·304 syf.··Beğendi
···Okunma: 01 Ekim 2025 07:37 “Masallar, büyükler için bir kavramdır. Onlar masalların gerçekliğine inanmaz, çoğu zaman gülüp geçerler. Ama tertemiz düşünen çocuklar bilir ki, en acı gerçekler onların içinde saklıdır. Şimdi ben de içimdeki çocuğa haksızlık etmeyerek bu kıymetli esere ‘masal’ demeyeceğim.”
Momo, benim en sevdiğim kitap çünkü en güzel gerçekliği anlatıyor: zamanı. Burada Momo’nun içeriğini anlatmak istemiyorum çünkü onu okuyan bir daha unutamayacağını çok iyi biliyorum. Bence zamanı en güzel anlatan kitap bu. Akıcı, heyecanlı, duygusal, gerçekçi… Bir kitaptan daha ne beklenebilir ki?
Ayrıca sadece zaman değil; çocukluk, büyümek, dinlemek ve dinlenmek kavramları da çok başarılı anlatılmış. Bu asla bir masal değil… Olsa olsa gerçekleri çok iyi anlayan birinin insanlara verdiği bir ders olabilir.
Bu kitap bana her zaman bir şeyler katıyor, katmaya da devam ediyor. Dinlemek ve dinlenmek… İnsana şifa veren iki şey. Ve bunlara hepimizin ziyadesiyle ihtiyacı var.
Bir de, “zamanları çalınmış insanlar”ın aslında şu anki insanlar olduğunu fark edince daha çok üzüldüm. Çocuklar da depo-okullara kapatılmış, hayalleri engelleniyor, oyunlar öğretiliyor. Kimse onlara vakit ayıramıyor ve daha bir sürü şey… Bunları fark edince çocukluğuma sımsıkı sarıldım. Olmayan oyuncaklarıma el salladım; tahtalardan yaptığımız evlere, arabalara, uçaklara selam çaktım. İnsan bazı şeylerin kıymetini ancak fark edince anlayabiliyor. Bu kitap bende işte o farkındalığı oluşturdu. Sonra hemen hayallere daldım tabii… Tüm dünyaya zaman hırsızlarını tanıtıp insanların çalınmış zamanlarını geri vermek için kahraman olmaya karar verdim ve daha neler neler…
En etkilendiğim kısım ise günümüzün en büyük hastalığını öğrenmek oldu. Şu anda o hastalığa hapsolmuş bir insanlık ve tek yaptığı şey, durmadan “reels” kaydırmak… Mahkûm ve zavallı bir insanlık; ancak farkında olunca uyanacak, buna inanıyorum.
Bir yazılımdan ibaret olan yapay zekânın da dediği gibi; bir hayat, bir zaman parçasıdır ve böyle tüketilmemeli sevgili dostlarım. Ağaçlara sarılmalı, gökyüzüne doyasıya bakmalıyız. Bazen durup saatlerce zamanın kendisini, içimizdeki kavgayı, kuşların sesini dinlemeliyiz. Artık uyanmalıyız. İnanın, o zaman iyileşeceğiz; o zaman tekrar ağlayabilecek ve gülebileceğiz; o zaman birbirimizi dinleyecek ve o zaman merhamet duyabileceğiz. İşte o zaman katledilen, soykırıma uğrayan insanları bile kurtarabileceğiz…
Ne diyebilirim ki… Okuyun, okutun ve merhametle kalın