Puan vermedi·400 syf.··Beğendi
···Okunma: 02 Ekim 2025 14:17 Kitap bitti ama sanki ben de bittim...
Hayatın türlü türlü maceralarına karşı ayakta durmaya çalışan zavallı Nazan,sana öylesine sımsıkı sarılmak isterdim ki çektiğin bütün acıları unutturmak için elimden ne gelirse yapmaya hazırdım.
Ben okudukça sana kızdım; "Bak kızım Nazan kayınvalidenin yaptığı safi kötülükleri gör, komşun Naciye'nin kötü olduğunu artık kabul et dedim." İçimde derinlerde bir yerde her kelimede her hecede kalbime sancılar girdi. Ne vardı da sustun bunca kötülüğe.
En sevdiğim yönün sadakatin oldu ama ne olursa olsun yadigâr diyerek sahip çıktığın yüzük sonun oldu belki de...
Eşin olacak Mazhar Efendi'ye gelince bence hakettiği sonu buldu. O cadı annesine inanıp sana etmedik eziyet bırakmadı, sen ise hep sustun hep sustun; bir kez olsun savunsaydın kendini. Ben okurken her sayfada ama O'nun suçu değil demekle yetindim.
Yıl ister 1950ler olsun ister 2025ler olsun kadının yeri hâlâ aynı hâlâ kadın kadının en büyük düşmanı. Hacer de keşke hakketiği sonu yaşasaydı birden silinip gitmesi sinirlendirdi beni.
Ve Haldun...
Hikâyenin en masumu en korunaksızı sağa sola savrulan küçük beden...
Emanete sahip çıkan yakın dost Nihat ve eşi Hikmet Hanım en çok sizi sevdim iyiliğiniz kalbiniz hâlâ iyi olanların var olduğunu bir kez daha hatırlattı bana. Sizin gibiler daha da artsa şu dünya belki çiçek bahçesine dönecek.
Yazdıklarımdan da anlaşılacağı üzere kitabın içerisinde buldum kendimi. Kâh Nazan'a kâh Haldun'a ağladım, adeta onlar ağladıkça ben ağladım."El Kızı" deyince en fazla akla gelen kayınvalide çatışması diyerek başladığım kitap içerisinde kayboldum.
Orhan Kemal güçlü bir kalem güçlü bir yazar. Kesinlikle okumanız gereken bir kitap yanınızda bolca peçete bulundurmayı unutmayın. Ha bir de ben okurken kitabı sağa sola fırlattım baştan uyarmış olayım :)
Keyifli okumalar kitap dostları ;)