Bizim Büyük Çaresizliğimiz

·
Okunma
·
Beğeni
·
12.797
Gösterim
Adı:
Bizim Büyük Çaresizliğimiz
Baskı tarihi:
Kasım 2018
Sayfa sayısı:
167
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750502637
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayınevi
O yıl bahar bize eksik yanlarımızı, hiç tamamlanmayacak şeyleri hatırlatarak gelmişti. Yarım yamalak bulutlar, sahanda yumurta güneşi, neremizi ısıttığı belli olmayan bir sıcaklık. Burnumuzu mu, kalbimizi mi yoksa kasıklarımızı mı?

İki yakın arkadaşın aynı kadına âşık olması ve kahvaltıda peynirin üzerine reçel sürebilme iştahı.
167 syf.
·9 günde·Beğendi·7/10
Merhaba,

• Final haftam bittikten sonra kütüphanede ders çalışırken gözüme kestirdiğim kitaplardan biri olan “Bizim Büyük Çaresizliğimiz” ile başladım açlığımı gidermeye. O ya da bu sebepten ötürü okumaktan uzun bir süre ayrı kalınca özlem duygusu ile doluyorsunuz ya işte o zaman artık okumak bir ihtiyaç fark ediyorsunuz…Aslında, bahanelerimizi bir kenara koyup günde yarım saat ayırabiliriz. İnsan nelere vakit ayırmıyor ki… Hakikaten nelere üzülüyor, nelere şaşırıyor, nelere zaman harcıyor olduğuma üzülüyor, şaşırıyor ve zaman harcıyorum.
Kişi burada biraz kendisiyle yüzleşti, geçelim.
Bıçakçı’nın okuduğum ilk kitabı olmakla birlikte birilerinde ya da birileri aracılığıyla övgüsünü çok duyduğum “okumalıyım hissiyatı” oluşturan kitaplardandı. Elimde görüp, sıkılırsın ama sen diyen bir kesim olduğunu da söylemek isterim. Sıkılırsın diyenleri düşünüyorum, belki siz de haklısınız. Belki anlatılmak istenen haddinden fazla basit, belki sözcükler haddinden fazla yalın… Ama, insan bazen sakinleşmek,durup düşünmek istemez mi? Sizi uyarayım okuyucular, hareketlilik ve olaylar zinciri arıyorsanız yanlış yerdesiniz. Bizim Büyük Çaresizliğimiz, durum anlatıcılığı yapılmış bir eser.

• “Yaşamak aslında birbirinden kopuk yaşantılar arasında bağlantılar kurmaktır. Bir hatırayı diğerine bir fotoğraf albümü değil yaşayan bir insan bağlar.”

Kitabın sonlarında ki bu alıntıyı not alırken onlarca sayfayı düşünme imkanı buldum. Çetin, Ender ve Nihal...

Çetin ve Ender’i birlikte yazıp Nihal’i ayrı yazmam bile seni üzerdi değil mi Ender? Bir araya gelmeleri beklenmeyen, ummadığı ve karşı koyamadıkları duygulara sürüklenmiş üç insanın hikayesi. Genç bir kadın, orta yaşlı iki erkek... Bu üçlüyü okurken, aynı zamanda onları seyrediyor gibi hissediyorsunuz. Bu üçlüyü okurken dostluk tanımı üzerine kafa yoruyor belki kıskanıyor, belki uzaktaki birine selam ediyorsunuz. Belki hikayeye hiç hakim değilsiniz, belki hikaye “sıkıcı” ama Ender, ufak ayrıntılara öyle dikkat ediyor ve onları öyle tatlı sunuyor ki bize o fotoğraf albümündeki insanlarınızı hatırlıyorsunuz... Ne kadar çok “belki” dedim değil mi? Biliyorum.
Çünkü Ender de diyor ki: “İkimizde Nihal’in birimizden birini seçmesi gibi bir olasılığı hiç düşünmemiştik. Sanki ikimizi birden sevecekti, bu tek seçenekti. Böyle bir şeyin yaşanabilir olup olmadığı konusunu ise Fransız sinemacılara bırakıyorduk.”
167 syf.
·3 günde·9/10
Kitabı okuyalı epey oldu ama kitaptan sahneler ara ara dönüp dolaşıp gelip aklımda takılı kaldıkça kitaba inceleme yazmak istedim.

