İncecik bir kitaptan nasıl bu kadar etkilendim ,nasıl bu kadar içimde hissetim,sizlere satırlarca anlatmak isterim…
Esas konunun 6 Şubat gecesi ve sonrası olması bir yana Zekeriya Bey’in kaleminden harfler gerçek dökülüyor dostlar.
Bildiğiniz salt bir gerçek ilk kitabı da öyleydi Kimsesizler Coğrafyası da öyle…
Esas adamımızın kuzeni Ferit’i bulmak için gittiği Hatay…
Yerle bir olan hayat…
Tüm gerçekler…
Tüm acılar…
Geç kalınmışlıklar…
Göz yummalar.
İhmaller…
Yetemeyişler…
Nasıl dokunuyor kalbinize değil mi?
Bir de bu gerçekliğin tam ortasında olanlar asla roman kahramanı değildi biri değil bini…
Can saymak için sayı kullanmak acıların en büyüğü ve hep de öyle olacak…
İşte bu keşmekeşte anlatıcının yolu bir de Ali’den geçer Ali acıların vücut bulmuş haliyken bir de karısı ve çocuğu enkaz altındadır…
İkisinin konuşmaları bizi ruhu enkaz altında kalanlardan tutun toplama kamplarına,yetim bir çocuğun acı dolu geçmişine,unutuşuna hatırlayışına çıkarır…
Onlarla hop oturup hop kalkmak o günlere dönmek inanılmaz etkilendim diyebilirim…
Hele Ali’nin Irak’ta başlayan kaybı Hatay’da devam etmesi kader denen döngü hepsi ayrı bir acıydı…
Ferit ile Ali’nin kayıpları derseniz sayfalara davet ediyorum sizi…