Puan vermedi·779 syf.····Okunma: 27 Eylül 2025 23:36 En çarpıcı bulduğum nokta, “budalalık” diye adlandırılan bu saf iyiliğin aslında yüce bir bilgelik olduğu hissi. Prens Mişkin’in varlığı, bize merhametin ve dürüstlüğün zayıflık değil, güç olduğunu hatırlatıyor. Finaldeki hüzün ise Dostoyevski’nin insan doğasına dair karamsar ama sarsıcı gerçeğini yansıtıyor: Saf iyilik çoğu zaman bu dünyanın sert yüzünde barınamıyor.
Budala, yalnızca 19. yüzyıl Rus toplumunu değil, insan ruhunun evrensel yaralarını da anlatan, bitirdiğinizde uzun süre zihninizde yankılanan büyük bir eser!