Kitap bir insanı hamlıktan olgunluğa ulaştıran duyguların en büyük paydaya sahip olanı,en gaddarı ile yani ölümle başlıyor. Birisinin ölüm haberini almak ne denli yıkıcıdır,hele bu birisi ailemizden biriyse. O noktadan sonra hiç bir şey eskisi gibi olmayacakmış gibi hissederiz. Hiç gülemeyecekmişiz, bir daha mutlu bir an yaşayamayacakmışız gibi gelir.
Tabi ölüm haberini vermek de son saniyelerinden geriye doğru sayan bir bombayı izlemek gibidir. Haberi alan kişi de izlenen bomba gibi patlayabilir ya da tehlike imha edilerek savuşturulabilir.

Işte Nihan'la iki dostun durumu da böyledir. Ellerinde kendilerine emanet edilmiş,ölüm acısıyla yüklü, her an patlamasından korktukları bir genç kız vardır. Acısını paylaşsalar mı her şey normalmiş gibi devam mı etseler bocalar dururlar.


Sonra ne mi olur? " Ortada iki erkek ve bir kadın varsa, edebiyat ve sinema başımıza taş yağdırır,kolla kendini!" diyor Barış Bıçakçı. Bu tezi de kitaba yayıyor. Ikisi birden Nihal'e aşık oluyorlar ve bu durum onların büyük çaresizliği oluyor. Hop diyorlar tamam aşık olduk da durum nerden baksan racona ters. Kız arkadaşımızın kardeşi, bizden yaşca çok küçük , e sonra hadi hepsini oldurduk biz dostuz birbirimizden vazgeçemeyiz ama ikimizde aynı kişiye aşık olduk,dostluğumuzdan mı vazgeçeceğiz. Dostluğumuzdan vazgeçmiyorsak aşkımızdan mı vazgeçelim. Alın size çok bilinmeyenli denklem.

İşte böyle platonik platonik sancılar çekmeye devam ederler ama ikisi de açılmaz Nihal'e. E sonrasında da ben diyorum kollayın kendinizi. Ortada platonik bir aşk varsa, her zaman aşk acısı yanında bonus olarak gelir. :)

Aslında ben bu kitaptaki Ender ve Çetin'in dostluklarını bir parca, Tutunamayanlar'ın Turgut ve Selim'im dostluğuna benzettim.(Bana her şey seni hatırlatıyor.) Ama tersten... Yani bu ikisi de başka kimseye ya da başka bir şeye tutunamamış,hayat pek yüzlerine gülmemiş onlar da gidip birbirlerine tutunmuş. Ikisi de bir diğeri olmadan eksik gibi. Oğuz Atay'dan esinlenmiş olabilir yazar.

Çok yalın,çok samimi duygularla süslenmiş bir dostluk,biraz aşk, biraz hayat hikayesi. Şunu da belirteyim ki kitap herkesin sevebileceği bir kitap değil bence. Olay örgüsünü ve karakterleri başta takip etmekte biraz zorlanabilirsiniz. Bir eskiye bir şimdiye dönüşü alışana kadar biraz bocalatıyor.

