9/10
·249 syf.··
2025 51. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 29 Eylül 2025 00:12
Ütopyaların yazılış amaçları yönetim ve yöneticilerle doğrudan bağlantılıdır. Hatta ütopyalar için yönetim karşıtlığının yansımasıdır denilebilir. Bu durumda dönemlerinin yönetim biçimleri iyi olsaydı ütopyalar ortaya çıkabilirmiydi? sorusunu sormamız gerekir. Buna göre toplumun içinde bulunduğu şartlar, ihtiyaç duyulan şeylere insanları yöneltmektedir. Bir başka anlatımla ütopyalar, toplumsal gerçekliğe ve onun gelecek üzerindeki yansımasına bakmaktan kaçınmayan eleştirel bir girişimin ifadesidir. Devrinin yönetim biçiminden haz duymayan ve bunalan filozoflar, tasarladıkları yönetim biçimini ve devlet modelini yazıya geçirmişlerdir. İşte ütopyalar da bu şekilde vücut bulmuştur. Düşünce tarihinin belli başlı ütopyaları ideal ‘Devlet’iyle Platon, ‘Ütopya’sıyla Thomas More, ‘Güneş Ülkesi’yle Tommaso Campanella, ‘Yeni Atlantis’iyle Francis Bacon tarafından ortaya konulmuştur. Ütopya 15-16’ıncı yüzyıllarda İngiliz toplumunun sosyal, ekonomik ve siyasal yaşamını aksettiren ve eleştiren bir bölümle başlar. İngiltere’nin bu dönemde içinde bulunduğu koşullar hiç de iç açıcı değildir. 15 inci yüzyılın ikinci yarısındaki iç savaşlar ülkeyi kana bulamış ve yoksullaştırmıştır. Bu savaşlar başkaldıranların korkunç bir kırımı ile sona ermiştir. Thomas More’un yaşadığı bu dönemde de durum henüz düzelmemiştir. More’un yaşadığı dönemde İngiltere, Lord’ların zenginlik ve ihtişam içerisinde, bunun aksine, halkın fakirlik ve sefalet içinde yaşadığı bir durumdaydı. Güçlü zenginler güçsüz fakirlerin bütün mal ve emeklerini sonuna kadar sömürüyorlardı. Buna karşın halk, hukuk dışı yollara sapıp, hırsızlık, yankesiilik vb. yapıyordu. Ya açlıktan ya da suç işledikleri için öleceklerdi. Böylesine kötü bir ortamda, adalet mekanizmasının başı olan ve Kralın baş danışmanlığına kadar yükselen More için bu durum, bir adalet ve vicdan meselesiydi. Bu kadar yüksek görevlerde olmak bile bu durumu değiştirmiyordu. Bu çaresizlik karşısında, devlet adamlığını ve felsefesini kullanarak ‘ideal bir toplum’ fikrini yazıya döktü. Bunu da hicivci bir üslupla ‘Ütopya (olmayan yer)’ adı altında kaleme aldı. Ütopyayı kendi şartlarının en mükemmeli olarak düşündü. Adanın yapısı, yöneticilerin nitelikleri, hukuk, adalet ve ceza sistemi, toplumu şekillendiren eğitim sistemi, ekonomik yapı, sağlık kurumu, askeri yapı, yeme, içme, giyinme, barınma kullanımı, dini hayat gibi temel ihtiyaçları aile yapısı gibi temel konuları en ince ayrıntılarına kadar anlattı. Bunları anlatırken ‘insan’ konusuna çok dikkat etti. Toplum yapısını bozmamak kaydıyla insanlara sınırsız özgürlük ve demokratik haklar verdi. Ütopyada herkes mutluydu. Bu mutluluk bu şartlar altında kesintisiz devam edecekti. Ona göre toplumu bozan mal mülk edinme hırsı, sınıf ayrımı, bencillik ve cahillik Ütopyada olmayacaktı. Mal mülk ortaklığı, eşitlik, diğergamlık ve bilgi mükemmelliği sağlayacaktı. İki bölümden oluşan bu eserin ikinci bölümü birinci bölümünden önce yazılır. More, arzu ettiği kusursuz dünya düzenini ikinci bölümde anlattıktan sonra, birici bölümde Avrupa’daki var olan durumu ikinci bölümde idealleşirdiği düzenle karşılaştırır. Böylece, kendi savunduğu dünya düzeninin ne kadar mükemmel olduğunu kanıtlamak ister.Ancak More’un ideal olarak sunduğu Ütopya’da herkese yer yoktur. Orada bulunanlar belli özelliklere sahip olmalıdır. More’un bu tavrı, kucaklayıcı ve birleştirici olmaktan uzak, tasnif edici ve sınıflandırıcıdır.
UtopiaThomas More · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202024,7bin okunma
·
48 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.