Kitap; Bir taşra şehrinin yoksul mahallesinde yaşayan, annesi ölünce babası ve kardeşine bakmak zorunda kalan, çok zayıf ve uzun boylu olduğu için mahallelinin ona kuru kız lakabını taktıkları kızın, kabuğunu kırıp kendi hayatını istediği gibi yaşamasını konu alıyor
Kitabın sonunu en başta okuyoruz aslında. Kuru Kız, komşularını, babasını, annesini ve erkek kardeşini anlatarak bizi geçmişe götürüyor.
Ismini bilmediğimiz, hiç evlenmemiş bir kadının hikâyesi bu. Komşularının ona taktığı isim: Kuru Kız.
"Kız kurusu" diyemeyenlerin dilinde yer etmiş bir lakap. Annesini, sonra babasını, en sonunda da erkek kardeşini kaybeden bu kadın, tüm acılarına rağmen kendini geliştirmiş, teknolojiyle arası iyi, zeki bir karakter. Öyle ki, erkek kardeşi bile ablasının bu zekâsından çekinmiş.
Ailesini birer birer kaybettikten sonra komşularının rahatsızlıkları, onu kandırma çabaları ve evini elinden almak isteyen kötü niyetli insanlara rağmen, Kuru Kız pes etmiyor. Cesaretini toplayıp yurt dışına gitmeye karar veriyor. Orada kendine yeni bir hayat kurmak istiyor.
Tek yönlü bir uçak bileti alıyor ve kırk yaşına girmesine birkaç ay kala, 02.02.2020 Pazar günü İstanbul Havalimanı'ndan Buenos Aires'e kalkan uçağa biniyor.
Yepyeni bir yaşam, yeni bir hayat onu bekliyor.