Bir King eseri için kısa bir roman sayılabilir. Zaman olarak Temmuz 2021’deyiz. Bölümler günlük şeklinde yazılmış ve her bölüm bir karakterin bakış açısından anlatılıyor. King’in son zamanlarda yazdığı tarzda yani.
Holly yayımlandığında, uzun zamandır Stephen King’in çıkardığı en korkunç kitap olacağı söylendi. Bu doğru değil. Bu beklentiyle okudum ve bu açıdan hayal kırıklığı oldu. Her zamanki gibi King kurguda iyi iş çıkarmış ama eser oldukça politik bir çalışma.
Stephen King’in Twitter hesabını takip ediyorsanız, Covid ve Trump hakkındaki düşüncelerini biliyorsunuzdur. Ve okuyucularına bunu dayatmaya çalıştığı havası var. Neredeyse her karşılaşmada insanlar birbirine aşı olup olmadığını ve hangi firmanın aşısını olduğunu soruyor; eğer olmadılarsa, bir küçümseme ve korku havası doğuyor ve maskeler hemen ceplerden çıkarılıp takılıyor. Ardından şu soru geliyor: “Kime oy verdin?” “Trump’a mı? Clinton’a mı?” Yazar, kitabın sonunda yer alan “Yazarın açıklaması ve teşekkür” kısmında, adil olmaya çalıştığını, bunun Holly’nin karakterine uygun düştüğünü söylüyor.
Sanırım Billy Summers yayımlanacağı zaman, Holly’nin kitabının Covid döneminde geçeceğini söylemişti ama bu kadarını beklemiyordum. Holly’nin karakterini inanılmaz derecede geliştirmiş ve Covid ortamı Holly’ye çok iyi oturmuş, fakat kitapta yer yer çok fazla yer kaplıyor. Yine de yıllar sonra okuyacaklar için ilginç bir okuma olabilir, bunu da unutmamak lazım. Şu anda, belki de Covid’den yeni çıktığımız için, bana biraz boğucu geldi ama hikâye güzel.
Holly, Bonnie Dahl’ın kayboluşunu araştırdıkça olay daha da gizemli ve karmaşık hale geliyor. Aynı zamanda, kötü karakterin kimliğini çok erken öğreniyorsunuz ve King hikâyeyi bu bakış açısından da okutuyor.
Holly’nin kitabında beni en çok etkileyen şey, annesinin Covid’den ölmesi üzerine cenazeye sadece Zoom üzerinden katılmak zorunda kalmasıydı. Ne yazık ki ben de bunu yaşadım. Danimarka’da ailemle yaşıyorum ve Haziran 2020’de babamı Covid’den kaybettik. Cenaze Türkiye’ye, yani kökenimizin olduğu yere, tek başına gitti. Dünyada seyahat yasağı vardı, bu yüzden onunla birlikte gidemedik. Türkiye’deki kısıtlamalardan dolayı cenaze orada birkaç dostumuzun yardımıyla defnedildi. Biz ise Danimarka’dan, Türkiye’deki komşumuz aracılığıyla Facetime üzerinden cenazeye katıldık. Çok kötü ve üzücü bir zamandı; Allah kimseye yaşatmasın.