Barış Bıçakçı'nın duyguları yansıtışı çok güzel,kelimeleri duygu yüklü. Melankolik bir mizahı var. Farklı kitap tarzları tatmayı seviyorsanız bu kitap tam size göre. Hem altı çizilip instagramda paylaşılacak epey söz de var içinde. :))
167 syf.
'her şeyin geçip gittiğine, yaşadıklarımızın geçmişte kaldığına kim inandırabilir bizi? anılarımızı avuç dolusu su gibi her sabah yüzümüze çarpmanın işe yaramayacağına kim inandırabilir?'
diye başlıyor kitap ve devam ediyor, kitap öyle içine çekiyor ki, şirkette iki mail arası, otobüs beklerken, otobüsten inerken her fırsatta okumaya çalıştım.

dışarıdan bakıldığında iki arkadaşın aynı kadına aşık olması olarak görülen roman. tarif etmesi ne kadar basit, iki arkadaş aynı kadına aşık olur ve olaylar gelişir. asıl büyük çaresizlik bu diyor bıçakçı romanın bir yerinde; yani sesimizin dışarıdaki çocuk seslerinin arasında olmayışı.

kitabı bitirdiğimde aklıma gelen tek soru ' peki ya bizim büyük çaresiziğimiz?' oldu.
167 syf.
Ben , beni sarıp sarmayan bu kitabı çok sevmiştim.
Buradaki iki dostun birbirine olan eşsiz dostluğunu çok sevmiştim.
Ankara 'yı ise daha da çok sevmiştim.
Bir de Barış Bıçakçı gibi laf kalabalığı yapmayan, duyguları en saf hali ile bana sunan yazarı tanıdığım için , kitap okumayı bir kez daha sevmiştim.
167 syf.
·5 günde·Beğendi·9/10
Aylaar önce okuma listemdeki kitaplar 100 ü bulunca revize etmeye karar verdim. Ve listeyi temize geçerken Bizim Büyük Çaresizliğimiz'i almadım !

Geçen haftaki kütüphane safarimde, köşede kaldığı için ihmal ettiğim A/B rafından kitap almaya karar verdim. Ve bilin bakalım elime hangi kitap geldi? Listeye girip çıkmışlığı olduğu için tanışıklığımız vardı. Rafa gerisin geri koyamadım BBÇ'yi.

İki arkadaşın aynı kadına/erkeğe aşık olması klişe olmasada bilinmedik hikaye değil. Ama Ender ama Ender.. Tanıştığımıza çok memnun oldum Ender (kitapdaki anlatıcı arkadaş). O kadar tanıdık geliyor ki. Kendimden hem de.
Hayatın küçük rutinlerini anlatışı, dostluklarını bu rutinlere bağlaması. Bu rutinleri Barış Bıçakçı kadar güzel anlatan olmamıştır sanırım.
167 syf.
·10 günde·Beğendi·8/10
Herhangi bir kitabi okurken, hissettirdiklerine gore istifliyorum beynimde.
Hissel arsiv benimki.
Eger birgun '' ....'' Seklinde hissedersem yapisirim yakasina bir kez daha okurum modundayim.
İkinci kez okuyarak bu kıtabı artık Susmalar,beklemeler,gucume gitmeler,caresiz hissetmeler nasil gelmisse artik dilimin ucuna, ben degil de o kusuversin istedim.
167 syf.
·2 günde·7/10
Ne naif bir kitaptı... Sakin sakin yazılmış gibi, sindire sindire okuyun der gibi.

Olayları değil, anıları yazmış Barış Bıçakçı. Ütopik bir dostluk çizmiş. Çocukluğu, kayıpları, aynı kadına aşık olmayı anlatmış.

Keyifli okumalar...
167 syf.
·5 günde·Beğendi·Puan vermedi
İsmiyle bu kadar dikkatimi çekip, ben de merak uyandıran kitap sayısı azdır herhalde. İsminin de etkiliyiciliğinden olsa gerek büyük bir kurgu, kahramanlarımızın başına büyük olayların gelmesini, ne bileyim gerçekten çaresiz olmalarını bekledim sanırım. Aslında öylelerdi zaten. Sadece benim beklediğim şekilde değil.
Kitap etkileyici ve vurucu bir paragrafla başlıyor öyle de devam ediyor. Ama etkisini büyük edebi cümlelerinden almıyor. Aksine sen ben düşünsek kurabileceğimiz türden cümleler, buna rağmen kitap okurken beğendiniz cümlelerin altını çizenlerdenseniz en çok altı çizilen kitaplarınızdan biri olur herhalde.
-Bundan sonrası spoiler olabilir-

