“ Hayatımı daha başlamadan benden kopardınız.” dedi Tom. “İnsanlar ne zamandan beri kendi yaşamlarını seçiyorlar sanki?” diye cevapladı kaderini acımasız ağlarla ören örümcek.
Bir hayat nasıl perperişan olur, bu hayatın içindeki tüm canları nasıl perperişan eder, size tüm inceliği ve yürek acısıyla gösteriyor. Berta Isla
Berta’nın yolculuğu çok şahsa münhasır bir hikaye. Kendisini ve olayları hiç sorgulamadan yaşamını sürdüren bir kocanın içindeki dehlizi anlamaya çalıştıkça Berta’nın tükenişini izliyorsunuz roman boyunca. Bilinmezliğin, güvensizliğin, ulaşılamayanın peşinden öyle bir sürüklüyor ki ruhunuz acıyor.
Kocası Tom’un dil yeteneğiyle hocasının takdirini kazanması, kocasının başına çok işler açıyor ve Kraliçeye hizmet eden orduda casusluk yapmak gibi çok önemli bir görevi üstelenmek zorunda kalıyor. Kendisiyle birlikte Berta da kendini bambaşka bir kaderin içinde buluyor. Tom’un karşılaştığı kişiler, korkuları ve kararları tüm bu kaderin sürgünü haline geliyor. Sürgündeki yaşantı Berta ve ailesine büyük bedeller ödetiyor. Her şey rayına oturduktan sonra ise zaman bir balyoz gibi tepelerine inse de artık her şey çok değişmiştir ve kimse artık eskisi gibi değildir. Kitapta en çok mağdur kimdir, bunun hesabını yapmaya çalıştıkça işin içinden çıkamadığım, ruhumu kasıp kavuran bir hikaye oldu diyebilirim.
Javier Marias dilinin yoğunluğuna,cümlelerin uzunluğuna ve zaman zaman bazı kaymalar, tekrarlara rağmen kurgunun muhteşemliği, ruhun labirentlerinde yaptırdığı gezinti, ünlü yazarlardan alıntılarla olayları bağlaması ve kaderin ördüğü ağlarda insanın çaresizliğini çok güzel anlatmış .
Ah, Javier Marias, sen bir efsanesin!
Canım Berta, seninle yolculuk yapmak şahaneydi!
Berta IslaJavier Marias · Yapı Kredi Yayınları · 2019142 okunma