Liseye başlayan çocuklara aldırdıkları kitabı merak ettim. İnce ve kolay okunan bir kitap; bi yere kadar konular karışık, yarısından sonra Ahmet Haşim in Avrupa seyahati anıları ile devam ediyor. Bazı kelimeler eski Türkçe den olmasına rağmen cümlelerdeki anlam ve edebiyat insanı mest ediyor. Ama henüz ortaokulu bitirmiş bi çocuğun sevebileceği bir kitap değil,cümleler bu yaş çocuğuna çok ağır, konular çok sıkıcı gelecek. Heleki yazıldığı dönem ve şartları bilmeden okuduğu için birçok meseleyi anlamayacak. Kitap üniv öğrencilerine tavsiye edilse yeridir. Çocuklara kitap okuma alışkanlığı kazandıralim diye çabaladığımız yaşlarda böyle ağır ve alakasız kitaplarla soğutmasak onları daha iyi olmaz mı? Kitaba döneyim; yazarın her 5-6 denemede bir kadınlara laf atması ve aşağılaması hiç hoşuma gitmedi. Tipik bir özgür kadın düşmanı (boş) lafları; kadını sosyal hayatta istediği gibi giyinen,süslenen,gezen, var olan haliyle kabullenememe durumu! Neymiş hayvanların postlarına bürünüp, tırnaklarını uzatan kadın acaba neye dönüşmeye çalışıyormuş. O yüzündeki boyalar olmasa ne yaparmış, neye benzermiş, kim bağenirmiş!.. Yüzünü gözünü kapattığınız,yok saydığınız, insan yerine koymadığınız kadın evet artık görünüyorum en doğal, en vahşi, en süslü, en kadın halimle diye görünmediği yıllara inat,her şeyi abartarak, fazlalaştırarak, yaşayarak gözünüze gözünüze sokmak istemiş olabilir mi?!!! Kitabın ortalarında bolca Paristen bahsederken ben de birkaç kere Paris e gitmenin verdiği tecrübeyle o yılların Parisi ile bol bol karşılaştırma yaptım ve yine o güzel şehre hayran kaldım. Ve Paris yazıları bittikten sonra hayli sıkıldım hızlıca göz gezdirerek bitirdim. Bilmem çocuğum bu kitabı okur mu sorarsa onun yerine özet geçerim artık