Zehra, küçük yaşta annesini kaybetmiş, sevgi eksikliği yaşadığı bir ortamda büyümüştür. Çok kıskanç bir yapısı vardır. Babası Şevket Efendi, onun evliliği için yanında çalışan kâtip Suphi ile evlenmesini uygun görür.Zehra Suphi ile evlenir.
İlk başta huzurlu giden evlilikleri Suphi’nin annesi Münire Hanım, eve hizmetçi olarak Sırrıcemal adında güzel bir cariye getirmesiyle bozulur.
Zamanla Suphi’nin ilgisi Sırrıcemal’e yönelir. Zehra, bu yakınlığı fark ettiğinde kıskançlığı giderek tehlikeli bir boyuta ulaşır. Evin içinde huzursuzluklar, gizli planlar ve büyük bir çatışma başlar.
Zehra’nın kıskançlığıyla attığı adımlar, yalnızca Suphi ve Sırrıcemal’i değil, evdeki herkesi etkiler. Oyunlar, entrikalar ve beklenmedik karşılaşmalar olayları geri dönülmez bir noktaya taşır. Zehra’nın öfkesinin ve Suphi’nin tutkusunun sonunda neler olacağını merak ettirecek şekilde hikâye giderek karanlık bir hâl alır...
Kitabı sevdim. Bir kadının yaşadığı kıskançlık ve bu kıskançlığın nelere sebep olduğunu okuyunca insana korkutucu geliyor. Nabizade Nâzım, karakterlerin ruh hâllerini derinlemesine tasvir etmesi özellikle Zehra’nın kıskançlığı detaylı biçimde anlatılması çok dikkat çekici.
Yazarın genç yaşta ölümü (sadece 31 yaşında veremden) nedeniyle bu onun tek romanıdır. Eğer daha uzun yaşasaydı, Türk romanında psikolojik gerçekçilik çok daha erken gelişebilirdi.
Zehra, Türk edebiyatında psikolojik çözümlemeye en çok yer veren ilk romanlardan biri olarak kabul edilir.