzak durulur, tam tersine, kapıdan bir gireni ikinci seferde teşhis etmeyi bilen, içeride ne kadar uzun kalırsa o kadar sevindiği her halinden belli olan, “size nasıl yardımcı olabilirim?” soru-cümlesini kurmaktan kaçınan kitabevi sahibinin, çalışanının havayı denetlediği dükkanlar yeğlenirdi. Onlar, en geç üçüncü seferde, olabildiğince yumuşak bir yaklaşımla, mesafe ayarını gözden kaçırmaksızın, uzun erimli olması olası söyleşinin ilk adımlarını doğru hız ve sıralamayla yapmayı bir biçimde öğrenmiş insanlardı. Size sağladıkları açılım, uyumsuzluğunuzu yenmenizi kolaylaştırır, iki seferiniz arasındaki zaman dilimini kısaltmanıza yol açardı. Belli bir süre içinde, nasıl olduğunu anlamaya fırsat bulamadan, Virginia Woolf’un sözünü uyarlarsak duruma, “kendinize ait bir mekan” saymaya başlardınız o kitabevini; içeride, benzerlerinizle karşılaşmanın yarattığı özel bir huzur koşulu hüküm sürerdi; bir de size benzemediğini, dahası tanıdığınız hiç kimseye benzemediğini düşündüğünüz birkaç ayrıksı müdavim görürdünüz orada, zaman içinde bütün gizlerine değilse bile bir bölüğüne yaklaşma şansına erişir, ayağınızın alışmasından doğan mutluluğu perçinlerdiniz.”
“Konuşursanız geri dönüşü yoktur, susarsanız öyle değil: Dilediğiniz an giz kilidini açmak, açılmıyorsa kırmak sonuçta size kalmıştır.”
"Bütün evren kenarda durur, okurken. Bir kitabın sayfaları arasına daldığınızda, ötekiler, sesleri ve sözleriyle kaybolurlar. Aydınlık, ılıman, korunaklı bir diyardasınızdır; karanlık, sert ürkütücü bir yazının harfleri gözünüzün önünden akıyor olsa bile. Ondandır, ışığı söndürüp başınızı yastığa koyduğunuzda, sizi kuşatan gerçek dünyanın yerini daha gerçek bir dünyanın alacağını bilirsiniz. Böyle okumamışsanız hiç, siz henüz yaşamamışsınız demektir."
"Bir avuç kitabın başımı döndürdüğünü, bir avuç kitabın başımı başka yöne döndürdüğünü söyleyebilirim."
"Kütüphanede tanışıp ortak yaşamayı seçen insanlar tanıdım. Merdiven basamaklarında başlayan arkadaşlıkların kök saldığına tanık oldum. Kitapların etrafında gelişen bazı dostlukların kitaplar nedeniyle aşındığı, çözüldüğü, çöktüğü de oldu belki; ama kütüphane atmosferinin birleştirici özelliğinin, ayırıcı olanına ağır bastığını söyleyebilirim."
Enis Batur
Sayfa 40 - Sel Yayıncılık

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kitap Evi
Baskı tarihi:
Mayıs 2014
Sayfa sayısı:
132
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755706733
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Sel Yayıncılık
Hayatım kitapların arasında, ortasında geçti. Birkaçını yazdım, birçoğunu yaptım, daha çoğunu okudum, okumak için edindim, edinmek için elledim, sayfalarını karıştırdım, evimin duvarlarını kaplamalarından zamanla bir tür güvence duygusu yonttum. Neredeyse bütün düşüncelerimin, duyularımı harekete geçiren kıvılcımların kaynağında, kökünde, kuyusunda yer aldı kitaplar. Korktumsa, en çok onlardandır; şüpheler içinde kendi kendimi ve başkalarını kemirdiysem, onlardan.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 224 okur

  • İbrahim g
  • Erdo
  • Kübra Puğar
  • Gamze
  • busra
  • İbrahim Oruç
  • feniçka*
  • Burcu Arzuman
  • Tuğba kara
  • büşra serdar

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%5.5
14-17 Yaş
%1.8
18-24 Yaş
%23.6
25-34 Yaş
%54.5
35-44 Yaş
%10.9
45-54 Yaş
%0
55-64 Yaş
%1.8
65+ Yaş
%1.8

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%80.8
Erkek
%19.2

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%11.4 (9)
9
%17.7 (14)
8
%15.2 (12)
7
%25.3 (20)
6
%15.2 (12)
5
%7.6 (6)
4
%0
3
%3.8 (3)
2
%1.3 (1)
1
%2.5 (2)