·320 syf.··Beğendi
···Okunma: 01 Ekim 2025 13:11 #MilenadanMektupVar
"Huzurun ve ser. ginin olmacıöı bir yer, ev değildir."
Merhaba kitap severler bugün size @=nazanarisoy_ 'un kaleminden çıkan ve bir çoğumuzun adını Kafka'nın kitabıyla duyduğumuz Milena'ya daha farklı yaklaşmamızı sağlayacak bir eser ile geldim.
Franz Kafka'nın Babaya mektup, Aforizmalar, Milena'ya Mektuplar, Şato, Dönüşüm, Dava gibi eserlerini okumuştum ve kitap icerisinde bazılarından alıntılar görmek bir yana hayatına farklı bir noktadan bakmak çok hoşuma gitti. Kafka'nın depresif yanını, zorlu bir hayatını biliyorduk ama çok sevildiğini kendi mektuplarından fark etmeyip, Milena'nın yazılarında gördüm ben.
Kitabımız üç ana kısımdan oluşuyor, ilk olarak Kafka'nın hayatına Milena'nın gözünden bakarak okumaya başlıyoruz ve ardından Milena'nın hayatına ve mektuplaşma serüvenlerine şahit oluyoruz. Son olarak ise Kafka'dan sonraki Milena'yı okuyoruz.
Her bölümü kendi içinde özeldi Kafka'nın hayatına onu seven bir kadının gözünden bakmak daha üzücü geldi bana. Sevilmeyeceğini düşünen bir adamı tüm çıkmazlarına rağmen çok güzel sevmiş Milena.
Çoğu kişi gibi ben de Milena'ya karşı ön yargılıydım, hatta evli bir kadın nasıl bir başkasıyla aşk yaşayıp yıllarca mektuplaşmış demiştim. Hayatına girince o aşkın yaşananlar arasında masum küçük bir liman olduğunu gördüm. Milena yalnızlaştırılmış bir kadın, hor görülmüş bir genç ve ihmal edilmiş bir çocukluk yaşamış. Belki de Kafka'ya onu bu kadar bağlayan da aynı yerden yaralarının olmasıdır. Ayrıca her seye rağmen sürekli çalışması, kendj ayaklarının üstünde durmaya çalışması şikayetlenen değil de çabalayan olması kendisine daha farklı gözle bakmamı sağladı.
Ernst ve Milena'nın babasını çoğu yerde kitaba girip dövmek istedim özellikle Ernst'i. Ama hayatının ilerleyen noktalarında babası ile bir şekilde ilişkilerini iyileştirmeleri sanırım beni en mutlu eden noktaydı.
Mektuplaştıkları dönemlerde ise aylarla birlikte değişen Sevgili Bay Kafka, Sevgili Frank, Benim Frank'ım, Senin Frank'ın, F. gibi hitaplar bir ilişkideki dalgalanmaları hissettirdi bana daha önce farketmemiştim.
1920lerde başlayan mektuplar 1924'te Kafka'ın ölümü ile sonlansa da öncesinde de iki yıl konuşmamışlardı. Yanı yıllara destan olan ve herkesin aşklarını konuştuğu ilişkileri o kadar kısa sürmüş ki, aşklar kavuşulamayınca mı büyür diye düşündürttü bana.
Sizce kavuşamayan aşklar daha mı büyük olur?