Victoria
(Roman)
Knut Hamsun
1859-1952 yılları arasında yaşamış, 1920 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Norveçli yazar Knut Hamsun tarafından yazılmış olan Victoria romanı temelde sosyal statü ve sınıfsal farklardan kaynaklı imkansıza yakın bir aşkı anlatıyor.
Romanın genç erkek kahramanı olan Johannes fakir bir değirmencinin oğludur. Çocukken aşk duyguları beslediği Victoria ise fakir fakat aristokrat bir şato sahibinin kızıdır. Johannes Victoria’yı ilk gördüğünde yanında olan ve fakat varlıklı bir aileden gelen, sonradan teğmen olup Victoria ile evlenecek olan Otto’ya karşı kendini ezik görmektedir. Psikolojik olarak bu ezikliği aşmak için Otto’dan toplumsal anlamda daha çok makbul olan bir noktaya gelmeyi kafasına koymuştur. Victoria aslında Johannes’i sevmektedir ama babasının onun hakkındaki tasarrufuna umutsuzca yenilir ve Otto ile evlenir. Johannes şaire dönüşür, ülke çapında kitapları yayımlanır ve tutulur ancak aklı Victoria’dadır. Onu ulaşılamaz bir noktaya koyup hakkında şiirler yazmaktadır. Johannes’in suda boğulmak üzereyken kurtardığı Camilla ise Victoria tarafından Johannes’in önüne çıkarılarak ona yönelmesine çalışılır. Camilla Johannes’in evlilik teklifine evet der ama tam o sözleşmeyi yaptıkları gece trajik olay olur ve ava çıkan Otto bir kurşun ile vurulmuş ve ölmüş olarak bulunur. Victoria bunu Johannes’e aktardığında çok geç olmuştur ve artık nişanlı olduğu için kavuşamayacaklarını anlatan Johannes’in gözlerine bakarak ayrılır ve bu son görüşmeleri olur. Victoria hastalanır ve Johannes’e aşkını iyi anlatan bir mektubu ölümünden sonra teslim edilmek üzere aile öğretmenine verir. Johannes mektubu alır ama artık ölmüştür. Johannes’in nişanlısı Camilla ise genç İngiliz aşığı Richmond’u daha çok sevdiğini itiraf edince Johannes onu serbest bırakır.
Gerçekçi, akıcı, sade ve süssüz anlatımı romanın anlattığı aşkı ve kahramanları daha etkili kılmış görünüyor.
Aşk, statü farkı, toplumsal sınıflaşma, aristokrasi, hümanizm, bireysellik gibi çok önemli kavramlar romana ustaca sindirilmiştir.
İnsan doğasını ve özünde de kadının doğasını daha iyi anlamak için okunabilir bir eser.
Temel bir soru romanda sorunsallaştırılıyor: İnsanların tercihleri ve mutlulukları bireysel kararlardan mı gelir yoksa toplumsal yargılarla hareket etmekten mi?
Sizin cevabınız ne olursa olsun bu kitap bu konuyla ilgili okunmayı hak ediyor.