10/10
·216 syf.··
Beğendi
·
2025 68. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 03 Ekim 2025 22:40
2000lerin başıydı. Ortadoğu’da yine tansiyonun yüksek olduğu zamanlardan biri. 11 Eylül sonrası El kaide ve ABD arasında Afganistan’da başlayan sonra Irak’a sıçrayan bir dizi savaş. Her akşam haberlerde şehirlerden yükselen dumanları izliyorduk. Türkiye savaşa girer miydi? Ya o savaş uçakları benim de ülkenin başkentini bombalamaya gelirse bir gün? Savaş olunca genç yaşlı fark etmeksizin erkekler askere alınırdı, filmlerde görmüştüm. 1. Dünya Savaşını görmüş neslin çocuklarından olan babaannemin savaş anlatılarını dinleyerek geçmişti çocukluğum. 1949 doğumlu amcam harp çıkarsa gider savaşırız diyordu. Medyanın sabah akşam verdiği savaş haberleri herkesin bilinçaltına yerleşmişti. Köylü bir kadın “dün gece bir rüya gördüm, köyün erkeklerini kurşuna diziyorlardı” diyordu. Zihnim ise tüm bu söylemleri harmanlayıp senaryolar yazıyordu kendince. Ya bir gün kapıya dayanıp babamı askere götürmek isterlerse? Asla buna izin vermezdim. Oturduğumuz eski anadolu evinin mimarı ve ustası olan dedemin inşa ettiği gömme dolaplardan birine saklarız babamı diye düşündüm. Yemeğini suyunu verir savaş bitene kadar ordan hiç çıkarmayız. Gelen, soran olursa yok deriz, zaten orda kimse bulamaz onu. Belki babam kendisi gidip savaşmak isterdi ama bu sefer ayaklarına kapanıp gitme diye yalvarırdım ona. “Gitme, sensiz yapamam” diye çığlıklar atardım vatansever bir adamdan bir antikahraman yaratmak istercesine. Görüp duyduğu eski savaş hikayelerini bütün ateşliliği ile zihninde yeniden kurabilecek kadar hayal gücü yüksek, modern dünyanın değişen savaş olgusunu algılamaktan da bir o kadar yoksun bir çocuk. İşte bir çocuk dünyaya tam olarak böyle bakardı. Bunu neden mi anlattım. Kitaptaki çocuk kahramanımız Claudia’nın olaylara bakışını bir nebze olsun tasvir edebilmek için. Kitabın konusu elbette savaş değil. Ama mutsuz bir dünyada zihni kocaman bir savaş alanıdır bir çocuğun. Soluksuz okudum bu kitabı. Son sayfaya kadar acaba ne oldu ne olacak diyerek yüreğim ağzımda ilerledim. Tekinsiz bir metin bu. Tıpkı adı gibi uçurumlarla dolu her yanı. Ha düştün, ha düşeceksin. Yer Kolombiya. Sekiz yaşındaki Claudia’nın ailesi ile sürdüğü mutsuz yaşamına tanıklık ediyoruz bu hikayede. Genç ve alımlı bir kadın olan Claudia’nın annesi 20’lerinin henüz başında iken kendinden yaklaşık 20 yaş büyük olan Jorge ile evlenir ve Claudia dünyaya gelir. Görece mutlu bir yaşamları vardır, ta ki Claudia’nın ellilerindeki halası henüz otuzunda olan genç bir adamla evlenene kadar. Hikayenin nereye gideceğini az çok tahmin edersiniz, lakin anlatıdaki asıl mevzu bunun çok ötesindedir. Yaşanan bir takım tatsız olaylardan sonra Claudia’nın annesi bir depresyona girer ve hayatları bir daha eskisi gibi olmaz. Olan biteni küçük kızın gözünden okuruz roman boyunca. Sağdan soldan duyduğu kadınlara dair ölüm, intihar hikayelerini zihninde harmanlayarak aynı sonu annesi için defalarca kurar kafasında küçük kız. Ya annesinin cesedi de bir gün istinad duvarına toslamış veya uçuruma kasten yuvarlanmış bir arabanın içinden çıkarsa? Ya da genç kadın öylesi bir uçurumdan beyaz gecelikleri ile, yalınayak, kuğu gibi süzülerek atlarsa? Claudia için artık her yer uçurumdur. Okulun bahçe duvarının bile devasa bir uçurumu andırdığını o anda fark etmeye başlar. Küçük bir kızın penceresinden yetişkinlerin dünyasına bakıyoruz bu eserde. Yetişkinlerin arasındaki mutsuz ilişkilerin bir çocuğun zihin dünyasını nasıl şekillendirdiğini büyük bir ustalıkla kaleme almış yazarımız. Claudia’nın zihnindeki uçurumları bir okur olarak içinizin derinliklerinde hissediyorsunuz, sanki çevirdiğiniz her sayfada yeni bir uçurum karşınıza çıkacak ve siz ordan düşüvereceksiniz gibi. Küçük kızın zihin dünyasındaki sonu gelmez korkulardan ibaret değil elbette eser. Bir genç kadının ebeveynleri tarafından şekillendirilen hayatını okuyoruz aynı zamanda. Ailesinin ve toplumun beklentilerini karşılamak üzere hayallerinden, eğitiminden vazgeçmiş bir kadın. “Hukuk.” “ne üniversitesi! Hukuk yok! İyi bir aile kızının yapması gereken, evlenmeyi düşünmektir. “ Sonra da uyumsuz evliliklerin meydana getirdiği enkazları. Belki çok sıradan bir hikayeydi fakat ne anlattığınızdan ziyade nasıl anlattığınız önemlidir. Çok ama çok beğendim. Sevgili Pilar Quintana,iyi ki tanıştık…
UçurumlarPilar Quintana · Can Yayınları · 2024466 okunma
·
133 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.