Slovenya’da yaşayan genç bir kadın olan Veronika, dışarıdan bakıldığında düzgün bir hayatı olsa da içinde derin bir boşluk hisseder. Hayatın anlamsızlığını düşünerek intihar etmeye karar verir. Ancak denemesi başarısız olur ve bir akıl hastanesinde gözlerini açar. Doktorlar ona kalbinin zarar gördüğünü, sadece birkaç günü kaldığını söyler.
Ölümün yaklaşmakta olduğunu öğrenen Veronika, daha önce bastırdığı duyguları, arzuları ve hayalleri yaşamaya başlar. Hayata ve insana farklı gözlerle bakar. Akıl hastanesindeki insanlarla kurduğu ilişkiler sayesinde, toplumun “normal” kabul ettiği şeylerin aslında ne kadar sınırlayıcı olduğunu fark eder.
Roman, Veronika’nın ölümü beklerken aslında yaşamı, tutkuyu ve özgürlüğü keşfetmesini anlatır. Coelho, hayatın değerini ancak kaybetme ihtimaliyle yüzleştiğimizde fark ettiğimizi vurguluyor.