Puan vermedi·560 syf.··
2025 62. kitabı
·
29 günde okudu
·
Okunma: 20 Eylül 2025 14:40
Tam bir ay sürdü… Herkese merhabalar uzun zamandır kitap okuma hızımdan şikayet ediyorum ama bir ayda da bitirdiğim kitap olmamıştı açıkçası. Yine bir itirafla başlayayım kitabı anlatmaya aslında çok çok Elif Şafak hayranı biri değilim ama kitaplarını çok severim ya da bazılarını çok severim bazılarında hiç sevmedim diyebilirim. Gökyüzünde nehirler var gördüğüm andan beri beni kendine çeken bir kitap oldu nedendir bilmem ama elime ulaştığında da çok çok sevinmiştim şimdi nasıl anlatabilirim nereden kitaba ilgi çekici vurgular yapabilirim bilmiyorum ama ben de uyandırdığı duygulardan kısaca da bir özetinden bahsedeyim. Kitap ilk olarak Mezopotamya kralı Asurbanipal’in hocasını katletmesiyle başlıyor. Yüzüne bir damla su değiyor… Daha sonra farklı farklı hayatlara konuk olmaya başlıyoruz ilk konuk olduğumuz hayatımız 1840‘ların başında dünyaya gelen Gecekondular ve Lağımlar Kralı Arthur Simith İkinci konuk olduğumuz hayat 2014 yılında yaşayan Narin gerçekten bu bölümde gözlerim yaşardı . Bir diğeri ise yine 2014 yılında Londra’da yaşayan ve yüzen bir eve taşınan Züleyha . Açıkçası ben de konunun birbirlerine nasıl bağlanacaklarını çok çok merak ettim. Biraz da sezgilerime güvendiğim için hikayedeki bütün kahramanların birbirinin bir şey çıkacağığından emindim,emin olduğum gibi de oldu… Arthur hayatın ona sunduğu bütün olumsuzluklara rağmen gılgamış Destanı’nın kayıp parçalarını arıyordu . Narin çok narin bir çiçek bir Ezidi Köyü’nde anneannesi ile birlikte inanılmaz bir katliama savruldu. O köyde her gün Arthur’un mezarına masum masum selam verirken.. Züleyha ise bence hikayenin en sıkıcı kısmıydı son sayfaya kadar. Karakterlerin hepsi suyun oluşumunda şekillenip can buldular doğrusu bende. Arthur’un saplantılı arayışı beni hala bile lanetli olan bir inanışa ya da siz kültür deyin ona götürdü. Narin bence özel bir seçimdi,onun hikayesi çok saf geldi bana su gibi. Züleyha ise sanki yardımcı karakterdi ruh hali de biraz bendi sanki biraz da bulanıktı Thames Nehri gibi… Hikaye bazen Fırat gibi sakin ve huzurlu bazen de Dicle gibi sert ve acımasızdı dostlar… Katliama uğrayanlardan tutun Lapis ve Lazuli’ye Gılgamış’a Lamassu’lara ilginç bir deneyim kar tadında bir okuma oldu… Bir sürü alıntı buldum onları da kaydırıverin artık
Gökyüzünde Nehirler VarElif Şafak · Doğan Kitap · 20251,744 okunma
·
260 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.