·304 syf.····Okunma: 29 Eylül 2025 14:39 Jakob Beer, yedi yaşındayken Nazi baskını sonrasında annesini, babasını ve kız kardeşini kaybeden yetim bir Yahudi çocuğudur. Arkeolojik bir kazı alanında, açlıktan ve bakımsızlıktan perişan bir hâle düşmüşken Athos adında Yunan bir yerbilimci onu kurtarıp savaş boyunca saklanacağı Yunanistan'da Zakinthos adındaki bir adaya getirir. Bu noktada Athos Jakob'u, Jakob da Athos'u kurtarmıştır aslında. Kendisi de savaşı yaşayan sevdiği kadını kaydeden bir adamdır. Savaş devam ettiği için Athos'un evinde zaman geçirirler ve ondan yerbilimle, dillerle ve şiirle ilgili çok şey öğrenir. Athos, Jakob'un da dediği gibi sevgisiyle onu yavaş yavaş değiştirir. Athos'un arkadaşlarıyla bir arada, onların sevgi ve öğretileriyle büyüme devam eder. Savaş bittikten sonra Athos ile Toronto'ya göç eder ve burada Athos yerbilimle ilgili çalışmalarına devam ederken Jakob da şiirle, edebiyatla ve çeviriyle ilgilenir. Savaşın izleri hâlâ üzerindedir ve ailesinin, özellikle de kız kardeşi Bella'nın, anılarıyla doludur. Athos'un ölümden sonra da geçmişini ve anılarını birleştirmeye çalışır.
Kitabın ilk yarısında Jakob'un Zakinthos'a gelişi, Toronto'ya göç edişi ve Athos'un ölümden sonra tekrar Zakinthos'a dönüşü anlatılıyor. İlk 200 sayfada Jakob ve Athos anlatılırken kitap birden Ben adında, anne ve babası Nazi işgalinden sağ olarak çıkan, onların travmaları ile mücadele etmek zorunda kalan bir karaktere geçiyor. Ne kadar bambaşka bir hikâye gibi dursa da Ben'in bir şeyleri anlaması ve üstesinden gelmesi için Jakob'un hayatını araştırması gerekmiştir.
Kitabı çok beğendim ve çoğu cümlenin de yer yer altını çizmek istedim. Athos ve Jakob'un birbine yoldaş olmalarını, onların deyimiyle asma ve çit olmalarını ve birbirlerinin hayatlarını kurtarmalarını unutmayacağım.