Ender ve Çetin’in hikayesini, Ender’in kaleminden dinliyoruz kitap boyunca. Basit, hayatın içinden bi hikaye. İki kafadarın kendilerinden yaşça bir hayli küçük ev arkadaşlarına aşık olmalarının hikayesi. Başlarına öyle büyük olaylar falan gelmiyor yani, ama kendinden bir şeyler buluyorsun okudukça, kitap da geçen hikayenin birebir kahramanları olmasak da duyguların, hissedilenlerin kahramanlarıyız bizde. Karakterlerinde, bizim de çaresizliğimiz; burda yatıyor zaten, kendi ufak, basit hayatlarımızda bocalamamızda.

Not: Eğer popüler olmuş kitaplara mesafeliyseniz hemen okuyun, değilseniz de hemen okuyun pişman olmazsınız. Kendi dilinde akıp giden, okuması hayli keyifli bir kitap.

Not2: Filmini izleyenlerden filmle ilgili tavsiye bekliyorum. İzlemeye değer mi yoksa kitabın tadını hiç bozmayayım mı?
167 syf.
·Puan vermedi
Olaylar değil durumlarin anlatisi.sıcak yaz ikindisi bir roman olsaydı bu olurdu tatli bir mayhoşlukla akiyor kitap.kızmıyorsun olan hiçbirşeye herşey herkes okadar olduğu gibi.naif çok naif
167 syf.
·8/10
Öncelikle belirtmek isterim ki çookk güzel bir Ankara kitabıydı. İki yakın arkadaşın/dostun/kardeşin vb. (bu tanımlamaların hangisi uyar ya da eksik kalır, bilmiyorum) aynı kadına aşık olma hallerini hem çok naif hem çok bariz anlatmış Barış Bey. Gerçekte Çetin ve Ender arasındaki dostluğun var olabileceğini düşünmüyorum. O kadar güzel ve derindi ki... Öz kardeşinize katlanamadığınız anlar olurken sonradan hayatınıza girmiş birine, karşılıklı bu kadar derin bağlanabilmek zor olmalı. Ayrıca Ender o kadar tatlı bir insandı ki... Anlattıklarında o kadar kendimden ve hayata dair fikirlerimden parçalar buldum ki. Terapi gibi geldi biraz. Nihal'e gelecek olursak Çetin ve Ender için ne kadar önemli olsa da okuyucu için bu dostluk karşısında arka planda kalacaktır. Filmini de merak ettim, en kısa zamanda izlemek istiyorum. Herkese keyifli okumalar.
167 syf.
Nihal,Ender ve Çetin üçlüsünü her daim Atilla İlhan'ın Üçüncü Şahsın Şiiri'ni anımsayarak ve bir parça benzerlik kurarak okumak gibi bir girişimle başlamış olsam da bilindik klasik bir kurgu gibi ilerlemediğini anladıkça bu benzetmem başlangıçla sınırlı kalmıştı.Konu ve anlatım ilerledikçe kendimi Ender'le bağdaştırarak diğer karakterle konuşuyor,onlarla aynı ortamda yer alıyormuş gibi hissetmiştim.Ankara'yı onlarla yeniden keşfedip bir bardak kahvenin verdiği huzuru yine onlarla tatmıştım diyebilirim.Açıkçası o kadar sıradan, hayatın içinden bir parça olması okurken bende sıcacık bir his oluşturmuştu.Kesitler ve sıradan olayların temel alındığı kitaplara hayran oluşumdan da kaynaklanıyor olabilir bu düşüncem.Ayrıca arada dinlemeniz için paragrafların arasına sıkıştırılmış müzikler bir başka tatta.

