Puan vermedi·48 syf.··Beğendi
· Hani, ne yazsa okurum, dediğimiz bir yazar vardır. Benim için o kesinlikle Aymatov.. Ve Ötüken Yayınları’nın çevirilerini okuduktan sonra o kadar uzun zaman oldu ki Aytmatov okumayalı..
•
Uzun bir aradan sonra Ketebe Yayınları’ndan çıkan 48 sayfalık kısacık bir kitap olan Bulgar Kızı & Talas’ın Kıyısında kitabını okumak öyle güzel geldi ki..
•
Gelelim kitap hakkındaki düşüncelerime;
Hikayeler oldukça kısa o yüzden içeriğe çok değinmeyeceğim.
•
İlk hikaye *Bulgar Kızı;*
21-22 yaşında hayatta kimsesi kalmamış gencecik bir kızın II.Dünya Savaşı sırasında Bulgaristan’dan kaçıp önce İstanbul’a, sonra Prens Adaları’nda bulunan bir manastıra sığınışını, hikayesini kimseye anlatamayışını konu alıyor.
•
İkinci hikaye *Talas’ın Kıyısında* ise;
Ata mesleğini geleneksel yöntemler ile devam ettirmeye çalışan, yeni fikirlere kapalı olan, oğlunun da bu mesleği bu şekilde devam ettirmesini isteyen bir baba..
Ata mesleğini daha çağdaş ve daha sürdürülebilir uygulamalarla ile icra etmeye çalışan bir evlat..
Aslında hepimizin aşina olduğu alt-üst soy çatışmasını ele alıyor.
•
Aytmatov bildiğimiz gibi.. Tarih kitaplarının yazmadığı “sıradan” insanı tarih kitaplarının yazmayacağı “sıradan” insanlara öyle güçlü bir üslupla aktarmış ki..
Ne yazsa okunur diyip incelememi bitiriyorum.