Ya varsındır Ya yoksundur
9/10
·448 syf.··
2025 22. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 29 Eylül 2025 09:02
Kemal Tahir’in Esir Şehrin İnsanları romanı, işgal altındaki İstanbul’un o boğucu havasını iliklerine kadar hissettiren bir hikâye anlatıyor. Şehirde sadece düşman askerleri değil, korku ve “aman bana dokunmasınlar” düşüncesi de kol geziyor. Herkes bir köşeye sinmiş, ya susuyor ya da “bize ne” deyip geçiyor. Roman tam da bu suskunluk döneminde, “birileri artık bir şey söylesin” diye ses veriyor. Merkezde Kâmil Bey var. Eski bir paşanın oğlu, Avrupa görmüş, görgülü, kibar bir adam. Ama memleket elden giderken bile uzaktan izleyenlerden. Hayatında siyaset mi, mücadele mi? Aman eksik olsun! Derken savaş bitiyor, işler terse dönüyor, o da soluğu İstanbul’da alıyor. Başta işgali sadece izlemekle yetiniyor, sanki bir tiyatroymuş gibi. Ama zaman geçtikçe gördüğü adaletsizlikler, halkın çaresizliği onu sarsıyor. Artık gözlerini kapatamıyor. Kapatamıyor çünkü Nedime Hanım gibi dimdik duran bir kadının karşısında pısırıklık etmek pek de yakışmıyor. Eşi Nermin Hanım tam bir “konfor âşığı.” Tek derdi evin düzeni, çevre ne der, huzur bozulmasın. Yani toplumun “aman yeter ki bize dokunmasınlar” diyen kesiminin vücut bulmuş hâli. Kâmil’in içindeki o vicdan sesi büyüdükçe Nermin’in korkusu artıyor. Hal böyle olunca evde huzur namına bir şey kalmıyor. Hala Hanım klasik bir İstanbul hanımefendisi. Görgülü, kibar, ama olaylara hep mesafeli. “Aman düzen bozulmasın”cılar kulübünden. Enişte ise tam bir dönme dolap. Kim güçlüyse onun yanında. Padişahçı, işgalcilerle arası iyi, vicdan desen hak getire. Kâmil Bey için o sadece bir akraba değil, yozlaşmış bir aydın tipinin simgesi. Kâmil, bir süre sonra Karadayı gazetesinde çalışmaya başlıyor. Ama bu gazetenin sahibi öyle rastgele biri değil; liseden arkadaşı İhsan Bey. Yıllar sonra yeniden karşılaşıyorlar. İhsan, Anadolu’daki direnişi destekleyen, cesur bir gazeteci. Kâmil de onun yanında “düşünmekle yetinmek”le “eyleme geçmek” arasındaki farkı öğreniyor. Yani artık sadece “bir şey yapılmalı” demiyor, harekete geçiyor. Ve tabii ki İhsan’ın eşi Nedime Hanım… Romanın en diri karakteri. Güçlü, zeki, cesur. Yazılar yazıyor, haber taşıyor, gizli toplantılara katılıyor. Kadınların sadece evin içinde değil, ülkenin kaderinde de söz sahibi olabileceğini gösteriyor. Kemal Tahir onu öyle güçlü bir şekilde kurgulamış ki, Nedime Hanım hem direnişin vicdanı hem de kadınların “biz de buradayız” deyişi olmuş. Romanın en sarsıcı anı, Kâmil’in tutuklanma sahnesi. Sorguya alınan Kâmil’in karşısında ne bir İngiliz ne de bir Fransız var; bir Türk subayı! Ama bu subay öyle biri ki, işgalcileri savunuyor, Anadolu’daki direnişi “isyankâr” sayıyor. Asıl acı olan da bu zaten: düşman bazen dışarıdan değil, içeriden konuşuyor. Bu sahne Kâmil için bir dönüm noktası oluyor. Çünkü o an anlıyor ki, suskunluk da bir tür ihanet. O andan sonra korkularını geride bırakıp direnişin safında yerini alıyor. Roman karakter bakımından çok kalabalık değil ama her biri dönemin bir yüzünü temsil ediyor. Kimisi korkudan susuyor, kimisi çıkarı için eğiliyor, kimisi kalemiyle direniyor. Şehrin “esirliği”, aslında insanların içindeki tutsaklığın yansıması. Ama dürüst olayım, bu derinliği Nedime ve Kâmil dışında pek kimde hissedemedim. Diğerleri biraz figüran gibi kalmış. Sonuç? Esir Şehrin İnsanları, sadece işgal yıllarını değil, her dönemin “vicdanını kaybetmeyenlerini” anlatıyor. Kâmil Bey’in uyanışı, bir bireyin özgürleşmesi kadar bir şehrin de ayağa kalkışı. Ama bazen insan düşünüyor… keşke herkesin içinde biraz Kâmil, biraz Nedime olsaydı; belki o zaman hiçbir şehir esir düşmezdi. Kemal Tahir Esir Şehrin İnsanları
1000Kitap
Esir Şehrin İnsanlarıKemal Tahir · Ketebe Yayınları · 202613,3bin okunma
··
593 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.