·480 syf.··Beğendi
···Okunma: 01 Ekim 2025 01:26 Ama ne kitaptı!Tadı damağımda kaldı dediklerimden..Sahne biter,perde açılır,bütün ışıklar yanar ve seyirci ayakta çılgınca alkışlar gibi bi histi :)İngiliz edebiyatı denilince benim aklıma artık kesinlikle Fowles gelecek..Hayran oldum bayım size!
Çağın en tutucu,en katı kurallı,sosyal sınıf farklılıklarının en yoğun yaşandığı ve kadının erkeğin mülkü olarak görüldüğü Viktoryan dönemin yerden yere vurulduğu bu anlatıların Sarah ve Charles arasında yaşananlarla kurgulanıp,yazarın bence olağanüstü yeteneğiyle ve muazzam üslubu ile birleşip şölene dönüşüyor..
Ve yazar öyle bir kadın karakter yaratıyor ki! benliğinin,duygularının farkında ne istediğini bilen ve bütün toplumsal baskılara baş kaldıran,kendi yolunu çizebilen ve aşk dahil hiçbir duygunun esiri olmayan bir kadın Sarah..
Charles soylu bir aristokrat..Onu da döneminin erkeklerinden ayıran özgürlükçü bir ruha sahip ve olağan akışın dışında bir adam..Bu iki karakterin yolu kesişirse ne olur?
Bütün bunları bir kenara bırakıyorum asıl mesele yine yazarda..Okurun bütün inancı ve sinir uçlarıyla oynayan bir anlatımı var..Çok heyecanlı bir oyunun ortasında düğmeye basıp bütün oyunu durduruyor ve başlıyor okuruyla konuşmaya."Burada ne olmasını istiyordun? İnan ben de bilmiyorum ne olacak,sonuçta kalemi ben tutuyorum ve canım ne isterse o olacak" diyor,ylece kalıyorsunuz :)Ve yapıyor şovunu, kitaba iki farklı son yazıyor..Muazzam değil mi?
Her okurun zevkine hitap eder mi bilmem ama ben bayıldım..Keyifli okumalar..