İnsanlık tarihinin en eski hikâyelerinden biri ama Mark Twain bunu hem eğlenceli hem de dokunaklı bir dille yeniden anlatıyor. Adem ile Havva’nın birbirini tanıma sürecini, ilk meraklarını, anlaşmazlıklarını ve sonunda doğan sevgilerini günlükler aracılığıyla aktarıyor. Bu çiftin dünyayı ve birbirlerini keşfederken yaşadığı şaşkınlıklar, aslında insan doğasının en saf hâline dair ince bir mizah ve derin bir gözlem içeriyor.
Kitap, yalnızca bir aşkın ya da başlangıcın öyküsü değil; aynı zamanda kadın ve erkek arasındaki farklılıkları ve bu farklılıkların nasıl bir uyuma dönüştüğünü de gösteriyor. Yazarın mizahi üslubu sayesinde Adem’in biraz sersem ama iyi niyetli tavırları ile Havva’nın meraklı ve duygulu yaklaşımı arasındaki karşıtlık hem gülümsetiyor hem de düşündürüyor. Yani okurken diyorsunuz ki “o günden bugüne hiçbir şey değişmemiş!” :)
Son sayfalara doğru bu eğlenceli hava, yerini yavaş yavaş duygusal bir derinliğe bırakıyor. Adem’in Havva için yazdığı satırlar çok duygusaldı. Hep derim. İki ayrı cins, ikisi de aslında birbirine muhtaç hem de ikisi de birbirini tamamlıyor. Bu kitapta da bunu görüyoruz. Eğlenceliydi yahu okuyun, okutun!