Gönderi

Çağresizliğin bile paylaşıldığı bir hikaye
10/10
·167 syf.··
Beğendi
·
2025 30. kitabı
Yeni bitirdim, ellerim bomboş kaldı sanki. Öyle bir kitaptı ki sanki içimde bir yerleri doldurdu. Kitap anladı beni. Kitap nasıl anlayabilir demeyin, bu yazar bu kitap anlar… Barış Bıçakçı’dan okuduğum ilk kitap olan Bizim Büyük Çağresizliğimiz, biraz mesafeli olduğum türk yazarlarına karşı bana değil adım, sanki metreler atlattı. Öykü türü pek tercih ettiğim yada merak duyduğum bir tür değildir aslında ben roman severim ama bu öyle bir öyküydü ki okuduğum pek çok romana 10 basar. Kitabın konusu çok basit, iki yakın arkadaşın, can dostun, kan kardeşin aynı kadına aşık oluşunun hikayesi. Ama bu kadar basit ve sıradan bir şey nasıl böyle yazılabilir nasıl bu kadar gerçek hissettirilebilir. Çılgınlar gibi yazarın hayat hikayesine dair bilgi aradım az önce internette, çünkü bir insan yaşamadan bu kadar duyguyu bu şekilde yazamaz gibi geldi ama otografik bir öge kullandığına dair hiçbir bilgi bulamadım. Ki 2011’yılında da filmi çıkmış onu da en yakın zamanda izleyeceğim. Yazarın dili öyle sıcak, öyle samimi öyle içten, öyle yaşanmışlıklarla dolu ki. Size o duyguyu saatlerce anlatabilirken bir cümlesi bir benzetmesiyle sizi tutuyor duygunun merkezine koyuyor. Yarattı karakterler, o karakterlerin birbirleriyle ve geçmişleriyle kurduğu bağlar ve bağlantılar… Nasıl tarif edilir bilmiyorum ama sanki Ender’i de Çetin’i de aslında tanıyordum ben. Sadece olayı bu sefer Ender’den dinledim gibi hissettim. Bir yandan da sanki dönem dizisi izliyormuş gibi bir his yaratıyor. Hani olur ya bazı diziler ve dizideki karakterler evden biri olur. Bu kitap da aynı hissi uyandırıyor. Kitap bitince sanki bende o evden çıktım, ordaydım, yaşadım gibi hissettim. Yazarın okumaya doyamadığım benzetmeleri, tatlı dili, karakterler herşeye bayıldım ve kedinlikle bu yılki favori kitabım bu olacak. Ama kitapta en çok hoşuma giden şey Ender ve Çetin’in bağı oldu. Başta hepimiz olay akışında Nihal’e odaklanıyoruz acaba diyoruz, acaba hangini seçecek, dostları nasıl birbirine düşürecek ? Ama aslında olay hiç Nihal’le ilgili değil. Nihal onların hayatlarından geçmiş ve geçecek pek çok karakterden biri, aşk zaman zaman gelir ve geçer. Asıl kalıcı olan şey onların birbiri için yarattıkları o “EV”, o güven alanı, kendi olabildikleri yer, birbirini tamamladıkları herşey. Olay yaşamı birbirleri için anlamlı kılan iki dost. Zaten Ender’de Nihal’i anlatsa da, asıl anlattığı kişi yani kitabı yazdığı kişi Çetin. Biz bu hikayenin sonunda aslında Nihal’le ilgili hiçbir şeyi önemsemiyoruz çünkü gerçekten önemli değil de. Tıpkı Ender’in de dediği gibi ; “İlişkiler için gerçekten bir sınır var mı ? Varsa da ikinci sınıf sinema eleştirmenlerinin göremeyeceği bir sınır bu. İnsan severken basit sınıflandırmaların sınırlarını değil kendi sınırlarını görür, kendi sınırlarında dolaşır, kendi sınırlarına değer. Benim bildiğim tek sınır bu. Eşyalarla, on yedi yılını geçirdiğin evinizin eşyalarıyla dolu kamyon, eylül güneşinin altında sizin sokak boyunca homurdanarak ilerleyip yumurtacının oradan Fevzi Çakmak Caddesine döndüğünde, yoksun kaldığım yalnızca yüzünde yapıştırma bir gülümsemeyle el sallayan lise arkadaşım Çetin değildi. Bütün belirsizliğe karşın sezebildiğim, varlığına inanmadığım, inanmam gereken sınırlarımdan yoksun kalmıştım.”
Bizim Büyük ÇaresizliğimizBarış Bıçakçı · İletişim Yayınevi · 202010bin okunma
··
36 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.