Kız kardeşiniz sizi arayıp “Onu ben öl**rdüm” derse ne yaparsınız?
Polisi mi ararsınız? Psikoloğa mı gidersiniz? Yoksa mutfak dolabını açıp çamaşır suyunu mu çıkarırsınız?
İki kız kardeş düşünün.
Biri güzelliğiyle erkekleri öldürüyor. (Mecaz değil, gerçek)
Diğeri ise çamaşır suyu, eldiven ve soğukkanlılıkla izleri siliyor. Ablalık böyle mi olur?
Korede, başhemşire. Duygularını bir komadaki hastaya anlatıyor. En yakın arkadaşının nefes almadığı bir adam olması bile bu şehirde garip sayılmıyor.
Ayoola, “güzellik ayrıcalığı”nın vücut bulmuş hali. Erkekleri cezbetmekle kalmıyor, onların kuklası olmasını sağlıyor.
Baba, iki kızının çocukluğunu şekillendiren baskıcı, şid*et yanlısı ve yozlaşmış biri.
Ayoola’nın kolaylıkla şiddete başvurmasında da Korede’nin suskunluğunun kökeninde de baba var.
“Babam bizi d*verdi. Babam bizi satmaya çalışırdı. Babam… susmamız için bize susmayı öğretti.”
Kız Kardeşim Seri K*til kitabını okurken sinirlenecek ama sonuna kadar okumadan da bırakamayacaksınız.