On yedi yaşında,pencere kenarında kışı anlamlı kılan ve bakış açımı değiştiren,severek okuduğum ve benim için yeri her zaman ayrı olacak bu kitabı bir kış günü eşliğinde okumanızı tavsiye ederim.
167 syf.
·1 günde·Beğendi·Puan vermedi
Nasıl anlatsam nasıl başlasam bilemedim. Yine ilk defa okuduğum yine hayran olunası bir kalem. İlk bölümlerde anlatılan olayları belli bir sıraya koyamamış ve duyduğum o kadar güzel beğeni cümlesinden sonra hayal kırıklığı yaşamak üzereydim ki yazarın konuyu baştan anlatalım cümlesiyle rahat bir nefes aldım ve devam ettim. İyi ki de devam etmişim. Ortaokul sıralarına uzanan kavgayla başlayan bir dostluk, ama ne dostluk imrenilecek cinsten... Ve aynı evi paylaşan bu iki dostun Enver ve Çetin, kendilerine okulu bitene kadar emanet edilen arkadaşları Fikret'in kızkardeşi Nihal'e aşık olma serüvenleri... Kitap Ender'in Çetin'e yazdıklarından oluşuyor ama tek taraflı bir anlatım değil. Hem Ender'i hem de Çetin'i tanıyorsunuz. Karakterlerin hayatlarını, yaşadıklarını, hayallerini, sevdalarını, düşüncelerini, ailelerini, hayata bakışlarını, dostlumlarını okudukça merak ediyorsunuz, merak ettikçe okuyorsunuz sonra bir bakmışsınız kafanızda bir çok soru işareti oluşmuş ve bu arada da kitap bitmiş... Cevapları nasıl bulurum bilmiyorum.

Kitapla kalın efenim :)
Birine aşık olunca, ömrün boyunca onu aramışsın da sonunda bulmuşsun gibi, geçmişini tekrar kurgularsın. Basit tesadüfler aşkın ilahi gücünün işareti olur çıkar. Şimdi buraya yazınca bak ne kadar gülünç olacak: Lise sonda aşık olduğum kızın ismi Zuhal’di, yirmi yıl sonra, Nihal, demek ki, tabi ya, büyük bir aşk bu, aşkın ilahi adaleti sonunda bizi buluşturdu vesaire..
"Her şeyin geçip gittiğine, yaşadıklarımızın geçmişte kaldığına kim inandırabilir bizi? Anılarımızı avuç dolusu su gibi her sabah yüzümüze çarpmanın işe yaramayacağına kim inandırabilir?"

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Bizim Büyük Çaresizliğimiz
Baskı tarihi:
Kasım 2018
Sayfa sayısı:
167
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750502637
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayınevi
O yıl bahar bize eksik yanlarımızı, hiç tamamlanmayacak şeyleri hatırlatarak gelmişti. Yarım yamalak bulutlar, sahanda yumurta güneşi, neremizi ısıttığı belli olmayan bir sıcaklık. Burnumuzu mu, kalbimizi mi yoksa kasıklarımızı mı?

İki yakın arkadaşın aynı kadına âşık olması ve kahvaltıda peynirin üzerine reçel sürebilme iştahı.

Kitabı okuyanlar 2.128 okur

  • hattat hatayi
  • Elif
  • Murat Hayta
  • Yekda
  • tbaerkrt
  • Nagimoo
  • Mehmet Onur
  • pelin karslı
  • Eda Karadağ
  • Yahya çalışkan

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%5.4
14-17 Yaş
%3.1
18-24 Yaş
%27.7
25-34 Yaş
%42.7
35-44 Yaş
%16.1
45-54 Yaş
%3.9
55-64 Yaş
%0.5
65+ Yaş
%0.5

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%70.6
Erkek
%29.2

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%23 (150)
9
%20.4 (133)
8
%27.5 (179)
7
%16 (104)
6
%7.7 (50)
5
%2 (13)
4
%1.2 (8)
3
%1.2 (8)
2
%0.6 (4)
1
%0.5 (3)

Kitabın sıralamaları