·896 syf.··Beğendi
···Okunma: 11 Ağustos 2024 13:49 Okumamın üzerinden uzun zaman geçmesine rağmen dönüp bu kitaba bir inceleme yazmak istediğimi fark ettim çünkü ikinci cilde başlamadan önce bir değerlendirme yapmanın ikinciyi hakkını vererek okumamı sağlayacağını düşündüm. Bu kitabın bilhassa sosyal bilimler için ne kadar mühim olduğunu biraz bu alanla haşır neşir olmuş herkes bilir. Genelde üniversite bölümlerinde doğrudan okutulmaz, ama belirli kısımlarına zorunlu okumalarda yer verilir. Bugün sosyal bilimler dediğimiz her alanda Marx’a karşıt ya da onun izinden giden çeşit çeşit çalışma bulmak işten bile değildir.
Kapital teorik olarak çok yoğun ve bıraktığı etki açısından çok özel bir eser. Yalnızca bir ekonomi kitabı olarak değil, felsefi, tarihsel ve politik bir metin olduğunu da vurgulamak lazım. Dolayısıyla bugün hala ekonomi-politik tartışmalarının merkezinde. Henüz diğer ciltleri için konuşmak erken tabii ama ilk cildini keşke çok daha önce okusaymışım dedim zira anlaşılmayacak bir şey yok. Genelde anlaması ya da okuması zor olarak lanse ediliyor fakat aslında Marx hakkında okumaktansa Marx’ı doğrudan okumak daha mantıklıymış.
Birinci ciltte Marx esas olarak meta, değer, artı-değer, sermayenin dolaşımı gibi kavramlar ile kapitalist üretim biçiminin işçi sınıfı üzerindeki etkilerine somut tarihsel örneklerle yoğunlaşıyor. Marx temel kavramları tek tek açıklayarak kapitalizmin gelişimini anlattığından burada ana eksenlerden kısaca bahsetmekte fayda var bence:
1) Meta ve değer: Bir şeyin meta olabilmesi için mübadele edilmesi gerekir. Mübadele sayesinde meta değer kazanır. Belirli bir ihtiyacı karşılamaya hizmet eden metanın böylece kullanım değeri oluşur, ekmeğin açlığı gidermesi onun kullanım değerini gösterir. Ancak toplumsal ilişkiler tarafından önemi belirlendiğinde, yani bir ekmeğin kaç yumurtaya denk geldiği belirlendiğinde, metanın değişim değeri açığa çıkar. Meta ve değeri açıklayarak Marx, para ve sermaye açıklamasının temelini oluşturur.
2) Para ve sermaye: Meta → para → meta döngüsü sayesinde ihtiyaçlar karşılanır. Sermaye → para → meta → daha çok para döngüsü ise sınırsız genişleme arzusuna sebep olur. Buradan artı-değerin kapitalizm için önemine geliriz.
3) Artı-değer: İşçi, kapitalistin ödediği ücretten daha uzun çalıştırılır ve bu fazla zaman sayesinde sermaye birikimi gerçekleşir, yani kapitalizmin özü oluşur.
4) Yedek işgücü ordusu: Teknolojik ilerleme, krizler ve rekabet sürekli işçi fazlasına sebep olur. Bu işçi fazlası da ücretleri baskılayarak işçileri disipline eder ve sermayeye esneklik sağlar.
5) İlkel birikim: Şiddet, zor ve mülksüzleştirmeyle (İngiliz çitleme hareketi, sömürgecilik, köle ticareti vs. yoluyla) kapitalist birikim gerçekleşir.
6) Devlet borçları: Borç ve vergi yoluyla modern devlet sermayenin çıkarına çalışır.
7) Yeniden üretim: Sermaye büyürken proletarya ve onun bağımlılığını da yeniden üretir.
8) Emek soyutlaması: Kapitalizm ilerledikçe işçi tek meslekle ya da beceriyle sınırlı kalmaz, sermayenin ihtiyaçlarına göre sürekli değişmesi ve gelişmesi gerekir. Böylece emek soyutlaşır.
Bu sekiz madde somut örneklerle kitapta açıklanıyor. Kitabın temel tezi ise şu: Kapitalist üretimde kapitalist, işçinin emeğinin bir kısmını ödenmemiş olarak alıyor, buna artı-değer deniyor ve sermaye birikimi dediğimiz şey böylece mümkün oluyor. Bunun gerçekleşebilmesi için ise bir eşitsizlik ortamına ihtiyaç duyuluyor. Tarihsel olayların bir sonucu olarak, emek gücünden başka bir şeyi olmayanlar ile para ve meta sahiplerinin karşı karşıya gelmeleriyle karakterize olan eşitsizlik ortamı sermaye birikimini hızlandırıyor. Yani kapitalizmin özü emek sömürüsüdür. Kapitalist sistemin sürekli genişlemesi, kar oranlarını koruma çabası ve kriz eğilimleri de bu noktadan açıklanabilir. Ancak kapitalizmi insan doğasıyla ilişkilendirmemek gerekir. Kapitalist sistem köklü tarihsel dönüşümlerin ürünüdür, tarihsel olarak özgül bir biçimdir fakat doğal ya da ezeli değildir.
Kapital’i bu çağda okumak kavramların hala ne kadar güncel olduğunu fark ettiriyor: Krizler, borç sarmalları, güvencesizlik ve devletin sermaye lehine konumlanışı Marx’ın analizlerinin gücünü kanıtlar nitelikte. Benzer okumalar yapan biri için bu kitabı okumak önem teşkil ediyor diye düşünüyorum, kesinlikle tavsiye ederim.